YAZARLAR

Ne zaman ulusal duygularımız şaha kalksa dudaklarımdan “Yemen Türküsü” dökülür, dizeler yüreğimin ortasında bağdaş kurar ve uzun süre öyle durur kalır;

Havada bulut yok bu ne dumandır
Mahlede ölü yok bu ne figandır
Şu Yemen elleri ne de yamandır.

Ah o yemendir gülü çimendir
Giden gelmiyor acep nedendir

Burası Muş’tur yolu yokuştur
Giden gelmiyor acep ne iştir

Kışlanın önünde asker sesi var
Bakın çantasında acep nesi var
Bir çift kundurayla bir de fesi var


***

Teröristleri etkisiz hale getirmek, ülkemizi bu beladan kurtarmaya dönük yurt içinde / dışında şer odaklarına havadan / karadan geniş kapsamlı operasyonlar için olunsa düğmeye basılması vicdanında çoğunlukla onay bulurken, destekler de giderek artıyor.

Bir de Güneyde Arap Baharı var. Irak Tunus, Mısır derken Libya Lideri Kaddafi de gitti, üstelik linç edildi. Sırada, Suriye ve Yemen var. Mevcut yönetime karşı demokrasi taraftarlarının mücadelesi sürüyor.

Konu Yemen’e gelince o yanık türküye mıh gibi çakılıp kalıyor, “Huş mu?- Muş mu?” tartışmasının içinde kendimizi de buluyoruz.

Kimi kaynaklar türküdeki sözcüğün “Muş” değil, “Huş” olduğundan yana tavır koyuyor;

“Muş” değil “Huş”tur, “Huş” Yemen’in başkenti San’a’nın bir mahallesidir.

“Muş” sözcüğü üzerinde ısrarcı olanların dayanakları hayli çoktur. Örneğin, TRT arşivleri incelendiğinde; Kaynak kişi :Duriye Keskin , Derleyen : Muzaffer Sarısözen, Notaya alan : Muzaffer Sarısözen

bilgileri yer almaktadır. Muş ve çevresinde ilki 1944 yılında TRT yurttan sesler programının yapımcısı Muzaffer Sarısözen başkanlığında Bedii yönetken- teknisyen Rıza Yetişken’ den kurulu ekipçe, ikincisi ise 1961 yılında Mustafa Geceyatmaz, Fikret Otyam ve teknisyen Mücahit Küçükbaran’dan oluşan ekiplerce gerçekleştirilen resmi derleme çalışmaları yapılmıştır. Yapılan bu derlemeler sonucu türkü Muş ilimize ait olarak TRT repertuarına girmiştir. Ankara dil dergisinde, Muşlu Mülkiye Müfettişi Nuri Yaman’ın araştırmalarına dayalı türkünün bilinmeyen kısımları yayınlanmıştır.

Türkü, Yemen’e savaşmaya giden askerlerin arkasından eş ya da yavukluların elem ve yaslarının öyküsüdür. Türkünün yakıldığı dönemde Yemen, Osmanlı İmparatorluğu’nun elindedir ve asilere karşı korumak zorundadır, Arap kabileleri ve aşiretleri Osmanlı’ya karşı ayaklanmış, halk da isyan halindedir. O tarihte kolağası olan Hasan Muhiddin Paşa durumu anlatan bir rapor hazırlamış, askeri harekât dışında ordunun ve halkın durumunu da anlatmıştır. Rapor şöyle sonlanmaktadır;
“Açlık facialara neden oldu. Önlem alınmamış olması, 5 bin padişah askerini açlıktan mezara gömdü. Kuyu ve çukurlara attırdı. Mürekkeple değil gözyaşıyla yazıyorum. Bazı olayları değerlendirmede yanlışlık yapıyor olabilirim. Gördüğüm olaylarla ilgili vicdanımın sesinden başka bir şey düşünmedim. İşittiklerimi de işittiğim gibi anlattım. Padişahın mukaddes haklarından bahseden hallerde hakikaten başka hiçbir tesir altında kalmadım.”

BİR DAMLA:

Milli mücadele sonrası, ilk Cumhurbaşkanı Atatürk, bir yurt gezisi sırasında Mersin’e uğrar; kentteki kimi binalar dikkatini çeker ve meraktan sorar;

– Bu kimin?
– Azınlıktan birinindir.
– Ya şu?
– O da öyle!
Atatürk kime sorsa aynı yanıtı alınca der ki;

– Onlar bunları yaparken siz neredeydiniz?

Kent’in Belediye Başkanı yanıt vermeye hazırlanırken, halktan biri öne çıkar ve en anlamlı kıssadan hisse yanıtı verir;
– Yemen’de askerlik yapıyorduk paşam!
R-B

> Yeni Meram >Yazarlar > BURASI MUŞTUR, YOLU YOKUŞTUR
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yeni Meram'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ MERAM veya yenimeram.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.