YAZARLAR

***

“ESKİ dost düşman olmaz, olsa da dürüst olmaz.” ***

İLK bilgi: Bugün İzmir’in düşman işgalinden kurtuluş günü ve törenlerle kutlanacak. Ancak, törenlerde göndere Türk Bayrağı çekilemeyecek. Çünkü, daha önce yasa çıkarılmıştı… SON bilgi: Tepkiler yasayı deldi!.. Şimdi her şey eskisi gibi. Yani, göndere bayrak çekilecek.

*

KİME İNANACAKSINIZ?

Tarih 5 Eylül 2012 Çarşamba…

25’i patlamada 2’si dağda 27 şehit.

Sonra bildiğimiz taziye mesajları.

Falan bakan, filan parti, falanca kişi kışlaya gitti. Bu kara haberler arasında muhterem siyasi erkan erken seçimi tartışıyor.

Sonra yeni Anayasa çalışmaları…

Daha sonra Suriye çıkmazı…

Daha daha sonra Apaydın kampı…

*

PATLAMANIN sabahı Bakan Veysel Eroğlu Afyonkarahisar’a gidiyor. Ayaküstü ilk açıklaması:

“Kaza sonucu meydana gelmiştir. Bu gibi patlamalar Pakistan’da da oluyor Hindistan’da da!”… Ancak aynı dakikalarda TSK’dan bir açıklama:

“Patlamanın nedeni bilinmiyor.”

Cumhurbaşkanı “Araştırılıyor” diyor.

Kaza mı, ihmal mi, sabotaj mı?

Kimilerine göre sabotaj, kimilerine göre “kaza ihtimali” çok düşük.

Sinir küpüne dönen kafalar karışıyor.

Herkes kime inanacağına şaşırıyor?

Neyse… Suçlusu bir gün bulunacak.

*

BU LAFLAR YENMEZ!

Başbakanımız dizi dizi gelen şehitler ve Suriye için öfkeli, sert konuşmalar yapıyor. Biz tam destek veriyoruz

ama BDP şaşı bakıyor, şımarıyor…

CHP’lileri almadılardı, Meclis İnsan Hakları Komisyonu Apaydın kampında incelemelerde bulunuyor!

Komisyonda MHP’li Atila Kaya da var. Kaya, “Kamp lojistik amaçlı kullanılıyor. Kamptakileri

önceden bilgilendirmişler” diyor.

Suriye’li mülteciler, Başbakan Erdoğan’a teşekkür ediyor. Suriyeliler ile heyet

arasında yapılan görüşmede tercümanın gizlice kaş göz işareti yapması krize yolaçıyor. Kaya sığınmacılara,

“Karşıya gidip geliyor musunuz?” diye soruyor ve yıldızlı yalan, “Gitmiyoruz” cevabını alıyor!

*

KONUŞUYORLAR!

BDP Başkanı Selahattin Demirtaş ile Gülten Kışanak, Erdoğan’a cevap veriyor. Hem de ne cevaplar. Zehir zemberek. Yenilir yutulur cinsten değil… İkisinin cevaplarını harmanlayarak aktaralım:

“Biz Şemdinli’de düşmana sarılmadık. Onlar düşman değil. Başbakana yol haritamızı gönderdik. Akan kanı önlemek için inisiyatif almak istediğimizi, AKP ile bir araya gelebileceğimizi ilettik. O gürleyen Başbakan, teklifimizi elinin tersiyle reddetti.

Sorumlu Başbakandır. Ülkede kontrolü yitirdiği için konuşmasında da kontrolü yitirmiş. Psikolojik rahatsızlığı var, onu uyardık, doğruyu söyledik, ‘Bedeli ağır olacak’ diyerek AKP’nin tehditlerinden korkmadık. Nerde inceyse orda kopacak. Tehditle, hakaretle barış getirilemez. Yaptığı kirli işlerin ortaya çıkmayacağını, hesap sorulmayacağını zannetmesin. Siz başkasına hesap soramazsınız, alçaklıkla suçlayamazsınız. Ben sana alçak desem çukurun hatırı kalır! Çözüm üret… Dağın yolunu bilen biliyor.

Üstümüze kan lekesi sıçradığını söylüyor. Savaş kararını ben mi aldım, 10 yıldır ülkeyi ben mi yönetiyorum? Gırtlağına kadar kana bulanmışsın. Yalan konuşma, dürüst ol, namuslu ol. Yalanlarınla o kanda boğulacaksın.

Demeyeceğiz, boyun eğmeyeceğiz. Biz bu yolda bedel ödemek için yürüyoruz. Başbakan haddini bilsin!.. Kürt halkına sandık koy yüreğin yetiyorsa… Sor, özerklik istiyor musun? Kürt halkına sor, Türkiye’ye sorma.”

Erdoğan şimdi daha da sinirlenecek.

> Yeni Meram >Yazarlar > Bu laflar yenmez!
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yeni Meram'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ MERAM veya yenimeram.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.