YAZARLAR

Ülkemizin saygın üniversiteleri arasında yer alan Boğaziçi Üniversitesinde 1 Ocak 2021 tarihinde bir rektör ataması yapıldı: Prof. Dr. Metin Bulu. Sayın Bulu, Boğaziçi’ne atanmadan önce yaklaşık olarak 1 yıl Haliç Üniversitesinde rektörlük yapmış bir akademisyen. Dananın kuyruğu da 5 Ocak’ta yapılan devir teslim töreninde koptu. Boğaziçi Üniversitesinin öğretim görevlileri ve öğrencileri “istemezük” siyaseti uyguladılar. Öğretim görevlileri, tören esnasında arkalarını okula döndüler. Öğrenciler, okul içinde ve dışında gösterilerde bulundular. Gözaltılar, salınmalar, tutuklamalar vs…

Hatta bu gösteriler İstanbul içerisindeki ilçelerden diğer illere sıçradı. Konya’mızda bile sönük bir şekilde Boğaziçi’ndeki eylemlere destek verildi. Süreçte yaşanan tutuklamalar ve diğer uygulamaları sizler biliyorsunuz. Asıl hedef rektörün istifa etmesi. Gösterilerde en çok eleştirilen ve insanları galeyana getiren de üniversite içerisinde yapılan bir sergide “Kabe figürlü” görselin yerlere serilmesiydi.

Kabe resminin tam ortasında şahmeran figürü, dört köşesinde de LGBT+ (lezbiyen, trans ve aseksüel) bayrakları yer almasıydı. Aile yapısına ve toplumumuza aykırı söylemler. İçişleri Bakanı Sayın Süleyman Soylu bunlar için “sapkın” ifadesini kullandı.

2016 yılında yayımlanan Kanun Hükmünde Kararname ile YÖK, rektörlük için üniversitelerin içinden ve dışından belirlenen 3 adayı Sayın Cumhurbaşkanının onayına sunuyor. Cumhurbaşkanı da bunların içinden bir tanesini atıyor. Önceki rektör seçimlerinde güya demokratik seçimler vardı! Yapılan pazarlıklar, dağıtılan rektör yardımcılıkları, dekanlıklar ve idari görevler… Promosyonlar da cabası. Kaldı ki en fazla öğretim üyesi hangi fakültede var ise rektör o fakülteden.

Hatırlarsınız, Selçuk Üniversitesinin rektörleri hep doktor olmuştur. Kararname olmasaydı da hep doktor olacaktı. Sağlık çalışanlarımızın pandemi döneminde canlarını hiçe sayarak verdikleri mücadeleyi biliyoruz. Hepsine şükranlarımı sunuyoruz. Ancak rektörlerimiz her meslekten olmalı, olsun.
Yeni kararname uygulamalarında ise, öğretim görevlileri ve öğrencilerle pozitif manada diyalog kurabilecek, çalışkan, verimli, okulunu daha üst düzeylere çıkarma mücadelesi verebilecek akademisyenler tercih edilmeli.

Boğaziçi olayları ile ilgili olarak her kesimden ve partiden, yerel yönetimlerden, belediye başkanlarından görüş ve düşünceler geldi. İktidar partisi ve Cumhurbaşkanı, rektörün arkasına durdular. Zaten rektör de “İstifa edecek misiniz” sorusuna “Yok canım, niye istifa edeyim” dedi.

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, rektörün istifasını isterken, DEVA Partisi Genel Başkanı Sayın Ali Babacan, “Gözaltına alınan öğrencileri derhal salın” dedi. Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu ise, “Üniversitede yaşananlar kaygı vericidir. Üniversitelerimizde akademik özgürlük ortamını korumak toplumun ortak görevidir” ifadesini kullandı.
Bence en ilgi çekici açıklama SP Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu’ndan geldi: “İnancımızla dalga geçtirmeyiz. Ancak eylemleri destekliyoruz”

Din ve inanç konularında, manevi değerlerimizin korunması yönünde en hassas partilerden birisi olan SP’ye şunu sormak lazım. Desteklediğiniz eylemciler Kabe-i Muazzama’nın resmini ayaklar altına almadı mı? O zaman eylemlerin tamamını değil de, bir bölümünü mü destekliyorsunuz? Saadet Partisinin içindeki haklı kaygılar, açıklamaya yansımış olmalı. SP rotasını acilen çizmeli. Bu arada Hz. Mevlana’nın bir sözünü hatırlatalım. “Ya olduğun gibi görün, ya göründüğün gibi ol”. Ne gariptir ki, göründüğü gibi de olamıyorlar.

Geçmişe dönelim, Gezi Eylemleri. Çevreci “yoldaşlar” güya kesilen ağaçları bahane ederek Gezi Eylemleri’ne giriştiler. O zaman devletin içindeki Fetö uzantılarının da desteğini alarak yakıp yıktılar. Sözde sanatçılar, oldukları gibi göründüler. Çevreci bu kardeşlerimiz daha sonra Yalova’da kesilen yüzlerce ağaç için “gık”larını çıkarmadılar. Çevrecilik anlık olur mu hiç, devamlı olmalı. Sonuç, fiyasko. Emellerine ulaşamadılar.
O zamanın sözde hem sanatçı hem de oyuncusu Memet Ali Alabora, 30 Mayıs 2013 tarihinde Gezi Olayları ile ilgili bir tweet attı: “Mesele sadece Gezi Parkı değil arkadaş, sen hala anlamadın mı? Hadi gel.” Gelindi ve görüldü.

Şimdi ne demek lazım. “Mesele sadece Boğaziçi Üniversitesine rektör atamak değil arkadaş, sen hala anlamadın mı? Hadi gel.”

Konu belli. Sonucu yazmaya gerek var mı? Önceden yapılan provokasyon Gezi Olayları gibi…
Fiyasko…

> Yeni Meram >Yazarlar > MESELE BOĞAZİÇİ DEĞİL ARKADAŞ…
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yeni Meram'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ MERAM veya yenimeram.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.