YAZARLAR

Annelerimiz hakkında ne yazarsak yazalım, onlara yakışan, onları öven, onları yücelten cümlelerin kenarından bile geçemeyiz.

Yıllar önce anneme yazdığım, “ Annem” adlı şiirin ilk dörtlüğünde ona şöyle seslenmiştim;

“Ben sevmeyi yalnız senden öğrendim / Dizinin dibinde, kalsaydım annem / İnan büyümesem, pişman olmazdım / Yılları, yıllardan çalsaydım annem.”

Dilin aciz, kalemin aciz olduğu zamanlar annelerimize yazdığımız ve hitap ettiğimiz zamanlardır.

Anneleri sadece bir günde anmak, yad etmek, gönlünü almak, bu dünyadan ayrılmışlarsa ardından fatiha okumak yetmiyor.

Anneler aklımıza geldiği an anılmalı aslında. Sağ iseler, aklıma gelir-gelmez, hemen aradım, nasılsın anacığım denilebilmeli.

Analarımız kimimizin yanı başında, kimimizin bir sokak ötesinde, benim gibi olanların 7-8 saat uzağında, bazılarımızın ki de, kara topraklarda.

Nerede olurlarsa olsunlar bizlerin onları bir şekilde anmasına hiç bir şey engel değil.

Önemli olan hatırlamak, hatırlanana bir şekilde ulaşabilmek.

Anneler için biz evlatlar onların hayatının ayrılmaz bir parçası durumunda olduk hep.

Bağırlarına bastıkları, emzirdikleri, büyütüp- yürüttükleri, konuşmayı, okumayı, yazmayı öğrettikleri, doğru ve yanlışı birbirinden ayırt etmeyi gösterdikleri anları ve zamanları hangimiz unutabildik.

Anamın bana kızması, iki tane patlatması bile güzeldi. Çünkü ardından oturup kendi ağlıyordu diyen arkadaşlarım aklıma geldi bugün.

Telefonda evladının konuşmasından ne durumda olduğunu anında çözebilen insan olur mu?

Oluyor, olduğu içindir ki, biz ona anne diyoruz.

Annelerimiz, bizim hiç vazgeçemediklerimiz.

Onların bizleri sevdikleri kadar , bizler onları sevebildik mi bilemiyorum.

Annelerimizi Amerikalı Jarvis’in demesiyle sevmiyoruz elbette.

Ana gibi yâr, Bağdat gibi diyar olmaz diyen biz değil miyiz?

Anamızın dizinin dibinde oturma tabiri kime ait? Ana sütü gibi ak deyimini Fransızlardan da almadık. Millet olarak bizim annelerimizin bize olan düşkünlüğü ve koruyuculuğu hiç bir milletin kadınında yoktur.

Yavrusu için yırtıcı bir pantere dönüşebilir anneler.

Herkesi karşına alabilecek kadar da korkusuzdurlar.

Annenin evladını savunma şekli, gözü karalığı izah edilemez bir haldir.

En sakin yaradılışlı, melek huylu diye bilinen bir genç hanım, anne olduktan sonra, evladını koruma adına en yırtıcı kuş olarak bilinen Kartaldan çok daha yırtıcı olabilir.

Fedakârlık boyutları hayal ötesine taşar.

Evladı için yapamayacağı hiç bir şey olmayan annelerimizin bizler için döktükleri bir damla göz yaşının karşılığını verecek bir tane evlat göremezsiniz bu dünyada.

Anne hitabınıza karşı onlardan gelen annem sözü kadar içten, yürekten gelen bir kelime daha yoktur. Annem dedikleri anın güzelliği ve duygusallığı bambaşkadır.

Sevgiyi, sevmesini ilk ondan öğrendik. ağzımızdan çıkan ilk kelime onun karşımıza geçip bize öğrettiği kelime oldu.

Sabahlara kadar beşik sallayan, yavrusu hastalandığında hayatı kararan, yavrusu ile ilgili bir konuda kocasına bile aldırmayan bir başka canlı var mı acaba?

Rabbim, sevgisinden annelerimize öyle güzel hasletler bahşetmiş ki, onlar ondan aldıkları sevgi incilerini, bizleri ayaklarında sallarken, beşiklerde sallarken ninni diye söylediler.

Onların gülen yüzleri olmasaydı, dünün bebekleri olarak gülme nedir bilebilir miydik?

Herkesin annesi güzeldir.

Zaten bütün anneler güzeldir. Rabbim onların ruhlarını güzel yaratmış, onlara annelik gibi güzelim bir haslet nasip etmiştir.

Onun için, Anne kalbi kırılmaması gerekir.

Anne kalbi kıran insan bir daha kendini toparlayamamıştır.

Hele anneye kalkan el, af edilmeyi unutsun şeklinde anlatılmıştır.

70 yıl sırtınızda taşısanız, yine sizi karnında taşıdığı günlerin hakkını ödeyemezsiniz denmiştir.

Anaların hakkını hiç bir zaman ödeyemeyecek olan bizlerin onların yaşlılığında onları hoş tutmak ve dualarını almaktan başka yapacağımız başkaca bir şey yoktur.

O da bizim evlatlık görevimizdir.

Annelerimiz bizim dert ortaklarımızdır.

Babalarımızla paylaşamadığımız bir çok konuyu onlara anlatmış, babalarımızla aramızdaki gönül köprüsünü de analarımız inşa etmişlerdir.

Zaten yüzümüze bakıp, içimizi okumuştur. Ne zaman nerede ne tepki vereceğimizi, hatta ne diyeceğimizi bilir.

Çünkü ilk öğretmenimiz annemizdir.

Bütün bir gün çocuğu ile haşır-neşir olan bir anne onu nasıl tanımaz?

Neden öksürdüğünü, neye sinirlendiğini, neye alınganlık gösterdiğini anında bilir.

Bizi askere gönderirken, yatılı okula gönderirken, gurbete memuriyete gönderirken aklı hep bizde kalandır.

Ardımızdan ağlayandır.

Sevdiğimiz bir yemek piştiğinde, boğazından geçmeyendir.

Neredeyse her gün aramadan, sesimizi duymadan rahatça uyuyamayandır.

Bizleri bu kadar çok seven, bu kadar çok düşünen dünya güzellerini anmadan geçmek mümkün mü?

Bir tek gonca gül vermenizin, bir aramanızın, bir elini öpmenizin onlar için dünyalara bedel olduğunu unutmayın…

Bütün annelerin anneler gününü kutlarken, Annem Nurhayat Sunat’ın da ellerinden öperim.

> Yeni Meram >Yazarlar > Bütün anneler güzeldir…
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yeni Meram'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ MERAM veya yenimeram.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.