Torku Jelifest

“Değişen Dünyada Değişen Doğumlar” sempozyumu

  • Giriş Tarihi: 23.05.2015 14:23
  • Güncelleme Tarihi: 14:23
“Değişen Dünyada Değişen Doğumlar” sempozyumu

Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun eşi Sare Davutoğlu, annesini doğum komplikasyonunda kaybettiğini belirterek, "Hepimizin ailesinde kaybedilmiş bir annenin hatırası vardır. Bir anne ölümü birçok şeyi ifade ediyor, tek bir insanın ölümünün çok üstünde bir şey" dedi.

Sare Davutoğlu, Biruni Üniversitesi’nde uluslararası katılımla düzenlenen “Değişen Dünyada Değişen Doğumlar” sempozyumunda yaptığı konuşmada, bugün bilgiye ulaşımın çok kolaylaşmasına rağmen tecrübenin paylaşımının aynı oranda olmadığını ifade ederek, kongrelerin bu anlamda son derece elzem olduğunu söyledi.

Ebelikle hekimliğin usta-çırak ilişkisi içerisinde öğrenilen sanatlar olduğunu dile getiren Davutoğlu, hekimliği “iyileştirme”, ebeliği ise “doğuma yardım sanatı” şeklinde niteledi.

Sağlıkçıların, sıkıntıları olmasına rağmen son derece şanslı olduklarını, dünyada görülebilecek en büyük mucizelere tanıklık ettiklerini vurgulayan Davutoğlu, doğumu “en büyük mucize” olarak değerlendirdi.

“Doğum bir kadın işi olarak ele alınmış”

Doğumun, kendisine özel, çok farklı bir enerjisinin bulunduğunu, bu enerji sebebiyle doğumla ilgilenen insanların dünyanın neresinde olursa olsun çok özel olduğunu anlatan Sare Davutoğlu, doğumla dillerin, inançların, farklı kültürlerin engel olamayacağı birliktelik ve sinerjinin ortaya çıktığını aktardı.

Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun eşi Sare Davutoğlu, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Tüm dünyada doğumlar değişiyor. Bunun bir tarihi arka planı var, her birimizin kendi hayatımız içerisinde şahit olduğu yönü var. Bir de tıbbi hayatıyla ilgili. Hekimsek, hekimlik hayatımız, eğitimimizden başlamak üzere, ebeysek, ebelik pratiğini de içine alan dönemle ilgili şahit olduğumuz veya öğrendiğimiz değişimler var. Tüm toplumlarda ortak olan bir özellik, doğum bir kadın işi olarak ele alınmış. Türk toplumunda, diğer toplumlardan farklı olarak doğum ve doğuma yardım hep kutsal kabul edilmiş. İslam öncesi Umay adı verilen bir tanrıçaya inanılmış. Belki de göçebe kültürün etkisiyle kadın ve erkeğin hemen hemen birbirine yakın konumlarda, toplumsal hayat içerisinde yer almasının sonucu olarak kadına, özellikle gebe kadına çok büyük değer verilmiş, dolayısıyla doğuma yardım eden ebelere de çok büyük değer verilmiş. İslam sonrası Selçuklular döneminde biraz daha sistematik hale gelmiş. Osmanlı döneminde de annelik kutsal ve ebelik değerli olmaya devam etmiş. Bu dönemde kadınların sağlık alanındaki ilk resmi mesleği, ebelikte olmuş.”

Bütün dönemler içerisinde doğumlar sırasında mahremiyete saygı gösterildiğini belirten Davutoğlu, doğumda, ebe ve gebe ile bunların izin verdiği iki kişinin yer almasına yardımcı olunduğunu söyledi.

Sare Davutoğlu, uzun yıllar önce Topkapı Sarayı’nda dikey doğum koltuğunu gördüğünde çok şaşırdığını anlatarak, o zamanların, doğuma ve ebelere saygı gösterilen dönem olduğunu söyledi. Aynı dönemde Batı’da bu saygının görülmediğini kaydeden Davutoğlu, “Kültürel arka planda hakikaken doğumu kolaylaştırma ya da zorlaştırma yönünde bir etki gösterdiği için Batı’da doğum ağrısı, kadının ilk günahına atfedilen bu suç nedeniyle çekmek zorunda olduğu bir ceza olarak düşünüldüğü için genellikle bu ağrıya çok saygı duyulmamış ve Ortaçağ’da yakılan kadınların üçte ikisini de ebeler oluşturmuş” diye konuştu.

