Torku Jelifest

‘Bu asalak yapının temizlenmesi lazım’

  • Giriş Tarihi: 27.10.2015 23:32
  • Güncelleme Tarihi: 23:32
‘Bu asalak yapının temizlenmesi lazım’

Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan, Paralel Devlet Yapılanması'na ilişkin "Bütün uzantılarıyla tamamen bu asalak yapının temizlenmesi lazım" dedi.

Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan, Paralel Devlet Yapılanması’na ilişkin “Bütün uzantılarıyla tamamen bu asalak yapının temizlenmesi lazım. Ama bütün kurumların aynı duyarlılıkla bu hedefe kilitlenmesi, bu mücadelenin bir parçası olması çok büyük önem taşıyor. Bu Milli Güvenlik Siyaset Belgesi’ne de giren bir konu, Milli Güvenlik Kurulu kararlarına da yansıyan bir konu. Bir Tayyip Erdoğan ve AK Parti’nin kavgası filan değil, devletin verdiği bir hukuk mücadelesidir” dedi.

Akdoğan, Kanal A’da katıldığı programda gündeme dair değerlendirmelerde bulundu, soruları yanıtladı.

Koza İpek Holding ve şirketlerine kayyum atanması kararına ilişkin soru üzerine Akdoğan, burada “bir medya grubuna dönük bir kayyum ataması” gibi algılamanın doğru olmayacağını söyledi.

Akdoğan, “kayyumun, yürütmenin emrine girdiği” anlamına gelmediğini ve hakim kontrolünde olduğunu ifade etti. Konuya basın özgürlüğü anlamında bakıldığında olumsuz rüzgar estirilmesinin bilinçli bir kampanyaya dayandırıldığını belirten Akdoğan, bir algı operasyonunun yapıldığını ve bunun yeni bir durum olmadığını kaydetti.

Türkiye’de basın özgürlüğünün birçok Avrupa ülkesinden daha ileride olduğunu vurgulayan Akdoğan, “Burada basın özgürlüğü maskesi arkasına sığınarak başka bir ideolojik kavga veriliyor. Adeta Hükümet’e savaş açarcasına bir yayın içerisine giriliyor. Bunların son dönemde özellikle organize bir şekilde, illegal birtakım örgütsel yapıların tezahürü olarak da ortaya çıkabildiğini görüyoruz, bununla ilgili de devam eden yargı süreçleri var” diye konuştu.

Akdoğan, alınan kararın hakim kararıyla olduğuna dikkati çekerek, “O kayyumlar da hakimin denetiminde ve kontrolünde bu faaliyeti yürütüyorlar. Bunun çok iyi ayırt edilmesi lazım” dedi.

“Öyle bir mekanizma kurulmuş ki şerre hizmet ediyor”

Bazı gazetelerin aynı paralelde yayın yapmasına ilişkin bir soru üzerine Akdoğan, şunları kaydetti:

“Bazen aynı fotoğraf kadrajı, aynı başlık, sanki sadece gazetenin logosu değişiyor, baktığımız zaman görülüyor, nasıl bir işbirliği. Biri topu kaldırıyor, biri pas atıyor, öbürü bunu şuta çeviriyor böyle bir iş birliği var. Cumhuriyet, Sözcü, Zaman, Hürriyet, Posta… Nasıl bir ilişki ağı olduğu görülüyor. Bu da arkadaki ittifakı gösteriyor. Bu tamamen AK Parti, Tayyip Erdoğan karşıtlığı üzerine ‘Bunu biz ne yapıp edip bir şekilde devirmeliyiz’, böyle bir konsorsiyum var.”

Akdoğan, ortada kirli bir amacın yer aldığını, milletin buna izin vermediğini belirterek doğrudan sivil siyasete ve demokrasiye dönük bir saldırı yapıldığını aktardı. AK Parti’nin buna engel olduğunu vurgulayan Akdoğan, “Bunların nasıl bir felsefeye sahip olduğunu zaten görüyoruz. Tamamen hepsini zombileştiren. Baktığın zaman tek tek kişi olarak iyi insanlar görünüyor, bizim de tanıdığımız insanlar var. Ama öyle bir mekanizma kurulmuş ki o mekanizma şerre hizmet ediyor” değerlendirmesinde bulundu.

