YAZARLAR

Karmaşık, bir o kadar da zor günler yaşıyoruz. Çin’in Vuhan kentinde ortaya çıkan bir virüs, kısa sürede tüm dünyayı derin bir sessizliğe ve çaresizliğe bürüyerek pandemi halini aldı. Tüm insanlık, aidiyet olgusunu tamamlayan, özel ve bireysel alanların tanımlandığı fiziksel çevresi, özerklik alanı, barınma ihtiyacını karşılayan tekil mekanı “ev”inin içerisinde vakit geçirmek hatta evinden çıkmamak zorunda kaldı.
Deprem, yangın, sel gibi doğal afetlerin yılın başından beri uğursuz kara bulutlar halinde üzerimize çöktüğünün zaten farkındaydık. Ama bu salgının bu afetlerden ayrılan birçok yönü var. Bu pandeminin bir süre daha devam edebileceği ihtimalini düşünürsek, yansımalarının tasarımın her alanında görülebileceğini tahmin etmek zor olmaz.
Salgın hastalıklar ve sosyal ayrışma
Doğal afetlerin kentleri hem fiziksel hem de sosyal yönden etkilediğini, kent tasarımında aktif rol aldıklarını ve önemli belirteçler olduklarını artık hepimiz biliyoruz. Peki salgın hastalıklar kent dinamiklerini, mekan üretimlerini nasıl etkiliyor?
Dünya bu salgınlarla daha önce de büyük mücadeleler verdi. Geçmişten bugüne insan sağlığını tehdit eden, toplu can kayıplarına sebep olan salgın hastalıkların ve aldığı canların sayısı hiç de az değil. Tarihte ilk bilinen salgın milattan önce Atina’da ortaya çıkan veba salgını, 1000 kişinin ölümüne neden olmuş. 1300’lerdeki Kara veba Salgını toplumsal ayaklanmaları da tetikleyerek, döneme maskesiyle damga vurmuş. 1918’de H1N1 virüsü, 2012’de batı Afrika’da ortaya çıkan Ebola virüsü ve 2009’da ortaya çıkan ve uluslararası soruna dönüşen Domuz Gribi artık hayatımızın içinde.
19. yüzyılda Hindistan’daki Ganj nehri kıyılarından dünyaya yayılan Kolera, tam olarak altı defa pandemiye dönüştü. Osmanlı döneminde İstanbul, bu salgınla tanıştığında henüz bir sağlık kurumu/kurumsallaşması yoktu. Ganj nehri kıyılarından yayılan bu salgın, Doğu olarak nitelendirilen coğrafyanın modernleşme ile birlikte daha keskin sınırlarla ayrıştırılmasına neden oldu.
Bu salgın hastalıklarla mücadele, her dönem kent politikalarının üretilmesinde ve kentleri şekillendirmede belirleyici oldu. Koleranın kentsel mekana yansıması, göçmen ve yoksul mahallelerinin hastalık merkezleri olarak görülmesine, bu da devamında sosyal-mekansal ayrışmaya sebep oldu.
Avrupa’da Veba salgını ve kent yapısına etkileri
Avrupa’nın toplumsal hafızasına korku ve felaket dönemleri olarak kazınan 19. Yüzyılın veba salgınlarının sosyal, siyasal ve ekonomik alanlardaki tezahürü küçümsenmeyecek boyutlardadır. Hastalığın yayılmasında tıpkı bugünkü gibi insan hareketliliği esas rolü oynamıştır. Düzensiz kentler ve pisliğin yanı sıra uzun süren savaşlar, toplu göçler, fakirlik ve artan ticaretle Avrupa’ya kısa sürede yayılan veba nedeniyle ölenleri gömmek için büyük çukurlar kazmak zorunda kalınmıştır. Bunun yanında birçok yazar ve düşünür, salgının artan nüfusu engellediği için günümüz Avrupa’sının bugünkü refah seviyesine geldiğini, feodalizmi yıktığını, kent mimarisini değiştirdiğini ve ormanları koruduğunu savunmaktadır. O zaman için alınan tedbirler, toplumun alışkanlıklarını ve yaşam biçimlerini değiştirerek kalıcı hale gelmiştir. Pazar yerleri yeniden düzenlenmiş, kentsel kamusal alanlara belirli periyotlarla temizlik şartı getirilmiştir. İlk kanalizasyon yapılmış ve çöplerle ilgili yeni düzenlemeler getirilmiştir. İlk halk sağlığı yetkilileri gerekirse fuar ve sokakları kapatma ve özel mülkiyetleri yakma yetkisiyle donatılmıştır. Veba kentleri hayalet kasabalara çevirirken, hasta olan zenginler evlerinde, halk ise ya kalabalık hastanelerde ya da veba evlerinde toplu halde kalmaya zorlanmıştır. Bu uygulama o zamanlarda da oldukça adaletsiz görünse de, kasaba ve şehirlerde salgının yayılmasını engellemiştir.