“Ebe anne lakaplı çok yaşlı bir teyzemiz vardı”

Cumhuriyet döneminde, 1924’te, ebeliğin tıp fakültesine bağlı ortaokul sonrası üç yıl eğitim veren kurumlar haline geldiğini dile getiren Davutoğlu, şunları kaydetti:

“Çocukluk yıllarımızda benim yaşımdakiler hatırlayacaktır. Doğumların birçoğunun evlerde gerçekleştiği dönemlerde, çocukluk yıllarımızda çok saygın insanlar olarak ebelerimizi hatırlıyorum. Bizim ‘Ebe anne’ lakaplı çok yaşlı bir teyzemiz vardı, babamın da doğumunu yaptırmış. Aydın yöresinden gelmiş çok  esmer, Osmanlı döneminde Habeşistan’dan gelen bir grup vatandaşımızdan birisiydi. Ebe anne, her eve giren, herkes tarafından saygı gösterilen, sözüne itibar edilen, birtakım anlaşmazlıklarda başvurulan kişiydi. O dönemde de doğum, mahremiyete saygı içerisinde gerçekleşen, insanların teslimiyetle kabul ettiği, sezaryen gibi bir imkanın büyük oranda olmadığı bir süreç halinde yaşanıyordu. Fakat giderek doğum kurumsallaştı, bunun çok olumlu olduğu gibi bir takım olumsuz sonuçları da oldu. Elbette anne-bebek ölüm oranlarında çok ciddi azalmalar oldu. Ben de annemi bir doğum komplikasyonuyla kaybetmiş bir insan olarak, hepimizin ailesinde kaybedilmiş bir annenin hatırası vardır. Bir anne ölümü birçok şeyi ifade ediyor, tek bir insanın ölümünün çok üstünde bir şey.”

Anne ölüm oranlarının azaltılmasının doğumun kurumsallaşması, doğumun, büyük oranda hastanelerde gerçekleştirilmesiyle mümkün olduğunu belirten Davutoğlu, çocukluğunda doğumların normal olarak yapıldığını anlattı.

Sare Davutoğlu, “Çocukluğumda sezaryen olması gerektiği gibi bir ameliyat, doğum da normal spontane doğum olarak algılanmaya devam ediyordu” dedi.

“10 kişilik bir sancı odası vardı”Hızlı modernleşmeyle geçmişi biraz unutma ve tıbbi teknolojinin zaman zaman gereğinden fazla kullanılmasıyla sezaryen oranlarının arttığına işaret eden Davutoğlu, hastanelerde gerçekleşen normal spontane doğumların birçoğunun da müdahaleli doğumlar haline geldiğini kaydetti.

Sare Davutoğlu, 1980 yılında tıp fakültesine girdiği dönemde gebelerin bulunduğu alanların durumlarına ilişkin gözlemlerini anlattı.

Hastanede 10 kişilik bir sancı odasının olduğunu belirten Davutoğlu, şu görüşleri dile getirdi:

“O dönemlerde gebelerimizin, birbirinden bazen olumlu ama çoğu zaman olumsuz etkilendiklerini yüzlerinden hissedebilirdik. Öğrencilik yıllarımda muayeneler sırasında hastaların yüzlerine bakardım. Hakikaten çok büyük rahatsızlık duyduklarını hissedebiliyorduk. Çoğunluğu gözlerini kapatmayı tercih ederdi. Çok fazla hekim adayı tarafından muayene edilmek durumundaydılar, eğitim hastanesi olduğu için. Ben şimdi düşünüyorum, belki de  o kadar gerekli değildi. Kaliteli birkaç muayeneyle öğrenebileceğimiz o yeteneği hakikaten birçok hastayı travmatize ederek öğrendiğimizi şimdi değerlendirebiliyorum.”

“Doğum dinamik bir süreç”

Başbakan Davutoğlu’nun eşi Sare Davutoğlu, son 50 yılda yapılan çalışmaların doğumun ve doğumla ilgilenmenin dinamik bir süreç olduğunu ortaya koyduğunu ifade etti.

Doğumla ilgilenmeye başladığından itibaren her aşamada doğumla ilgili görüşlerinin, bilgisinin, görgüsünün arttığını söyleyen Davutoğlu, şöyle devam etti:

“Doğumla ilgilenmenin de dinamik bir süreç olduğu, yeniliklere açık olmak gerektiği, ‘Değişen dünyaya değişen doğumlar’ başlığı da o anlamda da çok önemli. Bizim de doğru yönde değişebilmeyi kabul etmemiz gerektiğini düşünüyorum. Çok yaygın uygulanan yanlışların, yanlış olduğunu farkedebilmek maalesef çok zor oluyor. Eğitim yıllarımızda anne sütüyle ilgili çok doğru bir yaklaşım sergilendiğini söyleyemeyiz. Yıllar sonra 2005 yılında Türkiye’de 4 ay süreyle bebeğin su dahil sadece anne sütüyle beslenme oranının yüzde 4 gibi düşük bir rakam olduğunu öğrenince çok şaşırmıştım. Ama bu elbette otorite olarak görülen sağlık personelinin yaklaşımıyla birebir ilgiliydi. Bu yanlıştan çok kısa sürede dönüldü. Hem Sağlık Bakanlığı hem tüm kurumlarımız hem çocuk hekimlerimiz anne sütünün ne kadar önemli olduğunu vurgulayarak, hastanelerimiz giderek ‘Bebek dostu’ hastaneler, şimdi de inşallah yavaş yavaş ‘Anne dostu’ hastaneler haline dönüşmeye başladı.”

