YAZARLAR

Dünya hiçtir, ona kıymet verip peşinden koşan da hiçtir. Bu dünyanın, Allah indinde sivrisineğin kanadı kadar bir kıymeti olsaydı, kâfire bir yudum su vermezdi.

***

Mal-mülkü olan zengin kişi dini bütün bir Müslüman’ı evine yemeğe çağırır. O kişiye davete yanıt verir, gelir ve sofraya oturur hiç yemeyince de davet sahibi sorar;

– Neden yemezsiniz?

Yanıt verir;

– Benim ciğerparelerim, evde aç susuz beklerken nasıl yiyebilirim?

Davet sahibi bunun üzerine bir sofra daha hazırlatıp evlerine gönderince davetli de afiyetle yemeye başlar ve sonra anlatır;

“Kıyamet gününde, hak teâlâ hazretleri,

Sevgili Habîbini cennetine davet eder.

Ancak ümmetin günahkârları, mihnet

ve zahmet içindedirler Onları bu halde

bırakıp, Cennete girmez. Ellerini açıp der ki;

“ Yâ Rabbî! Ya beni ümmetimle beraber cehenneme gönder ya da onları da, benimle birlikte cennetine sok!”

Cenâb-ı Hak buyurur;

“Ey Sevgili Habîbim! Cehennem sana haramdır. Ümmetini al da, hepiniz

birlikte cennetime girin!”

Cennetle ilgili hadisler demeti;

Orada diledikleri her şey onların; katımızda daha fazlası da var.

İnsanın zevk aldığı ve isteği herşey ve daha fazlası vardır.

Muazzam bir mülk vardır.

Her yanı nimetlerle donatılmıştır.

Ölüm tadılmaz.

Ebedi olarak kalınır.

Yorgunluk ya da bıkkınlık duyulmaz.

Sınırsız mutluluk vardır.

Tam bir rahatlık vardır.

***

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki;
“Allahü Teâlâ, Cenneti, isteyene verir, istemeyene zorla vermez.”
Bir kalb, dünyayı yani nefsin arzularını severse hasta olur. Kalbin hastalığı dünyayı sevmektir, bu da, günahların başıdır. Yoksa sevgisi kalbe girmedikçe, çok kazanmak kötü değildir.
İslam Büyüklerinden Cüneyd-i Bağdadi bir yere gider. Baktıkça bakar ki, tanımı olanaklı bulunmayan görkemli bir saray var; sarayın penceresinden biri, etkileyici üslûpla şiir okuyor. Şiirin bir yeri şöyle;

Cüneyd-i Bağdadi kendi kendine konuşur;

Aradan aylar ve yıllar geçer. Bir gün yine bu sarayın yanından geçer. Ancak bir de ne görsün, saray gitmiş, pencereler yıkılmış, harabeye dönmüş. Kapıyı çalar, bir deri- kemik, cılız ihtiyar kapıyı açar. İçeriye girince, duvarların karardığını, kapıların çürümüş olduğunu görür. İhtiyara der ki;
– Ben buradan yıllar önce geçmiştim. Görkemli bir saraydı, ama şimdi viraneye dönmüş. Biri pencereden yanık yanık “Bu saraya gam girmez” diye şiir okuyordu. Bu saraya ne oldu, o şiir okuyan nerede?
İhtiyarın yanıtı tam bir kıssadan hissedir;
O şiiri okuyan bendim. Bu sarayın sahipleri öldü, sonrası kimse ilgilenmedi, bakımsızlıktan harap oldu. Şunu anladım ki, bu dünyaya iyilik etmeye kalkan, ondan kötülük görür. Bu da, benden sana bir nasihat olsun! “


BİR DAMLA:

Cennetin de, cehennemin de anahtarı kılıçtır.

Cennet binalarının bir tuğlası altın, bir tuğlası gümüş, harcı misk, çakılı inci ve yakut ve toprağı safrandır

Cennette öyle köşkler vardır ki, içindeki dışındakini, dışındaki içindekini görür

> Yeni Meram >Yazarlar > CENNET CENNET DEDİKLERİ
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yeni Meram'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ MERAM veya yenimeram.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.