kapat
Ruşeym Torku

Davutoğlu’nun Ablası İle Buluştuk

  • Giriş Tarihi: 20.11.2013 23:49
  • Güncelleme Tarihi: 23:54
Davutoğlu’nun Ablası İle Buluştuk

Bugün, Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’nun ablası Ayşe Çalık’la konuştuk.Evde yapılmış sigara böreği ve zeytinyağlı sarmanın eşliğinde adeta bir ev gezmesine dönen röportajımız, aynı ölçüde sıcak sohbetle devam etti.

Bakan Davutoğlu’nun yazısının düzgün  olmadığını, resim dersiyle arasının iyi olmadığını ve resim ödevlerini de ablası Ayşe Hanım’a yaptırdığını öğrendik.  Bu gün uluslar arası arenadaki en etkili kararlarda söz sahibi olan Bakan Davutoğlu’nun babaannesinin duasını almadan evden çıkmadığını, kuru etle pişirilen bulamaç çorbasına bayıldığını, Ayşe Hanım’ın da sosyal sorumluluk projelerine var gücüyle destek verdiğini de öğrendik.

Eğlenceli ve bir o kadar da aile bağlarının önemine değinen röportajımız aşağıda;

Sizi tanıyabilir miyiz

İsmim Ayşe Çalık. 55 yaşındayım.  Taşkentte doğdum, küçük yaşlarda İstanbul’a gittik. Babam ticaretle uğraşıyordu. 6 kız bir erkek kardeşiz.  Ahmet 3. kardeşimiz. Şimdi nasıl hitap etmem gerekir bilemedim ama  bakan da olsa  aile için Ahmet. İlk Fatih’e yerleştik. Ondan sonra Bahçelievler’e taşındık. Liseyi bitirip üniversite sınavlarına girdim. Yanlış sıralama yapmışım.  Basın Yayın Yüksekokulunu kazandım. Ama idealim hep tıp okumaktı. Tekrar sınava girmek isterken evlendim.   Eşim hukukçu. Daha sonra da 3 evlat sahibi oldum. Öncelik çocuklar oldu. Hep içimde ukdedir bitirseydim diye.

İstanbul’la bağınız hiç kopmadı sanırız?

Çocukluğum İstanbul’da geçti. Diğer kardeşlerim de orada. Bahçelievler’deki evimiz aynı noktada duruyor.  Hala orada bir araya geliriz ve çok güzel anları yeniden yaşarız.

O zamanın şartlarında tüm kardeşlerinizle eğitim alma ,imkanı bulmuşsunuz. Bu bir şans mıydı?

Tüm kardeşlerimiz belli yerlere kadar eğitim aldı. O yıllarda kız çocuğu okutmak zordu. Babam ileri görüşlü bir insandı. Toplumda saygı gören, sözü dinlenen biriydi. Hep destek verirdi. Mutlaka ders notlarımızı sorar aklında tutardı. Takip ederdi. Kardeşlerimden bir tanesi türban yasağı yüzünden eğitimini tamamlayamadı. Ama var olan imkanlar ölçüsünde hepimiz eğitim aldık. Babam zaten çok aktif bir insandı. İstanbul’a yerleştik. O yıl bizim gittiğimiz okulun Okul Aile Birliği Başkanı oldu.

Taşkent’te kalmış olsaydınız hayatınız nasıl olurdu?

Taşkent’te kalsaydık mutlaka farklı olurdu. Taşkent’te gelir kaynağı yoktu.  Herkes bir şekilde ya ticaretle uğraşıp oradan ayrıldı ya da eğitim için. Biz de o ailelerden biriydik. Şimdi de daha çok yaşlı kesim kaldı. Bizim çocukluk yıllarımızı dikkate alırsak orada kalıp yapabilecek bir şeyimiz yoktu. Ahmet geldiği zaman ziyaret ediyoruz. Babam İstanbul’dan Taşkent’e gezmeye geldi, orada vefat etti. Babamızın kabri de orada. Fırsat buldukça ziyaret ediyoruz.

Ahmet Bey’i sık görebiliyor musunuz?

 

Ahmet’i şimdi ben sık görüyorum. Diğer kardeşlerim sitem ediyor. Ben de siz önceden çok görürdünüz sıra bende diyorum. Ama sık görüyorum demek öyle saatlerce oturup sohbet etmek değil. Konya’ya geldiği zaman yarım saatliğine uğruyor. Bu sürenin yarısı da telefon konuşmalarıyla geçiyor. Nasılsın iyimsinin demeye fırsat kalmadan koşarak gidiyor.

Kalabalık bir aileden geliyorsunuz. Bunun avantajını yaşadınız mı?

Hep kalabalık bir ailede büyüdük. Aile bağlarımız çok kuvvetli. Hepimiz bir birimize karşı duyarlıyız. Ahmet’le aramızda İki yaş olduğu için daha çok arkadaş gibiyiz. Ablamla aralarında 6 yaş var.

İstanbul Bahçelievler’de kocaman bir evde amcamlarla karşılıklı otururduk. Amcamla babam ortak iş yapardı.   Babaannem de ya bizde ya da amcamlarda kalırdı. Nerede kalırsa kalsın,  Amcamın çocukları, biz. Hepimiz sabah babaannemin eliini öpüp duasını almadan kapıdan dışarı çıkmazdık. Özellikle de Ahmet. Çünkü babaannem ona dua ederken Ahmedim, pürlenip budaklanasın, çoğalasın, koç koç oğlanlar ardına düşe, büyük adamlar olasın, bütün dünya senin arkana gelip senden akıl sorsunlar diye dua ederdi. Babaannem çok pozitif, herkesle anlaşan bir kadındı. Eğer yanına gitmez, duasını almazsak sitem ederdi. Ahmet şimdi hep babaannemin duası gerçek hayatıma yansıdı der.