“Bu asalak yapının temizlenmesi lazım”

Zaman gazetesine ve Samanyolu televizyonuna el konulmasının söz konusu olup olmayacağına dair soruya Akdoğan, “Bu hükümetin bildiği, planladığı, takip ettiği bir konu değil. Yargının devam eden süreçleri var, bu süreçlerin gereği olarak birtakım kararlar alınıyor, tedbirler uygulanıyor. Bu konularda spekülasyon yapmak da çok doğru olmaz” ifadesini kullandı.

Akdoğan, kayyum atanmasıyla bir buçuk yıldır bu grupların yurt dışından “dijital yayıncılık yapma” konusunda bazı girişimlerin olduğu, Koza İpek grubuna el konulduğu gibi diğer gruplara da el konulması halinde “yurt dışından Türkiye’ye dönük yayın yapacaklarına” ilişkin iddiaların hatırlatılmasına ilişkin, “O konuyu bilmiyorum ama bu tür söylentileri duyuyorum. Bu tür yapılar her türlü imkanı kullanarak içeride 1 Kasım’ı varlık-yokluk meselesi görüyorlar. Bunlar ne varsa bütün güçleriyle yükleniyorlar” dedi.

Vatandaşlarca bu yapının fark edilmesini çok önemsediklerini bildiren Akdoğan, şöyle devam etti:

“Tayyip Erdoğan burada dik durmasaydı, bütün Türkiye’de bunlar esaret düzeni kurarlardı. Bunu başka hiç kimse yapamazdı. Yapının güç ve mevzi kaybettiğini, deşifre olduklarını, birçok yerde tasfiye edildiklerini görüyoruz. Ama bu mücadele akşamdan sabaha bitecek bir mücadele değil. Burada bütün bu uzantılarıyla tamamen bu asalak yapının temizlenmesi lazım. Ama bütün kurumların aynı duyarlılıkla bu hedefe kilitlenmesi, bu mücadelenin bir parçası olması çok büyük önem taşıyor. Bu Milli Güvenlik Siyaset Belgesi’ne de giren bir konu, Milli Güvenlik Kurulu kararlarına da yansıyan bir konu. Bir Tayyip Erdoğan ve AK Parti’nin kavgası filan değil devletin verdiği bir hukuk mücadelesidir.”

“Gelir mi gelmez mi bilmiyorum ama…”

Yalçın Akdoğan, AK Parti iktidarlarının Paralel Devlet Yapılanması’nın network oluşturmasına büyük oranda katkı verdiğine dönük eleştirilerin yapıldığının hatırlatılması üzerine, bunun doğru olmadığını vurguladı.

AK Parti’den önce de bu yapının devlette bulunduğuna işaret eden Akdoğan, şunları söyledi:

“Onunla özel bir ittifak ilişkisi kurmuş değil ama herhangi bir yapıya ayrımcılık da yapmış değil. Bu yüzden AK Parti’ye yöneltilen eleştirileri haksız buluyorum. Bunun tersini yapsa o dönemde eleştiri konusu olabilirdi. Ama bunların başka bir gizli gündemi, ajandası, başka bir niyeti olduğu ve bir şeyin peşinden koştuğu ortaya çıkınca zaten bu patlak verdi. Bu sadece 17 Aralık’ta bir şey oldu da karşı karşıya gelindi değil, öncesine uzanan bir süreç. Birtakım rahatsızlıkların dile getirildiğini biliyoruz. Bunlar daha aleni birtakım hamleler yapmaya başladı.”

Akdoğan, Fethullah Gülen’in Türkiye’ye iadesine ilişkin soruya, “Gelir mi gelmez mi bilmiyorum ama bunlar şu anda Türkiye’den kaçma modundalar, Türkiye’ye gelme modunda değiller. Neticede açıklanan iddianameler ortada, devam eden davalar ortada. Bu davaların neticesine göre hukuk sistemi içerisinde ne yapmamız gerekiyorsa bununla ilgili yazışmalar, görüşmeler yapılır” karşılığını verdi.

