YAZARLAR

Enflasyon var mı, yok mu sorularını öylesine bir unutmuştuk ki, ben geldim dedi ve geldi. Sefa geldi hoş geldi diyen varsa varsın desin.

Aniden geliveriyor zaten. Bu sefer sessizce ve sinsi bir şekilde geldi. Şu yeni motorlar gibi.

Enflasyon durup dururken niye geldi?

Niçin geldi?

Kim getirdi?

Kimin kayığına bindi de geldi?

Yüzecek göl buldular da yüzmeye mi geldi?

Bu kadar kriz arasında, bu kadar geçim derdi arasında, bu kadar günü kurtarma telaşesinde, enflasyonu kimin gözü gördü ki!…

Mesela şöyle bir soru soralım;

Enflasyonu sever misiniz?

Kendileri takdir ettiğiniz bir arkadaş mıdır?

Paranızın pul, eşyalarınızın çul, kendinizin kul-köle olduğunuz zamanlardan memnun muydunuz?, Evet diyorsanız o günler enflasyonun egemen olduğu zamanlardı.

Duyumlara göre Enflasyon, “uykuda mısın, enflasyon kardeş uyan uyan” çağrılarına daha fazla dayanamamış!…

Oldum olası şarkılara, türkülere bayılır.

Tango’dan valse, Twistten Salsa’ya kadar ne kadar dans varsa bilir!…

İşte o enflasyon çağrıları ve dayanılmaz davetleri duyunca, yattığı yerden doğruldu. Zaten bir gözü açık, bir gözü kapalı uyuyor numarası yapıyordu.

Elini yüzünü bol su ile yıkadıktan sonra, kim o beni çağıranlar diye şöyle bir baktı.

Baktı ki, karşıdan el sallıyorlar

Seni özledik diyenlerde bir hayli fazla!…

Etekleri zil çalarak, el salladı onlara enflasyon!…

Enflasyonu pek sevdiğimizden ve unutamadığımızdan olacak, onu temsili Van gölü canavarına benzetmiştik…

Çin işi ejderhalara yakın çizimlerle bile resmettik.

Enflasyon sonunda mahallemizin çocuğu oldu.

Önce soframıza geldi kuruldu, ekmeğimizi bölüştük. Şurada yat dedik. Pikniklere götürdük, baktık iyi mangal yakıyor.

Adı mangalcı kaldıysa da, mangallarda o yanmadı, biz yandık!…

Etler, kanatlar ona, isi-pisi bize kaldı.

Her neyse, ne diyorduk…

Halı saha maça önce seyirci olsun diye götürdük, ardından takım eksikliklerinde kadroya aldık, attığı gollere şapka çıkardık.

Ne yazık ki, hep karşı taraftan oynadı golleri bize attı.

Bazı günler kaleye koyduk, panter gibi durdu kalede, top geçti, adam geçmedi.

Adama gol atamadık.

Enflasyon gol yemeden ne maçlar bitirdi, tabi bu arada bizi de…

Canavar dedik ya…

Canavar olduğu günleri de bildiğimizden elimiz hep üzerindeydi.

Nihayetinde evcilleşmesi kolay değil. Hatta imkansız.

Papağan gibi konuşturduk, kurlu, çıpalı denizlerde yüzdürdük.

Bu canavar öyle az uz bir şey değil.

Konuşuyor, yüzüyor, koşuyor, taş oynuyor, tavlada zar bile tutuyor, satrançta birkaç hamle sonrasında hemen şah-mat diyor.

Şimdi diyorlar ki, uzunca bir süredir zapturapt altındaydı, havayı koklayınca kendine geldi, biti kanlandı, yüzü canlandı.

Duyduk ki, Enflasyon canavarı uykulardan uyanmış, ayak sesleri geliyormuş.

Birde diyorlardı ki, Enflasyon canavarı tepetaklak geldi, bir daha iflah olmaz!….

Yalandan kim ölmüş ki, böyle konuşanlara bir şeyler olacak?

Bu canavar kendine gelip, uygun şartlar buluverdi mi, bir anda öyle büyümeye başlar ki, caddelere sığmaz olur.

Millet enflasyon canavarını cebinde gezdiriyor, arada leblebi, fıstık, fındık yediriyordu.

O kadar küçüktü yani!…

Duyduk ki, Haziran ayı ile birlikte açmış gözünü, başlamış bir miktar büyümeye.

Tabi bu arada bizde de suç yok değil hani…

Az daha büyüse boynuna tasma takıp caddelerde gezdireceğiz diyenlerden bazılarının dün elini hafiften ısırmış!…

Arkadaş hoşt!.. falan demiş amma…Dur yahu demişler bu adı üzerinde enflasyon canavarı, sen köpek falan sandın herhalde.

Köpek sadık hayvandır sahibinin elini kesinlikle ısırmaz.

Amma bunun sağı-solu, dostluğu-düşmanlığı belli olmaz, kapıverir adamın elini…

Şu dişlere bir bak hele!…

Az daha büyüsün, ne yapar adamı…

Enflasyonun vefası falan olmaz sevgili okurlar. Vefadan zerrece anlamaz. Ne kadar hoş tutarsan tut, ilk elini-kolunu kapacağı insan, kendine en fazla yardımcı olandır.

Yani sen, ben, hepimiz.

Şimdi enflasyonu neden böyle sevimli anlatıyorsun diyebilirsiniz.

İnanın bizde bir yanlışlık yok, ne öğrendiysek büyüklerimizden öğrendik. Tam azıcık rahat edelim diyoruz, kaldırıyorlar enflasyon canavarını, salıyorlar üzerimize.

Uykudan uyandı, geliyor ha…

Zaten küçüklüğümüzden beri bir dudağı yerde, bir dudağı gökte devlerle, gulyabanilerle korkutula, korkutula gelmiş bir kuşağız biz.

Canavar dedin mi, hepimizde hoşafın yağı kesiliyor!…

> Yeni Meram >Yazarlar > Canavar geldi, hoş geldi!…
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yeni Meram'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ MERAM veya yenimeram.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.