YAZARLAR

***

“EĞRİ cetvelden doğru çizgi çıkmaz.”

***

PADİŞAH VE EVLİLİK…
Padişahın biri 40 yaşında ancak evlenememiştir. Ülke halkı ve zenginliği emrinde olmasına rağmen, hiçbir şeyden zevk alamaz hale gelmiş, dünyasına küsmüştür. Ne yapılırsa yapılsın padişah hiç bir kızı beğenmez. Bir gün canı çok sıkılır ve vezirini yanına çağırarak atını ve azık hazırlanmasını emreder.

Vezir sorar: “Nereye gideceksiniz?”

Padişah: “Bir müddet kendimi dağa taşa vurup yalnız kalacağım. Bir süre beni aramayın.”
Nereye gittiğini bilmeden yollara düşer. Uzun süre dağlarda dolaşır. Birgün bir manzara ile karşılaşır. Az ileride yaşlı, nur yüzlü bir ihtiyar görür. İhtiyar, yerde oturmuş ve hayvan derisi üzerine bir şeyler karalamaktadır. Padişahı görür görmez saklamaya çalışır. Bu telaş padişahın dikkatini çeker. Kendisi at üstünde, adam yerde çömelmiş durumdadır. Yaşlıya seslenir: “Hey! Sen ne yazıyordun bakayım?”
Yaşlı adam: “Sana ne be adam!”

Padişah hiddetlenir ve tekrar seslenir:

“Ben padişahım. Sorumu cevapla!”
Yaşlı adam: “Söyleyemem sırdır.”
Padişah atından iner kılıcını çeker, “Son defa soruyorum, cevaplamazsan boynunu uçururum” der. Yaşlı adam bakar durum vahim, “Etme eyleme oğul, ben ne yazdığımı söylersem zaten yaşayamaz ölürüm” diye cevaplar.
Padişah üsteler: “Söylemezsen yine öleceksin. Ver şu yazdıklarını okuyacağım.” Çare kalmamıştır, sırrını açıklayacaktır: “Dur oğul anlatayım. Kaderleri yazmakla görevlendirilmiştim, onları yazıyordum.”

Padişah şaşırır, “Benimle dalga mı geçiyorsun bre gafil! Kaderleri yazmak ne ola ki?” diye haykırır.

Yaşlı adam, “Yemin ederim ki bu işle görevlendirilmiştim, kaderini önceden açıklayacak olursam ardından ölürüm, bu sebeple soru sorma” diye yalvarır. Padişah daha da meraklanarak bağırır: “Hadi o zaman söyle de öğreneyim. Ben bekarım, kiminle evleneceğim?”

Padişaha der ki: “Dur bakalım senin için ne emredilmişti?” Padişah: “Söyle de kaderimin kim olduğunu öğreneyim.”
Yaşlı adam yazdığı deri parçalarını karıştırır ve padişaha ait olanı bulur, okumaya başlar: “Senin kaderin filan obada çobanlık yapan falan kişinin yeni doğmuş kırk günlük kızıdır.” Padişah daha gür bir sesle: “Deli misin be adam! Benim gibi kırk yaşında birinin kaderi nasıl yeni doğmuş bebek olabilir?”
Yaşlı adam: “Emredilen ne ise yazmakla mükellefim, kaderinde ne varsa onu göreceksin.”
Padişah zıvanadan çıkar: “Kırk günlük kız kaderim olamaz. Gidip kaderime yazılan o kızı ellerimle öldüreyim de gör, kader nasıl engellenirmiş!”
Atına atlar, uzaklaşır. Yaşlı adam vermemesi gereken sırrı açıkladığı için yere yığılıp ölür. Padişah tarif edilen obaya gelir. Adamın çadırının hangisi olduğunu sorar bulur ve içeri girer. Kimse yoktur. Aile reisi çobanlık için yaylada, karısı dere kenarında çamaşırdadır. Çadırda bir beşik vardır ve yeni doğmuş bir kız uyumaktadır.
Padişah, “Bana kader olarak yazılan kız çocuğu bu olmalı” deyip öldürmeye karar verir. Kamasını çıkardığı gibi kızın göğsünden başlayıp göbeğine kadar olan bölümü keser ve çadırı terk eder. Kızın annesi çadıra döner ve gördükleri karşısında kanı tutulur. Birileri yardımına koşarlar. O zamanlar doktor olmadığından, kızın bağırsaklarını karnının içine toplayıp çuvaldızla eğreti olarak dikerler.

Padişah sarayına dönmüştür. 60 yaşında ve bekardır. Bir gün dere kenarına iner, gördüğü manzara karşısında dili tutulur! Aman Yarabbi! Bir kız var, yaşı 18-20. Güzelliğini görür görmez evlenmeyi düşünür. Kıza yanaşır, “Benimle evlenmeni istiyorum, ben padişahım” der.
Kız boyun eğer: “Emrederseniz padişahım.” Padişah der ki: “Anneni babanı bilgilendir. Seni isteyeceğim.” İster kızı, düğün dernek kurulur ve evlenir. Gerdek gecesi hanımına sarılır. Padişahın dikkatini çekmiştir. Kızın göğsünden göbeğine kadar büzülmeler vardır.
Sorar: “Nedir senin vücudundaki bu izler?”
Hanımı cevaplar: “Kırk günlük bir bebek iken, zalimin biri çadırımıza girip beni bıçakla öldürmeye çalışmış, ama Rabbim öldürmemiş.”
Padişah yatağından fırlayıp seccadesini serip namaza durur, yalvarır: “Rabbim! Yazdığın kaderden kaçılamayacağını bilemedim, affet!” Ve sabaha kadar Allah’a secde eder.

Hepimiz, kanatlanıp uçsak bile kaderden kaçılmayacağını bilmeliyiz.

> Yeni Meram >Yazarlar > “Cuma”lık
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yeni Meram'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ MERAM veya yenimeram.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.