YAZARLAR

■ Bu memleket her gün bir Mustafa Kemal yetiştirecek kadar velut değildir; ama üç beş günde “devrim” yapacak kadar verimlidir.

***

Dünkü soru şuydu;

CHP’ deki yenileşme mi, devrim mi, deprem mi, tsunami mi?

Yanıt dört sorunun içeriğinde saklıdır;

Hem yenileşme, hem devrim, hem deprem, hem de tsunami!

Bu dört soruya değişen olaylar karşısında bir beşincisi de eklenmelidir;

Statükoyu yıkmak mı?

Mevcut 101 milletvekilinden 75’i saf dışı bırakıldı. Üstüne üstlük çoğu ağır top olan ve siyasal yaşamımıza damgasını vurmuş isimler de artık Mecliste yok. Kılıçdaroğlu, “Gençleşeceğiz!” dedi ve bastı çizikleri. Kuşkusuz bu bir risktir, başarı yollarında riskler vardır ve olacaktır. Diğer partiler çizmedi mi? Onlar da çizdi;

AKP’den 167,MHP’den de 27 miletvekili.

■ Siyasi partiler arasındaki fark, Pepsi Cola ile Coca Cola arasındaki fark gibidir.

AKP ve MHP’nin çizikleri daha başkaydı, onlar ahde vefa göstermiş yol arkadaşlarını ötekileştirmemişler, sahip çıkmışlardı.

Gerçek şu ki, değerlendirme ne olursa olsun, CHP’deki tartışmalar sür- git devam edip gidecek ve hiç bitmeyecek.

Yenileşmeye ve devrime hiç diyeceğimiz yok; ancak ahde vefa da önemlidir. Ağır topları bir kalemde silip atmak, postmodern yenileşme de olsa vefa olgusu kültürümüzde ve geleneğimizde önemli yer tutar. Siyasal alanda hep aynı yüzleri görmekten usandık usanmasına da yine de gidenlerin sulu gözlerine dayanamıyoruz; bizim duygusal niteliğimizdir. Siyasette duygusallığın yeri yoktur, mantık daha çok iş görmektedir.

CHP’deki yenileşme hareketinin tutup tutmadığının en somut testini 12 Haziran seçimlerinin sonucu oluşturacaktır. Riskleri olsa da bir maya çalınmıştır. Nasreddin Hoca hesabı, ya bir de tutarsa? İşte o zaman taşlar yerli yerine oturacak, Kılıçdaroğlu rüzgârı CHP’nin getiri hanesine yazılacaktır. Siyaset aynı zamanda bir hesap-kitap işidir;

■ Partiler düzenli düşüncelerdir.

CHP’de devrimsel hareketin ilk olumlu ürününü kadınlara gösterilen ilgi de bulmak olanaklıdır. Örneğin, geçen seçimde 52 olan kadın aday sayısı 109’a yükselirken 40 kadın aday Meclis’e girebilecek sıralarda yer aldı.

Cumhuriyet ve demokrasinin kurucucusu

CHP’den hep olumlu haberlerin yansıması rejimi daha da güçlendirecek, güveni ve özgüveni de giderek pekiştirecektir;

■ Siyasi partiler birbirini kontrol etmek için kurulurlar.

Kadın adaylardan satırbaşı açınca aklıma bir fıkra geldi, biraz da şaka olsun;

Seçimi kaybeden aday homurdanıp durunca sormuşlar;

—Hangi partidensiniz efendim?

Aday hüzünlü. Yanıt vermiş;

—Erkekleri dururken kadınları milletvekili yapan partiden.

Bir anı fıkra da geçmişten;

İsmet Paşa’nın oğlu rahmetli Erdal İnönü, bir seçim mitingi için Rize’ye gitmişti. Kürsüde konuşan ince zayıf uzun boylu İnönü’yü gören Temel sordu;
— Habu konuşan adam da kimdur?
Yanıt verdiler;

— İsmet İnönü’nün oğlu Erdal’dır!

Temel kalabalığa, bir de uzun boylu, zayıf Erdal İnönü’ye bakar ve sonra da konuşur;
— Uy desene Paşanun çok günahını almışuz. Rahmetli II. Dünya Savaşı yıllarında bizleri çok aç bırakmıştı. Ne kadar adaletli davranmuş, kendi uşağını da aç bırakarak ne hale getirmiş!

Başlıktaki soruyu bir kez daha soralım;

CHP nereye koşuyor?

13 Haziran sabahı göreceğiz!

BİR DAMLA:

■ Özgür bir ülkede her birey kendi görüşünü açıklama hakkına; diğerleri de onu dinlememe hakkına sahiptir.

> Yeni Meram >Yazarlar > CHP NEREYE KOŞUYOR?
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yeni Meram'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ MERAM veya yenimeram.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.