YAZARLAR

1986 yılında rahmetli Özal’ın Başbakan, Evren Paşa’nın Cumhurbaşkanı olduğu dönemde başladı “Kendi okulunu kendin yap” kampanyası.

Okul yapılması teşvik edildi. Hayırseverler okul yaptırmaya başladılar. Adeta bir eğitim seferberliği başlatılmıştı.

Milli Eğitim sobalı okullardan, kaloriferli okullara geçiş yapıyordu.

Klasik okul binaları, projesinden, boyasına kadar tamamen değişmeye başladı.

Okul yaptıramayanlar, derslik yaptırdılar. Lisan laboratuarları yaptırdılar. Okulların ihata duvarlarını dahi üstlenen gani gönüllü hayırseverler oldu.

Bu okulu ben yaptırdım, şu derslikleri ben yaptırdım, şu laboratuarın parasını ben verdim. Çok geldiler gittiler, dayanamadım hadi bir hayırda bizden olsun dedim diyen görgüsüzler, sonradan görmeler, övünmeye doyamayanlar, bugüne göre çok daha azdı!..

Bildiğiniz gibi, okul yaptıran hayırseverler, yaptıkları harcamayı vergiden de düşmeye başladılar. En azından okul yaptırma imkanı olan insanlar, kendilerinin ve eşlerinin adını taşıyan okullar yaptırdılar.

Ve yaptırmaya da devam ediyorlar.

Yapılan okullar, Milli Eğitime devrediliyor.

Müdür ve öğretmenler atanıyor, sonra da eğitime devam ediliyor.

Şaka gibi olaylarda yaşanmıyor değil.

Bu okulu ben yaptırdım diyenlerden bazıları her gün okulda!..

Müdür atanmasına, öğretmen atanmasına karışanları bile olduğu söyleniyor!..

Okulu sahiplenmekten ziyade, mal sahibi havalarında okulda dolaşmaya bayılan ve kendinde böyle bir hak olduğunu düşünen insanların olduğu bir dünya…

Okul yaptıramaz mısınız?

Yaptırırsınız tabii…

En güzel sevaplardan bir tanesi bu.

Bir çok öğrencinin hayallerine karşılık veriyorsunuz.

Öğrencilere rahat ve huzur dolu, donanımı tam olan okullarda, eğitim imkanı sağlıyorsunuz.

Bunlar okul yaptıran bazı insanlara yetmiyor demek ki!…

İsimlerinin yaşaması yetmiyor!..

Buradan yetişecek insanların ve ailelerinin ettikleri dualar da, yetmiyor!..

Dahası da var…

Ne kadar farkındasınız bilemiyorum.

Yaptırdığınız okul, kendinizi tanıtmaya yarayan bir reklam panosuna dönüşebilir mi?

Ben yaptım oldu diyenler için pekala dönüşebiliyor.

Yaptırdığınız okulun adı markanızın, logosu şeklinde olabilir mi?

Bu okulu ben yaptırdım diyen için neden olmasın?

Bu okulu ben yaptırdım diyene, zaten hak gibi bir şey!…

Madem ki, bu okulu ben yaptırdım, her türlü tasarruf hakkına sahip olabilirim deme hakkına sahip olduğunuzu mu düşünüyorsunuz?

Düşünüyorlar tabi…

Düşünmeseler böyle olmazdı.

Bunları yazarken, abarttığımızı düşünmeyin!…

Bizler gördüklerimizi yazanlardanız.

Okul binalarında ifrata kaçan, okuldan ziyade devasa bir reklam panosuna dönüşmüş okullarımız var.

Okulların, okul isimlerinin yazılı olduğu tabelalar, okulu yaptıranlara yetmemiş olacak ki, okulun üç cephesine birden kendi isimlerini yazdırmışlar.

Ve şöyle demek isteniyor;

Ey ahali duyduk duymadık demeyin, falanca yerde bir okul yaptırdım. Nerden bakarsanız bakın adımı göreceksiniz!…

Biz yaptırdık mı böyle okul yaptırırız işte.

Gelen-geçen ana maşallah diyecekler, ulen amma da okul yaptırmış adam. A’dan Z’ye nesi var, nesi yok alayını ben yaptırdım. Benim okulum böyle bir okul. Namımız yürüsün arkadaş!…

Milli Eğitim bu arada ne mi yapıyor?

Madem bu okulu onlar yaptırdı, ne yaptırırlarsa yaptırsınlar havalarında.

Görünen o ki, bundan böyle iş adamlarının yaptırdıkları bütün okullar, aynı zamanda firmalarının ve markalarının tanıtımı da yapacak!…

Emsaller, emsal olarak gösterilecekler yapılmaya ve dikilmeye başlandı nasıl olsa!…

Bir zamanlar Konya’da bir Ahmet Haşhaş vardı. Marka tanıtımı yapanların yaptırdım dediği bir okula karşı, onların sülalelerinin bile yaptıramayacağı kadar çok okul ve benzeri kurum binası yaptırdı.

Konya’nın okul fabrikatörü diye anılan bir insandı. 29 Eylül 1990 yılında vefat etmişti.

“İbadet evde yapılabilir ama eğitim evde yapılamaz” diyen Ahmet Haşhaş, kurduğu vakıfla Konya şehir merkezine tam 16 okul yaptırmıştı. Türkiye’de kendi başına en fazla okul yaptıran insandı.

Devrin Cumhurbaşkanı Evren Paşa, kendisine şu mesajı göndermişti; “Milli Eğitim hizmetlerine yaptığınız değerli katkılar inanıyorum ki, kadirbilir Türk Milleti tarafından daima takdir ve şükranla anılacaktır.”

İnsanoğlu varsın unutkan olsun. Arşivler, yeri geldiğinde, her şeyi öyle güzel hatırlatıyor ki, rahmetli Haşhaş bilindiği üzere değil yaptığı okulları vergiden düşmeyi, mal varlığınıda Milli Eğitime bağışlamıştı. Konya’da böyle bir örnek varken, hem bu okulu ben yaptırdım diyeceksiniz, hem masraflarını vergiden düşeceksiniz, hemde yaptırdığınız okulu devasa bir reklam panosu haline getireceksiniz.

Üstelik kimse sizi kınamayacak, tepkisini göstermeyecek, bunun adına görgüsüzlük derler, kim böyle bir şeye izin veriyor demeyecek!

Bu hali bilmem daha nasıl anlatsak ve göstersek ilgililere ve kamuoyuna!…

> Yeni Meram >Yazarlar > Bu okulu ben yaptırdım!..
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yeni Meram'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ MERAM veya yenimeram.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.