YAZARLAR

“K” ve “V” harflerinin en sık kullanıldığı günler devam ediyor. Tabi bu kelimeler ile eş zamanlı olarak gündemimize giren “test”, “evde kal!”, “hayat eve sığar!” kelimeleri ve cümleleri de en sık duyduklarımız. Ciddî bir sabır imtihanından geçiyoruz. Şu ana kadar çok çok büyük ölçüde bu imtihanı başardık görünüyor, aynen devam… Bu sayede bu harflerin kullanıldığı kelimeleri ülkemizin gündeminden hep birlikte atalım inşallah.

Beni tanıyan dostlarım yakından bilirler, üzerime vazife olmayan konularda ahkam sevmeyi sevmem, bunu yapanları da çok dinlememeye gayret ederim. Hele kendi üzerine düşeni yapmadan etrafına komutlar yağdıran ve ahkam kesenler hiç haz etmediğim tiplerdir. Bu meselede de beni takip eden dostlarımdan ricam “bireysel anlamda üzerine düşeni yap”, “evhama kapılmadan ve abartmadan tedbirlerini al”, hekime ve hastaneye yolunu düşürmemek için de elinden gelen gayreti göster. Tabi bunları zorunluluğun yoksa “evde kalarak” yap.

“Hangi ilaçları kullanacağız”, “solunum cihazı yeterince var mı ülkemizde”, “tedavide neler yapılıyor”, “bu virüs ne zaman bitecek” gibi son zamanlarda bizlerin en çok muhatap olduğu sorular en ince detayına kadar toplumun çoğunu uygulama anlamında ilgilendirmiyor, bilgilendirme açısından da fazla derine inmeye hiç gerek yok.

Ülkemizin sağlık altyapısı bu salgını kontrol edip yönetme açısından şu anda yeter görünüyor. Bu mücadelede sağlık insan gücü son derece önemlidir. Yıllarca bu konuda kontenjan artırarak insan kaynağımızın güçlenmesini sağlayan politikaları eleştiren bazı meslek örgütlerinin ve kafası karışık “bilim insanlarının” şimdi gelinen mesafeye rağmen hala insan kaynağı azlığımızı dillerine dolamasını da anlamıyorum. Bu insan kaynağı ve sağlık alt yapısı ancak tedbirlere riayet edilmez ve salgında ülkemizde hızlı bir patlama yaşanırsa sıkıntıya girebilir. O zaman bu sonuca etki edecek en önemli unsur yine sizsiniz, benim, kısacası tedbirler konusunda hassas davranması gereken her birey… Meşhur bir söz var ya “çaresizseniz, çare sizsiniz!” diye, şu anda tam bu sözün yeri…

Sağlık çalışanlarına karşı ifade edilen duygular bizleri çok mutlu etti. Bizler de çok şükür ki Yaradan’ın yardımıyla tedavi edip gönderdiğimiz hastalarımızı taburcu ederken cevap vermek imkânı bulduk. Tüm hastalarımız alkışlarla taburcu edildiler. İnşaallah sayıları da hızla artar. Ama benim asıl önemsediğim kriz sonrası sağlıkçılara verilecek değer. Bu noktada geçmişte de münferit vakalara yol açanlara dair hukuki değişiklikler planlanmaya başlanmalı ve sağlıkta şiddet gündemimizden hızla çıkarılmalıdır. Değilse gencecik çağında yaşıtları kendi öz bakımına, makyajına dikkat edip sosyal medyada süslü fotoğraflar yayınlarken mesai saatlerinde yoğun bakımlarda harcadıkları emekler sonrası “yüzlerindeki yaraya dönmeye yüz tutmuş maske izlerini şeref nişanesi olarak taşıyan hekimlerimiz, hemşir ve hemşirelerimiz ve tüm sağlık çalışanlarının” hakkını zor öderiz. Sosyal mesafeyi koruyarak ta olsa kendi evlerinde sevdikleriyle kalanlar yanında, onları riske atmayayım diye sevdikleriyle kaldıkları mekanları ayıran meslektaşlarımızın hakkına gireriz. Bu hak ta mahşere bırakılmaması gereken bir haktır bence…

Sahada süreç yöneten idarecilerimiz hassas davranmak ve hızlı karar almak zorundadırlar. Teorik olarak kurgusu hazır olan bu altyapıda Valilerimizin başkanlığında oluşturulan kurullar önemlidir. Bu kurullarımızın tutanaklarının yıllar sonra Halk Sağlığı derslerinde okutulacak dokümanlar olacağı bilinciyle hareket edilmesi önemlidir. Vatandaşımıza düşen de onlar için çalışan herkesin kararlarına saygı duymak ve gereğini yapmaktır vesselam.
Son söz olarak dün gece idrak ettiğimiz Berat Kandilimiz inşallah bu hastalıktan da kurtuluşumuza vesîle olsun…

Sağlıkla ve sağlıcakla…

Haftanın Görgü Kuralı (Kesintisiz karantina adabı devam!…)

“Tâun hastalığı, Allah Teâlâ’nın dilediği kimseleri kendisiyle cezalandırdığı bir çeşit azaptı. Allah onu mü’minler için rahmet kıldı. Bu sebeple tâuna yakalanmış bir kul, başına gelene sabrederek ve ecrini Allah’tan bekleyerek bulunduğu yerde ikâmete devam eder ve başına ancak Allah ne takdir etmişse onun geleceğini bilirse, kendisine şehit sevabı verilir.”*

Buhârî, Tıb 31; Ayrıca bk. Buhârî, Enbiyâ 54; Kader 15; Müslim, Selâm 92-95

“Taundan kaçan harpten kaçan gibidir. Taunun çıktığı yerde sabredip kalan kimse ise, Allah yolunda savaşan mücahid gibidir.”**

**(Feyzü’l-kadir, 4/288; Heysemi, Mecmeu’z-zevaid, 2/315)

> Yeni Meram >Yazarlar > “Çaresizseniz…!”
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yeni Meram'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ MERAM veya yenimeram.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.