YAZARLAR

***

“KIYAMET günü nereye gitmek istiyorsanız, hazırlığınızı ona göre yapınız.”

***

ÖNCELİKLE yarın Kur’an-ı Kerim’in indirildiği gece olan Kadir gecenizi şimdiden kutluyorum. Gece, bu yıl yarın akşam başlayacak, bir gün sonra, yani Pazar akşamı sona erecek.

***

MİTSUBİŞİ’de işler iyi Sefer’im,

Unutmayız, Büyükhelvacıgil’im.

Şölen Ali’nin inciğini göçürdük!

Bay ve Tatlısu’yu birlikte gördük.

***

CEHENNEM’DEKİ AZAP…

Peygamber Efendimizin Miraç’ta cehennem bekçisi Malik’le konuşması…

Peygamberimiz anlatıyor:

“Malik, cehennemden iğne deliği kadar bir yer açtı. Oradan iplik inceliğinde siyah bir duman çıktı. O duman bir saat çıksaydı, bütün yeri ve semaları dumanın karanlığı sarardı. Güneşin, ayın ve diğer aydınlık veren şeylerin nuru görünmezdi. Ancak Malik, deliği o anda eli ile sığadı, duman yok oldu. Bakınca gördük ki, cehennem birbirinin katında 7 tabakadır. En yukarısına müminlerin en asilleri girer. Buranın azabı diğerlerinden hafiftir. 2’ncisi *Leza’dır, *Nasara girecektir. 3’üncüsü *Hutamedir, Yahudiler girerler. 4’üncüsü *Sair’dir, *Sabi’ler girerler. 5’incisi *Sakar’dır, Mecusi’ler girerler. 6’ncısı *Cahim’dir, *Müşrikler girerler. 7’ncisi *Haviye’dir, münafıklar gireceklerdir. Bir de Allah’lık davası güdenler girerler. Firavun, Nemrut gibi…

Ben, aşağı tabakada olanlara, azaplarının şiddetinden bakmaya takat getiremedim. Ancak üst tabakada olanlara baktım. Buraya ümmetimin asilleri girerler. Bakınca gördüm ki, orada ateşten 70 derya var. Her deryanın kenarında ateşten birer şehir var. Her şehirde ateşten 70 bin ev var. Her evin içinde ateşten 70 bin sandık var. O sandıkların içinde erkekler ve kadınlar var. Oraya hapsolmuşlar, yanlarında yılanlar ile akrepler var.

Sordum: “Ey Malik! Bu sandıkların içlerinde hapsolanlar kimlerdir?”

Malik şöyle anlattı: “Bunların bazısı insanlara zulüm edip haksız yere malını alanlardır. Bazısı da büyüklük sayıp zalim cabbarlık edenlerdir. Halbuki büyüklük, celal ve ikram sahibi yüce Allah’a mahsustur. “

SONRA bir kavim gördüm. Dudakları deve ve köpek dudakları gibi idi. Karınları şişmişti. *Zebaniler, ateşten tokmaklarla bunların karınlarına vuruyorlardı. Karınlarında bağırsakları kopuyor, *dübürlerinden dökülüyordu. Onlara böyle azap ediyorlardı.

“Bunlar kimlerdir?” diye sordum, Malik cevap verdi: “Bunlar ümmetinizde yetim malını haksız yere yiyenlerdir.”

BİR kavim gördüm, karınları dağlar gibi şişmişti, içine yılanlar ve akrepler dolmuştu ve orada hareket edip acı veriyorlardı. Bunlar ayağa kalkmak istedikleri zaman, karınlarının büyüklüğünden ve yılanlarla akreplerin hareketlerinden kalkmaya güçleri yetmiyordu, yıkılıyorlardı. Sordum, “bunlar kimlerdir?”

Malik anlattı: “Bunlar, ümmetinizden faiz yiyenlerdir.”

SONRA bir alay hatunlar gördüm, saçlarından asmışlardı. Bunlar için “kimlerdir?” dedim, Malik şöyle cevapladı: “Bunlar şu kadınlardır ki, yüzlerini ve saçlarını örtmeyip erkeklere gösterirler. Kocalarından başkasına *zinetlerini açarlar. Kocalarına eza ve cefa ederler.”

BUNDAN sonra bir takım erkek ve kadın gördüm. Bunları dillerinden ateş çengelleri ile asmışlardı. Tırnakları bakırdandı. Kendi yüzlerini yırtıp parça parça ediyorlardı. “Bunlar kimlerdir?” dedim, cevap verdi: “Bunlar yalan yere şahitlik edenlerdir. Koğuculuk yapıp söz gezdirenlerdir.”

BUNDAN sonra bir alay hatunlar gördüm, saçlarından kimisini göğüslerinden, kimisini de ayaklarından baş aşağı asmışlardı. Bunlar feryat ve sayha atıp duruyorlardı. “Kimlerdir?” diye sordum, Malik anlattı: “Bunlar zina edenlerdir. Ayrıca, çocuklarını düşürüp katil işi işleyenlerdir.”

