YAZARLAR

Köylerimizde bahar ve yaz aylarında yaylaya tarlaya gidenler, kışın köy meydanında dikilir durur diyor bir dostumuz.

İşi-gücü olmayan, gailesi olmayan, can sıkıntısından kendini bir an önce dışarıya atmak isteyen ne yapar?

Köy meydanında boy gösterir. Onu gören bir kaç kişi daha çıkar evlerinden meydana doğru bir kaç adım atar ve meydanda buluşurlar.

Şehir köye döndü diyor dostumuz. Saat 10 oldu, ne gelen var, ne giden. Açtık dükkanımızı bekliyoruz.

Şehrin o kalabalık hali nerede diyede devam ediyor. Aynı bizim köyün meydanı gibi. Sokaklarda neredeyse kimse yok!

Şu meydanda gördüğün tek-tük insanda ne yapacağını bilmeyen, ne yöne gideceğine karar veremeyen bizim köydeki işsiz-güçsüz takımına benziyor.

Bizde aylardan beri sinek avlıyoruz zaten.

Hemen bir çok sektörde durma noktasına gelen, ağır-aksak dönen çarklar, iniltili bir şekilde ve oldukça zorlanarak isteksizce dönüyor.

Çarklar şimdilik kaydıyla dönsede, kapanan dükkanlar, iflas noktasına gelen işletmeler, çalışanlarının ücretlerini rötarlı bir şekilde ödemek zorunda kalanlar için zor günlerle dolu bir kış mevsimi kapıda.

Küçülme yoluna gidenler, bir kaç kişiyle kalsalarda 2015 yılını görebilmeyi hayal ediyorlar!

Esnaflarımızın yüzündeki memnun gülümseme, yerini belirsizliğe ve tedirginliğe bırakmış durumda.

Eskinin tabiriyle karakaplı veresiye defterleri, renklense ve daha şeffaf dosyalarla kaplansalarda işlevleri aynı.

Borcu olan borcunu veremiyor, alacaklılar, alacağını alamıyor. Çok cüzi rakamlar bile, veresiye defterlerinin borç hanesinde ödeneceği günleri bekliyor.

Çarşının köy meydanına dönmesi belki de bu yüzden!

Hareketlilik, işlerlik, canlılık saman alevi gibi!

En hareketli yerler et ve tavuk dönerciler. Nihayetinde insanlar karınlarını doyuracaklar, en kestirmeden, en ucuzundan, en çabuk tarafından, ekmek arası döner yanında da bir ayranla geçiştiriyorlar, öğle yemeği hikayesini.

Onların dışında kalan mağazalar, dükkanlar, vitrinler donuk bakışlı, iş olsun diye bakan, gayriihtiyari gözü takılan, laf olsun torba olsun diye fiyat sorup geçenlerin dışında ilgi ve alaka çekmiyor.

Kredi kartlarının esiri olmuş, gelecek 10-15 yılını bankalara ipotek etmiş, kart limitleri dolmuş, aldıkları ücretlerle ayakta durma şansına bile sahip olamamış insanlar ne yapar?

Köy meydanına çıkar gibi, çıkar çarşılara…

Boş gözlerle seyreder herşeyi, söyleneni duymaz, yanına babası gelse görmez, selam verip geçeni farketmez!

Düşünceli, isteksiz, kararsız, ne yapacağını bilemeyen, cesareti kırılmış, heyecanı kaybolmuş, ümidi olmayan milyonlarca insan!

Bu insanlara kişi başına düşen milli gelir 11.500 doları aşacak dediğinizde, ne kadar inandırıcı olabilirsiniz?

Enflasyon rakamları şu çıktı, bu çıktı diye, memura emekliye önümüzdeki yıl 3+3 zam yapmayı müjde diye veren haberlere mi bakarsınız, yoksa cebinizde kaç lira olduğuna mı?

Parası olmayan en fazla vitrinleri seyreder geçer-gider!

Vur abalıya misali, bütün kabahat bizim mi?

Gönlümüzden geçeni veremedik diye diye hayatımızı ömür törpüsüne kim çevirdi?

Çarşıları köy meydanlarına biz mi döndürdük?

Hiç kimse, başı önde, çaresiz bir şekilde Arpacı Kumrusu gibi düşünmek istemez. Derdimi kime anlatsam, halime nasıl çare bulsam diye kendini köy meydanına atar gibi sokaklara ve caddelere atmaz!

Esnaf dükkanına gelmeyen, gelemeyen müşteri ortalamasında patlama yaşanıyorsa, çarşılarımızın köy meydanlarına dönmesinden daha tabi ne olabilir ki!..

> Yeni Meram >Yazarlar > Çarşı köy meydanı gibi!..
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yeni Meram'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ MERAM veya yenimeram.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.