Avrupa’nın veba salgınlarından ve salgınların bir daha tekrarlanmamasının önemli nedenlerinden birisi, mevcut yapı stoklarının iyileştirilmesi ve sağlıklı yeni yapı stoklarının üretilmiş olmasıdır. Veba Avrupa’da mimariyi ve yapılarda kullanılan teknikleri, temel malzemelerini önemli ölçüde değiştirmiştir. Evler yeniden planlanmış, cadde ve nehirler temizlenmiş, şehirler sürekli temiz tutulmuş, şüpheli insanlar kentlere sokulmamıştır. Salgın, ulusal sınırların oluşmasını, merkezi ve disiplinli önlemler alınmasını sağlamıştır. Ekonomik ve sosyal hayatın tümüyle duraklamasına yol açan veba, diğer taraftan tıp bilimi ve canlılarla ilgilenen bilimlerin gelişmesine de katkıda bulunmuştur.
Hayatımızın parçası virüsler
Her ne kadar bu gibi salgınlar geçici gibi görünse de, etkiledikleri kitleler giderek çoğalıyor. Günden güne gelişen virüs tipleri, artık hayatımızın bir parçası olacak haline gelecek ve en çok da yapısal çevremizde yeni mekan çözüm arayışlarına neden olacak gibi görünüyor. İnternet üzerinden bir süre daha takip edilecek olan eğitim, kültürel, ticari faaliyetler, uzun vadede farklı çözüm arayışlarını zorunlu kılacak. Kentlerde kamusal alanların yeniden düzenlenmesi, gerekli tedbirlerin alınması daha da zorunlu hale gelirken, yapımsal ve yönetsel uygulamaların değişmesine, çalışma şartları ve çalışma mekanlarının yeniden tasarlanmasına öncülük edecek. Yeni mekanlar tasarlanırken “sosyal izolasyon” mesafesi referans alınacak. Sosyal ilişkiler daha özenli ve dikkatli ilerleyecek. Satış ve ticari faaliyetler, müşteri ile ilişkiler güncellenecek. Home-office ve uzaktan çalışma uygulamaları, mekânsal gerekliliklerin ve mimari ihtiyaç programlarının yeniden yorumlanmasına neden olacak.
Yeni, yine, yeniden
Düşünün ki gözle görülemeyecek kadar küçük mikroskobik bir virüs, tüm insanlığa nasıl yaşaması gerektiğini tekrar öğretiyor, normları sorgulatıyor. İnsanoğlunu, bizleri çaresiz bırakıp, en masumlarımız çocuklara ise bulaşmıyor, onları öldürmüyor. Bize özel bu derin mesajı anlayabilme ve kendimize bir çeki düzen verme zamanı sizce de gelmedi mi? Küresel ve ülkesel sınavlarımız bitmiyor. Türkiye’nin sınır kapılarını “açmasıyla” başlayan sınıra sıkışan göçmen krizi, salgınla birleştiğinde yeni bir mekansal “sınır” söylemi ve pratiği kurmamızı zorunlu kılıyor. Küresel anlamdaki bu mekansal çekişmede, kimin nasıl bir tavır alacağı, nasıl bir tutum sergileyeceği aynı zamanda tüm insanlığın sınavı olacak.

> Yeni Meram >Yazarlar > CORONA’NIN TASARIMA BULAŞMASI
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yeni Meram'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ MERAM veya yenimeram.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.