Rahat bir çocukluk geçirdiniz izlenimi uyandırıyorsunuz?

Çok rahat büyüdük. Maddi açıdan da sıkıntı yaşamadık. Ama küçük yaşlarda annemi kaybettik. O zaman benden dört yaş büyük olan ablam, Ahmet ve ben vardık. Annem öldü ve son 3 kardeşimiz diğer annemizden oldu. Allah razı olsun, çok iyiydi. Kardeşlerimiz bile çok sonraları öğrendi. Annemiz bizi kendi çocuklarından hiç ayırmaz, bizim ayrı anneden olduğumuzu da hiç belli etmezdi. O atmosferde biz de kardeşlerimizi hiç ayırmadık.  Hepimiz bir birimizin yanında yer alır, dertlerimizi, sevinçlerimizi paylaşırdık. Hala da öyle. Her ne kadar İstanbul’da büyüyüp yetişmiş olsak da gelenek ve göreneklerimizden, büyüklerimize saygı, küçüklerimize sevgi ve şefkatten ödün vermedik. Bu da bizim aile bağlarımızın güçlenmesine, bir birimize sıkı sıkıya bağlanmamıza yarar sağladı.

 

Ebeveynler konusunda çok hassassınız. Bu da aldığınız terbiyeden mi kaynaklanıyor?

Biz babaanneli bir evde büyüdük. Amcamlar, yengemler, hep bir arada. Evde büyüklerin yeri hep ayrıydı. Onlara duyulan saygı, gösterilen itibar çok farklıydı. Hep öyle gördük, öyle öğrendik.  Ben evlenip kayınvalidemin yanına geldim. 30 yıl birlikte yaşadık. Benim çocuklarım da aynı şekilde onun duasını almadan evden çıkmadılar. Gelen arkadaşlarına da önce babaannenlerinin elini öptürürlerdi. Büyüklerin yeri apayrı ama değerini zamanında bilmek lazım. Kayınvalidemle de anne kız gibiydik.

Kardeşinizin şu anda devletin en önemli kademelerinden birinin başında olması yaşamınızı etkiledi mi?

Bzim için devlete verdiği hizmet önemli. Biz yaşamımızı aynı şekilde devam ettiriyoruz.  Temizliğimi, evimin işini kendim yaparım. Taşkentli olduğumuz için özellikle yöresel yemeklere ağırlık veririz. Kayınvalidem de Taşkentli olduğu için eşimle de damak tatlarımız aynı. Bu yemeklerle yoğrulduk. Ahmet’in gelince programı belli. Gelmeden önce evine Taşkent yemeği bırakırım. Topalak , bulamaç yaparım. Bulamaç kuru etle yapılır. Eti kurutur Ankara’ya göndeririz. Kuru etin değişik bir lezzeti oluyor. Bulamaç basit ama illa o lezzeti ararız. Un çorbası yaparız. Taneli kuru fasulye yaparız. Kemikli kuru etten yaparız. Kavurmayı da çok severiz.

Ahmet Davutoğlu nasıl bir çocuktu?

Ahmet çok pozitif ve uyumlu bir çocuktu. Okula giderken yazısı çok kötüydü. Bu yüzden hep sıkıntı çekti. Başarısız olduğu tek ders ise resimdi. Bir türlü güzel resim çizemezdi. Bu yüzden de resim ödevlerini hep bana yaptırırdı. Sonuçta her çocuk resim konusunda yetenekli olmak zorunda değil. Okumaya karşı çok meraklıydı. Hedefi hep başarılı olmaktı. Siyaset falan onun için önemli değil. Ahmet’in şimdide esas hedefi hizmet etmek. Bunu gerçekleştirdiği ölçüde mutludur. Çocukları isyanda. Ailesiyle yeteri kadar zaman geçiremiyor. Yoğunluktan biz de görüşemiyoruz.  Ama hizmet aşkı, onun mutlu olmasına yeter.

Eleştirel yorumlara nasıl tepki veriyorsunuz

Ben Ahmet’in mutlaka en iyisini yaptığına inanıyorum. Yapılan eleştirileri de hiç dinlemiyorum. Kanalı değiştiriyorum. Çünkü çalışmasına kendini o kadar veriyor ki, böyle bir aşkla çalışanın gerçekten takdir görmesi gerek. Şaka bir yana elbette muhalif de olacak, herkesin farklı bakış açısı var. Kimliğimi açıklamadan ben de bazen soruyorum. Genelde güzel şeyler duyuyorum.

Son olarak söylemek istediğiniz bir şey var mı?

Ailemizden bir bakan çıktı. Hepimiz sevindik. Ama bu bizi değiştirmedi. Protokole yakın olmak, imtiyaz sahibi olmak anlamına gelmiyor.  Biz Taşkent kültürüyle yoğrulan, yaşamını bu çerçevede düzenleyen, gelenek ve göreneklerine bağlı bir aileyiz. Ahmet de dahil olmak üzere kuru etle yapılan bulamaç çorbasını ararız, kavurmamızı yapar kışa saklarız. Keçi etini yer, yöremizin değerlerine de sahip çıkarız. Böyle mutluyuz.

Bize evinizi açtığınız için çok teşekkür ediyoruz.

Zeliha BOZDEMİR-Çiğdem KURUT



> Yeni Meram >Arşiv > Davutoğlu’nun Ablası İle Buluştuk
HABER YORUMLARI