BUNDAN sonra bir alay adamlar gördüm. Bunlar, kendi yanlarının etlerini koparıp ağızlarına koyuyorlardı. Yemeyip ağızlarında gizliyorlardı. Ama *Zebaniler onlara ‘yiyin’ diye zorlayıp yediriyorlardı. Tekrar koparıp ağızlarına alıyorlardı. Bu şekilde onlara azap ediyorlardı. “Bunlar kimlerdir?” dedim, Malik anlattı.
“Bunlar ümmetinizden şu kimselerdir ki, insanları yüzlerine karşı ayıplar, zammederler. Ayrıca arkalarından kötüleyip gıybet yaparlar. Elleri, dudakları, kaşları ve gözleri ile işaret ederek insanları alaya alırlar.”

BUNDAN sonra bir kavim gördüm ki, tam susadıklarından ötürü yanıp feryatla su istiyorlardı. Onların bu isteklerine karşılık ateşten kadehlerle kaynar sular verilip ‘iç’ diyerek zorlanıyorlardı. Onlar bu kadehi ağızlarına yakın götürdükleri zaman o suyun şiddetli kaynamasından yüzlerinin etleri pişip kadehin içine dökülüyordu. İçince ise bağırsakları parça parça olup dübürlerinden dışarı dökülüyordu. “Bunlar kimlerdir?” diye sordum, Malik anlattı:

“Ümmetinizden şarap ve keyif verici şeyleri içenlerdir.”

BUNDAN sonra bir alay kadın gördüm: Baş aşağı ayaklarından asılmışlar, dilleri uzayıp ağızlarından sarkmıştı. Zebaniler onların dillerini ateşten makaslarla durmadan kesiyorlardı. Dillerini kestikçe uzuyordu ve bunlar eşekler gibi anırıyor, köpekler gibi uluyorlardı. “Bunlar kimlerdir?” dedim, Malik anlattı: “Bunlar ölüsü öldüğü zaman feryad-ı figan eden kadınlardır.”

BUNDAN sonra bir takım erkekleri ve kadınları gördüm. Bakırdan fırınlar içine oturtulmuşlardı. Altlarından ateşler ve alevler çıkıp başları ile beraber bütün vücutlarını bürüyordu. Gayet kötü kokular geliyordu. “Bunlar kimlerdir?” diye sordum Malik cevap verdi:

“Bunlar zina eden erkek ve kadınlardır. dedim, “Onların *ferçlerinden çıkan şeyin kokularıdır.”

BUNDAN sonra bir kısım kadınları gördüm ki, asılmışlar. Elleri boyunlarına sıkıca bağlanmış. “Bunlar kimler?” diye sordum, Malik anlattı: “Kocalarına hıyanet edip mallarını telef edenlerdir.”

Peygamber Efendimiz, “bir kavim gördüm ki, bunların cesetleri *hırızına, yüzleri de köpek yüzlerine benziyordu. Dübürlerinden ateş çıkıyordu. Yılanlar; akrepler onları sokuyor etlerini yiyorlar. Bunlar kimlerdir?” dedim, Malik şöyle anlattı:
“Bunlar ümmetinizden namaz kılmayan, gusül etmeyenlerdir.”

BUNDAN sonra bir takım kadınları ve erkekleri gördüm. Bunlar ateşle azap ediliyordu. Bunların üzerine Zebani’ler musallat olmuştu. Bunlar feryat ettikçe Zebani’ler sopalarla vuruyorlardı. Karınlarına ateşten süngüler saplıyorlardı. Vücutlarını da ateşten kamçılarla dövüyorlardı. ”Bunlar kimlerdir?” diye sordum, Malik cevapladı: “Bunlar da ana ve babalarına isyan ederek karşı gelenlerdir.”

YİNE bir kavim gördüm. Boyunlarına ateşten dağlar gibi büyük halkalar geçirmişlerdi. “Bunlar kimler?” dedim, Malik anlattı: “Bunlar, üzerinde bulunan emanetleri sahiplerine vermeyenlerdir.”

BUNDAN sonra bir kavim gördüm. Zebaniler bunları ateşten bıçaklarla boğazlıyorlardı. Ama bunlar aynı saatte diriliyorlardı, Dirilince Zebani’ler tekrar boğazlıyorlardı. “Bunlar kimlerdir?” dedim, Malik anlattı: “Bunlar haksız yere adam öldürenlerdir.”

BİR kavim daha gördüm. Gayet çirkin ve kötü kokulu cife yiyorlardı. “Bunlar kimlerdir?” dedim, Malik şöyle anlattı: “Bunlar gıybet edip insanların etini yiyenlerdir.”

