YAZARLAR

BİZE BU CENNET VATANI VERDİLER VE GİTTİLER-Ümit Sürmeli-Yeni Meram Gazetesi

Bilselerdi, yaşasalardı Kurtuluş Savaşımızın şehitleri; çocuklarını vatan görevine göndermemek için sıraya giren, hiç sıkılmadan bedelli için uğraşanların, toprak kaybetmeyi, bölünmeyi göze alarak, Türk ulusunun güvencesi TSK’yı bitirmek için kurulan tuzağa aptalca düşenlerin her yıl çoğaldıklarını!
Bilselerdi, ülke ekonomisi tehlikeye giriyor aman paramı yurt dışına taşıyıp, bir de şöyle güzel bir mekan bulup rahat edeyim diyerek, kaçmayı düşlediklerini!
Bilselerdi, Kurtuluş Savaşı yıllarından bu yana değişmeyen alın yazısını! Tabut başında ağlayanların, Çanakkale, Dumlupınar, Sakarya, İnönü, Muş, Bitlis ve Afyon Ovası şehitlerinin gariban ailelerinin torunları olduğunu!
Bilselerdi, can vererek, kan dökerek, aç kalarak, yırtık çarık, delik çorap, yamalı mintanla düşmanı kovalayarak çizilen sınırlarda, bu cennet vatanı bırakırken, adlarının tam 96 yıl boyunca sadece Başkomutanları Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün sağlığında anıldığını ve bir kez bile hatırlanmadıklarını!
Bırakılan cennet vatan topraklarında, 1954 yılında, göklere çıkarılan Adnan Menderes tarafından, NATO denen işgalci güce TSK’nın bağlanacağını.
Amerikan emperyalizmine, katil Amerika’ya topraklarımızda yüzlerce üs açtırılacağını ve kovuldukları topraklara aymaz siyasilerce ellerini, kollarını sallayarak geri döneceklerini bilselerdi, vatan için bir defa ama kahırlarından bin defa ölürlerdi!
Başkomutanlarının, yok sayılması, adının anılmaması için gelecek nesillerce tanınmaması için Türk Milleti olduklarını unutmaları için andımızın kaldırıldığını, ulusal bayramlarımızın bile tüm ulusun gündüz resmi geçitlerle, gece boyunca fener alaylarıyla kutlanmasının yasaklandığını görselerdi; Aymazlara verdikleri onurlu savaşı anlatır da belki yüzlerinin kızarıp utanmalarını sağlarlardı.
Bir anda Araplaşan bir anda laik hukuktan, laik yaşamdan, laik sosyal devlet yapısından uzaklaşıp, kazanarak onuruyla geçinmek yerine, sadakaya razı olan, Atatürk’ün; onurlu, çalışkan, yüksek karakterli ve zeki dediği milletin düştüğü durumdan, Kurtuluş Savaşı şehitlerinin içleri sızlardı.
Atatürk’ün vasiyetini yerine getiren İsmet İnönü’ye 2. Dünya Savaşı’na Türk Milleti’ni bulaştırmayan, sağ salim ve hazinesi Avrupa devletlerini imrendirecek kadar dolu bırakarak ülkesini demokrasiye geçirip, koltuk sevdalısı olmadan nazikçe, centilmence seçimle kazanan partiye teslim eden, Batı Cephesi’nin kahraman askerine yapılan hakaretleri duysalardı Kurtuluş Savaşı şehitleri; günlerce aç, susuz titreyerek verdikleri vatan savunmasına, geride bıraktıkları yavuklularına, koklayamadan, doyamadan bebelerine şehit oldukları vatanlarında, bunca kişinin nasıl yetiştirildiğini, içleri kanayarak sorarlardı!
İstiklal Marşı okunurken ayağa kalkmayarak, ABD denen katile pirim vererek, din ile devlet işlerini karıştırarak, insanların inançları ile oynayarak, bu cennet vatanda herkesi ayrıştırarak yönetmeye kalkanlara Kurtuluş Savaşı şehitleri utanç içinde bakarlardı.
Asıl destan tam dört yıl boyunca eğilmeden, bükülmeden, aldanmadan, aldatılmadan, ele avuç açmadan, milletin alın teriyle, kanıyla, canıyla Sakarya’da Dumlupınar’da, İnönü’de ve Afyon Ovası’nda yazıldı.
Dünya şaştı, dünya hayran kaldı, dünya saygı duydu da Arap milliyetçileri ve emperyalist uşakları, unutturmaya kalkıyorlar!
Ne bu destanı yazan şehitleri, ne bu destanda Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün yanında kahramanca çarpışan komutanları ne de sarı saçlı mavi gözlü gazi paşamızı unutturamazsınız!
Her yerden silersiniz ama kalplerimizden ve vatan topraklarımızdan silemezsiniz.
Zafer ancak büyük komutanlarla kazanılır.
Zafer Bayramımız kutlu olsun.

KISA BİR NOT
Aşağıda resmini gördüğünüz kedi, sahibi tarafından yaralı olduğu ve arabası olmayan sahibince tedavi için kedi taşıma kafesi ile veterinere ulaştırmak için beklediği, Konya Büyükşehir Belediyesi’nin Meram Beybes Mahallesi’ne çalışan 309 No’lu ve 12 numaralı otobüse alınmadı.
Sayın Uğur İbrahim Altay, başkanlar sık sık yurt dışına çıkıyorlar da neden otobüslerde metrolarda lokantalarda, vatandaş gibi koltuğa oturtulan evcil hayvanları görmüyorlar?
Hani AB diye hayal kuruluyor ya! İşte bu bakış açısı nedeniyle biz AB kapısında daha çok bekleriz.
Oy için harcanmayan para yok!
Ama kedi doğuramıyor, barınağa atılıyor, sezeryan yapılması için fakülteye gönderilmiyor, iki kedi yavruları ile barınakta ölüyor, bunu yapan veteriner başhekimlik ile ödüllendiriliyor.
Bu kadar mı ucuz bu canlar?
Şimdi de bu kararı alanları artık uygun bir daire başkanlığına atarsınız, böylece yaralı kedinin, yaralı kuşların, kafesler içinde otobüslerinize aldırmayan ekibinizi üstün hizmetle ödüllendirirsiniz!
Sizin acil aracınızı çağırmadılar. Kediyi kendileri tedavi ettireceklerdi.
Zaten, barınağa atılır ve para ödememek için protokole rağmen fakülteye gönderilmez diye artık hayvan gönüllüleri çok zorda kalmadan sizin ekibe vermiyorlar.
İçiniz rahat olsun, sahipli kedileri herkes kendi olanakları ile baktırıyor.
Yukarıdaki resme bakın ve bu kararınızı bir kez daha düşünün.
Kafes içindeki yaralı canın kime ne zararı olabilir?

> Yeni Meram >Yazarlar > BİZE BU CENNET VATANI VERDİLER VE GİTTİLER
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yeni Meram'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ MERAM veya yenimeram.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.