“Paralel yapıyla Kandil arasında ilişki” iddiaları hakkındaki görüşü sorulan Yalçın Akdoğan, “Bunlar hiçbir kutsal tanımıyorlar, ihanet derecesinde Türkiye düşmanlığına girdiler. Her türlü kötülüğü yapıyorlar. ‘AK Parti bir şekilde iktidar olamasın’ diye her türlü desteği HDP’ye de verdiler, Suriye ve Kuzey Irak bağlamında bölgede örgütlerle de işbirliği içinde oldukları biliniyor. Bunlar Çözüm Süreci’nde, süreci bozmak için her şeyi yaptıkları gibi şimdi terörle mücadele sürecini akamete uğratmak için ellerinden geleni yapıyorlar” değerlendirmesinde bulundu.

“Burada başka bir üst aklın devreye girdiğini görüyoruz”

Akdoğan, Ankara’daki terör saldırısında şu ana kadar PKK olduğuna ilişkin bir kanaat olduğu, arkasında paralel yapının devlet içindeki uzantılarının kullanılmış olup olmadığına ilişkin soruya, şu yanıtı verdi:

“Ben, böyle spekülatif yorumlar yapmam. Ama burada şunu söyleyebiliriz, bu tür hadiselerde amaca bakmak lazım. Bu yüzden Sayın Cumhurbaşkanımız da daha kolektif bir yapıya işaret etti. Bunların ilişkileri daha karmaşık bir hal almış durumda. Bu tür provokatif eylemler, sadece yapanın kimliğiyle tarif edilecek eylemler değildir. Arkada bir siyasi amaç gözetliyor. Yapan örgütün amacının ötesinde başka bir siyasi amaç, fayda gözetiliyorsa burada başka bir üst aklın devreye girdiğini görüyoruz. Paralel yapının, kirli oyunların orkestra şefi olduğunu düşünüyorum, kendisi de bir piyondur, başka güçlerin kullandığı bir yapıdır. Ama o eylemin arkasında ‘Şu vardır, bu vardır’ bu somut veriyle yapılması gereken bir değerlendirmedir.”

Terörün, seçimleri hangi oranda etkileyeceği sorusuna Akdoğan, etkilememesini sağlamak için hayatın normal akışına dönmesi gerektiğini, bu yüzden siyasi iklimi değiştirmenin ve seçime katılımın çok büyük önem taşıdığını söyledi.

“Seçim güvenliği 1 Kasım’da daha iyi olacak”

“Sandık güvenliğine yönelik ne gibi önlemler alındı?” sorusu üzerine Akdoğan, YSK’nın sandıkların birleştirilmemesiyle ilgili aldığı kararın doğru olmadığını söyledi.

Akdoğan, seçim güvenliğine yönelik tüm sorumlulukları yerine getirdiklerini ifade ederek, sandık güvenliğinin sadece seçim gününe dair bir mesele olmadığını dile getirdi.

Halkın iradesini özgürce sandığa yansıtabilmesi için İçişleri Bakanlığının ciddi bir çalışma yürüttüğünü belirten Akdoğan, seçim güvenliğinin 1 Kasım’da daha iyi olacağını vurguladı.

Akdoğan, halkın, kimin terör istediğini, kimin barış isteğini gördüğünü dile getirerek, “PKK’nın son dönemdeki stratejisi halkı bıktırdı. Şehir merkezlerine taşıdılar hadiseyi. Hendek kazdılar, bomba döşediler. İnsanlar çocuğunu okula göndermekten korkuyor. Kepenk kapatmaktan esnaf bıktı. Normal hayatı bozdular. Bunun ürettiği bir tepki var halkta” diye konuştu.

Terör örgütlerinin bütün oyunlarının bozulduğunun altını çizen Akdoğan, şöyle konuştu:

“Bu operasyonlar seçime endeksli değildir. ‘Seçimden sonra bitecek, devlet görüşme yapıyor’ gibi söylemler tamamıyla yalan. Bu operasyonlar terör konusunda mesafe alınana kadar, belli bir sonuca varana kadar devam edecek. Bunlar sıkıştılar, bu tür yalanlarla milleti kandırıyorlar. Millet de ‘Sana oy verdim, mahvettin ortalığı, hiçbir şey beceremedin’ diyor. Onu telafi etmek için bir umut vermeye çalışıyorlar. Bu süreci bozan sensin. AK Parti’yi devirme projesinde barajı geçmek için kendini kullandırtan sensin. Bölgede Kürtler için yapılan tüm projeler ve yatırımları AK Parti hükümeti yapmıştır.”

