YAZARLAR

***

-Yüce Türk milletimize, Konyaspor’umuza ve Selçuk Üniversitemize: “ZAFER, ‘zafer benimdir’ diyebilenlerindir. Ve hiçbir zafere çiçekli yollardan gidilmez.”

***

FUTBOLDA “şimdilik” en büyük 2 günümüzden ilki bugün… İkincisi Çarşamba’ya İstanbul’da… Ya temsilcimiz Konyaspor ya da Kasımpaşa… “Paşa”yı geçersek final günü üçüncü ve yılın en büyük günü olacak.

İnşaallah o günü de göreceğiz. Bugün için yoruma hiç gerek yok. Maçın önemini herkes çok iyi biliyor. Stat dolmalı, destek tavan yapmalı. Çünkü, nefeslerimiz kesilecek. Biz, futbolcularımıza güveniyoruz…

Ve “Haydi evlatlarımız, kardeşlerimiz, sözün bittiği yerdeyiz” diyoruz. Bugün, biz “Üç bayram” kutlamak istiyoruz.

*

NEDEN “ÜÇ BAYRAM?”

Çünkü basketbolda bugün, sezonun yükünü çekecek kıran kırana bir mücadele var. Konya’da 1 sayı farkla yendiğimiz Gaziantep Belediye’ye rövanşta yine 1 sayı farkla yenildik. 3’üncü ve son maç, Konyaspor-Kasımpaşa maçında olduğu gibi nefesleri kesecek. Önce 16.00’daki bu maçı; sonra 18.30’daki Konyaspor maçını yüreklerimiz hoplayarak izleyeceğiz.

Bugün, Konya sporu için tarihi gün.

Haydi Selçuk’um… Kazan, 1. Lig’e yüksel ve yüzümüzü güldür. Bu maçın hiç telafisi yok. Yendin 1. Lig’desin, yenemedin 2. Lig’e devam… İkinci şık kabusumuz olur.

“Hoş geldin 1. Lig” diyebilir miyiz? Cevabı ellerinizde Sarı-Mavililerimiz.

***

“BENİM DOĞUM GÜNÜM”

19 Mayıs 1919 Atatürk’ün Samsun’a geldiği gün, Ulusal bayramımız. 19 Mayıs her yıl, “Gençlik ve Spor Bayramı” olarak yurtta törenlerle kutlanır, sadece Ankara’ya aldılar, o da yargıdan geri tepti. 1. Dünya Savaşı öncesi Avrupa ülkeleri ikiye ayrılıp birbirleriyle savaştılar. Savaş­ta, kurallara göre biz de yenik sayıl­dık. Fransızlar Adana ve Hatay’a; İngilizler Urfa, Mardin ve Merzifon’a; İtalyanlar Antalya’ya yerleştiler. Yunanlılar İzmir’e girdi, yurdumuz paylaşıldı.

Anafartalar’da düşmanı yenen Mustafa Kemal, bu kez yurdumuzu kurtarmak için Anadolu’ya geçti. İstanbul’da Bandırma Vapuru’na bindi… Yolculuğu General Hikmet Gerçekçi anlatıyor: “Kimse kamarasından dışarı çıkamıyordu. Çok değil yarın sabah orada olacağımızı umuyorduk. Güvertede küpeşte demirini tuta tuta yürümeye çalışırken O’nun kamarasından çıktığını gördüm. Sert bakışlarıyla ufka bir göz gezdirdikten sonra kaptan köşküne çıktı. Vapurda hemen herkesi deniz tutmuştu, oysa Mustafa Kemal dipdiriydi ve çok sağlıklıydı… Gemimiz demir atınca coşkun gösteriler yükseldi. Halkın bu gösterisini görünce boğazıma bir şey tıkandı, gözlerim yaşardı.

İstanbul Hükümeti Mustafa Kemal’in çalışmalarından hoşnut değil­di. Harbiye Bakanı, Kemal Paşa’yı İstanbul’a çağırdı, Paşa padişaha telgraf çekerek askerlikten çekildiğini bildirdi, çalışmalarına sade bir yurttaş olarak devam etti.

Sivas Kongresi’nde “Ya bağımsızlık, ya ölüm” ilkesi kabul edilerek yurdumuz düşmandan kurtarılıncaya dek savaşmaya and içildi. Sonra Ankara’ya geldi, 23 Nisan 1920’de Meclisi topladı, başkanlığına seçildi. Düzenli ordular kurdu, düşmanlarla çarpışmaya başladı. Birinci İnönü, ikinci İnönü, Sakarya ve Başkomutanlık Meydan Savaşı sonunda vatanımız düşmanlardan kurtarıldı.”

19 Mayıs 1919 Ulusal Kurtuluş Savaşımızın başladığı gündür. Bayram bir haftaya çıkarılmış olsa da asıl bugün “Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı”mızdır.

Atatürk bir söyleşi sırasında, “Ben 19 Mayıs’ta doğdum” demiştir. 19 Mayıs bir yandan Ulusal Kurtuluş Savaşı’mızın başlan­gıcı, öte yandan ülkemizin kurtarıcısı, devletimizin kurucusu Atatürk’ün doğum yıldönümü olarak törenlerle kutlanır.

Ülkemizde O’nu sevmeyenler de var. “Kör Deccal”, “Beton Mustafa”, “Alkolist Kemal”, “Pinti Mustafa” derler. Ki, “ziyafet sofraları” dediklerinde yanında bulunanların anlattıklarına göre, sofrasında bir tabak kuru fasulye, bir tabak bulgur pilavı ve bir küçük tas üzüm hoşafı bulunurdu. “Ziyafet” ya da “İsraf” işte buydu!.. Ayrıca, bir kadehin 4’te birini rakı, kalanını suyla doldurur, yemek boyunca boğazını sık sık ıslatarak sadece bir kadeh içerdi.

Büyük sessiz çoğunluğun O’nu gönüllerinden silmesi, hafızalarından kazıması mümkün mü?. Mustafa Kemal’i oradan-buradan okuyanlardan çok; yokluk-kıtlık günlerini yaşayanlar iyi bilirler, anlatırken gözyaşlarını gizleyemezler. Fakaaat….

Daha geçen Cuma’ydı. Ordu’nun Akkise Köyü’nde emekli öğretmen Yalçın Kılıçkaya Cuma Namazı kılmak için camiye gitti. Yakasında Atatürk rozeti vardı. İddiaya göre imam Fazıl Şahin, bu yüzden Kılıçkaya’yı camiye almadı, Müftülük imama soruşturma açtı.

Ondan sonra da bayramını yapıyoruz!

Durum: Bugün “Rozetçiler” değil, gerçek “Atatürkçüler” birlik içinde değiller. İlla ki bir musibet görecekler, işte o zaman birleşip yumruklarını balyoz gibi indirecekler.

Yunanlılar ve bütün düşmanlar dahil dünyanın en büyük komutanları, en ünlü siyaset adamları Gazi Mustafa Kemal’den sonsuz bir övgüyle söz ederken, -cimin karnında nokta kadar olsalar da- bazıları “Yüzyılın dahisi”ni içlerine sindiremiyorlar.

Sindirecekler, sindirecekler. Hem de…

“Ne Mutlu Türk’üm Diyene” diyerek.

> Yeni Meram >Yazarlar > Bugün…
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yeni Meram'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ MERAM veya yenimeram.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.