O dönemde Türkiye’de anne ve yenidoğanın ihtiyaçlarının ihmalinin söz konusu olduğunu dile getiren Davutoğlu, ihtisas yaptığı yıllarda bebeklere ağırlıklı bebek odalarında bakıldığını söyledi.

Ebelelerin çoğunun o dönemde “üç ezan süresince bebeğin emzirilmemesi” gerektiğine inandığı için bebeği anneden bir müddet uzak tutmaya çalıştığını anlatan Sare Davutoğlu, Türkiye’de aynı yıllarda hızla sezaryen oranlarının arttığını kaydetti.

Sare Davutoğlu, “1993’te yüzde 7. Bu hepimizin ittifak edeceği gibi olması gereken birtakım sezaryenlerin yapılamadığına işaret eden bir değer. Çünkü yüzde 7 oldukça düşük bir rakam. Birtakım komplikasyonlu doğumların var olduğu ve sezaryen olması gereken bir kısım anne ve gebemizin, sezaryene ulaşamadığını ifade eden bir oran bu. 1998’de ise bu yüzde 14’e çıkıyor. Hemen hemen benim ihtisas yıllarım içerisinde iki katına çıkmış sezaryen oranları. Sonra çok hızlı bir artış olmuş 2003’te yüzde 21, 2008’de yüzde 37,  2013’te yüzde 48 ve 2015’de şu ana kadar ki rakamları yüzde 52 civarında” diye konuştu.

Bu artışın herkesin dikkatini çektiğini ve bu kapsamda “Sezaryen Oranlarını Azaltma Ortak Eylem Planı’nın hazırlandığını dile getiren Davutoğlu, planla 2013’te sezaryen oranlarının yüzde 35’e çekilmesinin öngörüldüğünü hatırlattı.

“Ortak yönümüz; doğuma saygı ve doğumu sevmektir”

Amaçlarının doğumlarının daha iyi ve sağlıklı olması olduğunu belirten Davutoğlu, yaşamın ilk anlarındaki olayların insanın sağlığını ömür boyunca etkilediğini dile getirdi.

Doğumla alakalı yaşam tecrübelerine de değinen Davutoğlu, şu bilgileri verdi:

“Doğum dinamik bir süreç olduğu gibi doğumla ilgilenmek de dinamik bir süreç. Kendi yaşadığım tecrübeler de doğuma bakışımı, doğumla ilgili kanaatimi çok etkiledi. Kendi yaptığım 5 normal doğum, sonra kızlarımın üç doğumu, ki bunlardan biri Amerika’da Nevyork’ta gerçekleşti. Ben orada doğumda temel asgari temizlik ve mekan konforu, gerekli tıbbi müdahalelerin yapılabilmesi, güvenilir bir ortam olduktan sonra başka hiçbir şeyin bundan daha önemli olmadığını anladım. Hakikaten hiç müdahalesiz bir doğum gerçekleşti ve bizlerden çok farklı düşüncelere sahip olan ebemizle ortak yönümüz; doğuma saygı ve doğumu sevmektir. Ebemiz, çok uzun saatler bizden ayrılamadı. Doğumun ortaya çıkardığı o pozitif enerji hepimizi çok etkilemişti.”

“Doğum bir yolculuk”

Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun eşi Sare Davutoğlu, Samsun’da iki hafta önce müessif bir olay yaşandığını belirterek, bir arkadaşlarının, üçlü test sonucu nedeniyle bir hastasının eşi tarafından darbedildiğini aktardı.

Davutoğlu, “Kendisiyle görüştüğümde bir aylık rapor almıştı. Şu ifadesi beni çok üzdü. Dedi ki, ‘Ben bir daha mesleğime dönebilecek miyim? O gücü kendimde bulabilecek miyim? Bilmiyorum’ Hakikaten özellikle medyamıza çok büyük görev düştüğünü, kendilerini hakim, yargıç yerine koyup, hemen hekimlere yargısız infaz yapmamaları gerektiğini vurgulamak gereğini hissediyorum” şeklinde konuştu.

Böyle olumsuz bir durumla karşılaşan hekimin hastalarına olan güvenini kaybettiğini dile getiren Davutoğlu, “Takip ettiğim hastalarıma diyorum ki, ‘Doğum bir yolculuk. Sizin bize güveniniz ne kadar önemli ise bizim de hastamıza güvenebilmemiz lazım.’ Bu güveni zedeleyecek her hususu ortaklaşa çalışmalarla, hem sağlık camiası hem gebelerimiz hem Sağlık Bakanlığımız hem de medya olarak olumsuz bütün hususları ortadan kaldırarak, hepimizin mutlu olacağı güzel doğumlara aşabiliriz” ifadelerini kullandı.

Sempozyum başkanı Yrd. Doç. Dr. Şule Selman, konuşmasının ardından Sare Davutoğlu’na adına diktikleri “fidan dikimi sertifikası”nı hediye etti.

 



> Yeni Meram >Sağlık > “Değişen Dünyada Değişen Doğumlar” sempozyumu
HABER YORUMLARI