Dolmabahçe görüşmelerine ilişkin soru üzerine Akdoğan, bu görüşmelerin çarptırıldığını ve sanki taraflar arasında ortak bir taahhüt varmış, ortak bir mutabakat imzalanmış gibi gösterilmeye çalışıldığına işaret etti.

“Örgüt demokratik çözümle bir yere varılmasını kabul etmedi”

Yalçın Akdoğan, hiçbir taahhüdün altına girmediklerini dile getirerek, AK Parti’nin milletin rıza göstermeyeceği hiçbir şeye onay vermeyeceğini söyledi.

Örgütün, Çözüm Süreci ile ulaşılacak noktayı kendisi için bir çözüm olarak görmediğini, “Ben silahla kendi amacımı gerçekleştiririm” dediğini anlatan Akdoğan, “Örgüt bundan dolayı Öcalan’ın çağrısına ayak diredi ve kongreyi istemedi. Örgüt demokratik çözümle bir yere varılmasını kabul etmedi. Demokratik çözüm dediğiniz zaman, ‘Toplum bunu kabul etmez, o zaman ben bunu diğer yöntemle yapacağım’ diye düşündü. Örgütün kafa yapısı bu şekilde. Bir de dış etkenlerle bu sürecin bozulması için çaba sarf edildi. ‘Türkiye bu işi çözerse PKK benim başıma bela olur’ diyen birtakım ülkelerin olduğunu biliyoruz” ifadesini kullandı.

“Vatandaşta 1 Kasım’a yönelik bir fikir oluştu”

Akdoğan, AK Parti iktidarında terörle mücadele edilmiyormuş gibi bir izlenim yaratılmaya çalışıldığını ancak Cumhuriyet tarihinin en büyük operasyonlarının AK Parti döneminde yapıldığını kaydetti.

Bir yılda bin 500 PKK’lı teröristin etkisiz hale getirildiğini vurgulayan Akdoğan, terörle mücadelenin sadece çatışmayla çözülemeyeceğini ve bu konunun çok yönlü ele alınması gereken bir mesele olduğunu ifade etti.

Seçimden sonra yaşanacaklara ilişkin soru üzerine Akdoğan, vatandaşta 1 Kasım’a yönelik bir fikir oluştuğunu, halkın 7 Haziran’dan öncesi ve sonrasını değerlendirerek sandığa gideceğini dile getirdi.

Akdoğan, koalisyon dönemlerinin Türkiye’ye ne denli ağır faturalar çıkardığını herkesin bildiğini aktararak, tek parti iktidarının Türkiye’de güven ve istikrar getireceğini dile getirdi.

Türkiye’de hiçbir zaman Türk-Kürt çatışması olmadığını aktaran Akdoğan, bu ayrıştırmayı yapmak isteyenin de terör örgütü olduğunu belirtti.

“Türkiye bir Avrupa ülkesidir”

Akdoğan, “Türkiye Suriye’ye döner mi?” sorusu üzerine, iki ülke arasında hiçbir benzerlik bulunmadığını ve Türkiye’nin de asla Suriye gibi olmayacağını söyledi.

Suriye’de demokrasi, hak ve hukukun olmadığını kaydeden Akdoğan, “Türkiye, Avrupa Birliğine üye olmaya çalışan ve o şekilde standartlarını yükselten bir ülke. Türkiye Ortadoğu ülkesi değil, bir Avrupa ülkesidir. Bunu birbirine karıştırmamak lazım. Bu benzetmeler bir algı operasyonun ürünü. Bunlara itibar etmemek lazım. Suriye birbirinden kopuk, etnik gruplar var. Bu gruplar devletin kucaklayıcı bir yapı olmadığı için de bunlar hep ‘sinir uçları’ şeklinde, homojen yapılar şeklinde kaldı” değerlendirmesinde bulundu.



> Yeni Meram >Politika > ‘Bu asalak yapının temizlenmesi lazım’
HABER YORUMLARI