YAZARLAR

“…Türk’üm. Doğruyum” başlıklı yazıma, duyarlı kadim dost Salim Erel

Zeki İlyas Kızılışık’ın “Türk Marşı” adlı şiirini göndererek onurlandırıyor;
“ Bu vatan bizimdir böyle biline
Kadını yaşlısı Mehmetçiği ile
Çanakkale’deki boğazı ile
Söyledi cihana geçilmez diye

Samsun’un ufkunda doğdu o güneş
Yurdumun bağrını sarınca ateş
Tüm ulus cephede yan yana kardeş
Ya istiklal ya ölüm tek hedef diye

Dahi başkumandan becerisiyle
Dumlupınar Afyon İnönü’süyle
Tüm vatan sulandı al kanlar ile
Ezelden ebede hür olsun diye

Ağlıyorken ulus hep için için
Cumhuriyet kurup istiklal için
Gençliğe emanet hitabe niçin
Okuyup okutup savunsun diye

Hayatta hakiki mürşit ilimdir
Benim güzel Türkçe’m ana dilimdir
Motiflenmiş yurdum tıpkı kilimdir
Huzurla kardeşçe yaşansın diye

İstikbal göklerde diyen irade
Cihanda emsali var mı nerede
Dünya var oldukça söyle her yerde
Söyle ki; ‘Ne Mutlu Türküm Diyene!’

Yaşamını İstanbul’da sürdüren Sayın Erel, Konya sorunlarını ve Konya basınını yakından izlemekle kalmıyor, çoğu kez görüş ve yorumlarını da iletiyor. Konya dışındaki diğer hemşerilerimiz de keşke, Sayın Erel gibi memleketleriyle ilişkilerini kesmese, bu ecdat kenti için öneri nitelikli de olsa projeler üretebilseler. Biz, burnumuzun dibindeki yetkililere sesimizi duyuramazken,

Salim Erel gibi, donanımlı, idealist kişiler sayesinde inci İstanbul’un yedi tepesinde yankılanıyoruz, ne mutlu!

Ereğli’nin köklü ailelerinden Salim Erel, yıllarında bu şirin ilçemizde Belediye Başkanlığı görevini yürüttü. Daha sonra 1983–1987 yıllarında Konya milletvekilli olarak parlamentoda görev yaptı.

Söz sözü açtı, devam edelim.

Geçmişte iki kelam edince bile, yetkililer anında yanıt verir, bilgilendirirlerdi. Şimdi ise tam bir “verak-ı mihri vefayı kim okur, kim dinler” dönemi yaşıyoruz. Yazıyoruz, eksiklileri ve yanlışlıkları dile getiriyoruz. Öneriyoruz, doğruları gösteriyoruz. Gazeteciliğin önde gelen işlevlerinden Kamuoyunu oluşturma ve yansıtma, denetleme ve hakemlik, eleştirme görevleri başta olmak üzre diğer işlevlerini yerine getirmeye çalışıyoruz; tıs yok, tınan da yok. Sanırım bir öz eleştiride bulunmak gerekecek;

Konya gazeteciliği, acaba mesleksel bir bunalım ya da kaos içinde midir? Bunca yıllık mesleğimizin “hafife alınması” bizlerden mi kaynaklanıyor? Kalitede bir düşme mi gözleniyor, her önüne gelenin “gazeteciyim” diye ortaya çıkması ve buna koşut her eline kalem alanın kendisini “yazar” sanıp ahkam kesmesi gibi durum söz konusudur. Oysa basın; yargı, yasama ve yürütme erklerinden sonra 4.güç olmuştur, diye öğünüp dururuz. Gazeteci için “Yaşadığı çağın tanığıdır” derler.

Kaç aydır, haftadır, gündür bu sorulara yanıt arıyorum. Kaliteli, donanımlı, bilgili, girişimci genç arkadaşlarımız da var, yadsımıyorum.

Ne oldu bize? Afyon yutmuş gibiyiz. Sesimizi “aha şuracıktakilere” bile duyuramıyoruz. Gazetecilik yapmıyor da, yoksa gazetecilik mi oynuyoruz? Kafam karışık, yanıtsız sorular? Beynime bıçak gibi saplanan nice açmazlar!

BİR DAMLA:

Gazete insanların hayatlarını bağırarak anlatır ve ülkenin ayakta olduğunun habercisidir.

> Yeni Meram >Yazarlar > BU VATAN BİZİM
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yeni Meram'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ MERAM veya yenimeram.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.