YAZARLAR

Yalnız “Çanakkale geçilmez!” değildir, Ülkenin tümü geçilmez; böyle bilinmelidir. Ha Çanakkale olmuş ha Hakkari-Yüksekova olmuş, ha Şırnak, ha Diyarbakır.

Tarihten bir anımsatma;

Orhan Gazi’nin oğlu Süleyman Paşa komutasında askeri güçlerimiz 1349’da Çanakkale Boğazı’ndan Çimpe’ye geçerek Avrupa’ya ilk adım atılmış oldu. Sonra Yıldırım Bayezid Han, Saruca Paşa’ya boğazın iki yakasını istihkamlarla donattırdı. Fatih Sultan Mehmet Han ise, Çanakkale boğazının en dar yerine, Rumeli yakasında Kilid-ül bahr, Anadolu kıyısında ise Kala-i Sultani kalelerini yaptırdı. Sultan İbrahim’in hanımı ve Sultan 4. Mehmet’in annesi Hatice Turhan Sultan, 1659’da Çanakkale Boğazı’na 4 adet kale ve kalelerin içine ise okullar, cami, hamam, asker koğuşları ve subaylar için konutlar inşa ettirdi. Bu kaleler; Sedd-ül bahr, Sultaniye, Sultan Hisarı ve Kilid-ül Bahrdir. Yapım için beş katrilyon lira harcandı. Kalelere büyük toplar yerleştirildi. İngiliz, Fransız ve Rus donanmalarının her saldırısında, onları defetmede önemli hizmetler gördü. Nihayet

1915 Mart’ındaki saldırıda bu tabyalardan atılan mermiler ve mayınlar, Batı’nın en modern armadasını, denizin dibine gönderdi.

Zaferin 93’üncü yıldönümünde tarihin yapraklarını bir kez daha çeviriyor ve 18 Mart 1915 Mart’a gidiyoruz;

Bu ulus, her türlü olumsuz koşullara karşın savaşı kazanmış, Çanakkale’nin geçilmezliğini bir kez daha kanıtlamıştır. Verilerine göre 66.262 şehit verilmiş, 97.916 askerimiz de gazi olmuştur.

Nihal Atsız diyor ki;

“Kahramanlık bir daha dönmemektir.”

Nail Memik’ten bir dörtlük;
”Bir kahraman takım ve de Yahya Çavuştular.
Tam üç alayla burada gönülden vuruştular.
Düşman tümen sanırdı, bu şahâne erleri.
Allah’ı arzu ettiler, akşama kavuştular”

Süleyman Nazif’ten bir öykü;

“Yaşları yirmi ile yirmi beş arasında altı arkadaş, vatanın tehlikede olduğunu görünce okullarını terk ederek orduya katılır. Yedek subay eğitimi gördükten sonra Çanakkale’ye giderler. Bir gün Çimentepe önünde yirmi İngiliz zırhlısı belirip ateş kusmaya başlar. Ortalık cehenneme dönmüştür. Çok geçmeden karaya asker de çıkaran İngilizler, Çimentepe’yi ele geçirmeye kararlı görünmektedirler. Tepe düşmek üzeredir ki, bölgenin kumandanı, en tehlikeli noktada mevzilenmiş alayın siperlerine doğru ilerleyerek haykırır;
– Bu alayı yerinden oynatıp düşmanın üzerine atacak subaylarınız yok mu?”

Şehit olmak için cepheye koşan altı genç, bir gün önce yazıp besteledikleri şarkıyı söyleyerek siperlerinden fırlarlar;
Bu toprağı Türk’ün kanı yoğurdu
Annem beni bugün için doğurdu.”

Onların hareketi alayın tümünü galeyana getirir ve hep birden hücum kalkarlar. Siperlerinden çıkar çıkmaz şehit olan altı gencin mübarek naaşlarının üzerinden atlayarak İngilizleri geri püskürtürler.” “Savlet etmişti Çanakkal’a’ya bahr-ü berden,
Ehl-i İslâmın iki hasm-ı kavîsi birden.

BİR DAMLA:

ŞEHİTLER DESTANI

Yedi düvelde söylenir ünümüz

Biz ölmedik gerçekte

Ölenlerin adına diriyiz

Sesimiz barut kokusuyla gelir

Kan renkli çiçekler alın terimiz

Sustuk çağrılan en yücesine karşı

Özgürlüğü canımızdan ileri sevdik

Biz ölmedik.

Genç kızların dilindeki bizim türkümüz

Bayrak tutan eller bizim.

Ekin tarlalarında arayın boy boy

Gün ışığından sorun bizi

Bir mutluyuz ki vatan haritasında

Çocuklarımıza “günaydın” dedik

Biz ölmedik.

> Yeni Meram >Yazarlar > ÇANAKKALE GEÇİLMEZ!
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yeni Meram'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ MERAM veya yenimeram.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.