Bunlardan başka Cehennem’de iki sınıf insan gördüm. Bunların bir sınıfı erkeklerden, bir sınıfı da kadınlardandı. Azapları çok şiddetli idi. “Bunlar kimlerdir?” dedim, Malik cevapladı: “Bu erkekler, beylerin önünde, sopa ve kamçılarla gidip zavallı fakirlere vurup zulüm edenlerdir. O kadınlar ise *sureta libas giyip hakikatte cümle azası belli, açık hükmünde ve erkeklere aşikar olanlardır. Ayrıca dışarı çıktıkları zaman, erkekleri kendilerine çekenlerdir. O sebepten başları deve hörgücü gibi büyük olup selametle doğruca cennete giremezler.”

BUNDAN sonra Cehennem’de bir alay erkek ve dişi kimseler gördüm. Bunların azabı birbirine benzemiyordu. Her birine bir başka türlü azap olunuyordu. Bu tabakada azap olunanlar arasında şiddetli azap olunan yoktu. Şöyle azap ediliyorlardı: Bunları ateşten sopalar üzerine asmışlardı. Etleri pişip dökülüyor, sadece kemik kalıyorlardı. Hakk Teala onların etlerini bitiriyor, yine önceki gibi etleri pişip dökülüyordu. “Bunlar kimlerdir?” diye sordum, Malik şöyle anlattı: Bunlar, vücut sağlığı yerinde iken namazı terk edenlerdir.”

Ve şöyle dedim: “Ey Malik! Kapıyı kapa. Bakacak takatim kalmadı.” Malik şöyle dedi: “Ya Resulullah! Ümmetinizi çok çekindirin. Allah’ın emirlerine aykırı hareket etmesinler. Çünkü Allah’ın azabı şiddetlidir. Cehennem 7 katlıdır. Sizin bu gördükleriniz ilk tabakasıdır. Aşağıları çok daha şiddetlidir.”

Bunu dinledikten sonra Resulullah Efendimiz ümmetine şefkatinden dolayı ağlamaya ve niyaza başlar. O kadar çok ağladı ki, Cebrail ve Mukarreb melekler ve orada bulunan diğer melekler dahi ağlamaya başladılar. Resulullah Efendimizin tazarru ve niyazına ‘Amin’ dediler. Bunun üzerine izzet sahibi yüce Hakk’tan şu hitap geldi:

“Habibim, senin değerin benim katımda büyüktür. Şefaatin makbuldür. Gönlünü hoş tut. Seni muradına eriştirdim. Kıyamette sana bir makam vereceğim, şu kadar asileri sana bağışlayacağım. Ta ki, ‘yeter’ diyesin. Senin ümmetini, sair ümmetin üzerine seçtim. Seni de onlara şefaatçi kıldım. Dilediğin kadar şefaat eyle, kabul ederim.”

SONRA… Malik’ten sonra Cehennem hazinleri 18 tanedir. Malik’le birlikte 19 olurlar. Onun üzerine 19 melek tayin edilmiştir. Yüce Hakk, Peygamberimize şöyle buyurdu: “Senin ümmetine 19 harfli bir cümle ihsan eyledim. Ümmetin onu devamlı olarak okursa, kendilerini o 19 Cehennem hainlerinden ve onların yardımcıları olan Zebani’lerin azabından emin kılarım.” O cümle şudur:

“BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM.”

HİCR SURESİ-44: Cehennemin yedi kapısı vardır. On­lardan her kapı için birer gurup ayrılmış­tır.

Cehennemin yedi kapısından maksat yedi tabakadır. Bazı rivayetlere göre bu taba­kalardan ilki olan Haviye günahkar müminler için; ikincisi Sakar yahudiler için; üçüncüsü Sa’ir hıristiyanlar için; dördüncüsü Cahim Sabi için; beşincisi Leza ateşperestler için; al­tıncısı Hutame putperestler için ve pek çok adlarla anılan yedincisi münafıklar içindir.

*Dübür : Makat anlamına da gelmektedir. *Ferc: Tenasül uzvu. *Zinet: Süslenmek. *Sureta Libas: Dıştan göründüğüne göre. *Nasara: Kur’an-ı Kerim’de bir yerde geçer, Hristiyan anlamına da gelir. *Müşrik: Kuran’a göre affedilmeyecek tek günah olan şirki din edinmiş kişi. *Sabi: İnsanın doğumundan büluğ çağına kadar geçen devresinde aldığı ad. *Zebani: Cehennem bekçisi.

Bir de kim veya kimler dinlemiş bu konuşmaları? Nerede dinlemiş-ler? Ne zaman dinlemiş-ler?

Dinleyenler ‘Emevi Müslümanları’ olmasınlar!

> Yeni Meram >Yazarlar > “Cuma”lık (Azaplar)
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yeni Meram'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ MERAM veya yenimeram.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.