YAZARLAR

■ İnsan yaşadığı kente benzer.

***

Modern çağın kulaktan kulağa yayılan doğruluğu kuşku götürür, uydurma folklorik öykülerine kent efsanesi adı verilir. İngilizcesi Urban Legend ya da Urban Myth. Kimi öykülerdeki gibi kent efsanelerinin her zaman uydurma ve gerçek dışı olduğu söylenemez. Genelde çarpıtılmış, abartılmış ve heyecan katılmıştır. Bunlara Son yılların jargonunda “geyik” adı da verilmektedir.

Kent efsanelerinin kimileri aradan yıllar geçmesine, ülkeden ülkeye yayılmasına karşın hiç değişiklik geçirmezken bazılarının ülke ya da yörelere göre modifikasyonları ortaya çıkmıştır. Gelişen teknoloji ve yeni trendlerle birlikte daha önce hiç duyulmamış yepyeni kent efsaneleri de türetilmektedir.

***

Geçmiş zamanda bir ülke varmış. Törelere göre, biri ölürse kocaman bir “çan” çalar, herkes birinin öldüğünü anlarmış.

Çan adamına göre çalarmış. Ne demek bu?
Diyelim eşraftan biri öldü, çan iki kez çalarmış. Bir devlet adamı öldü, üç kez…
Kral öldüğünde ise çan, dört kez çalarmış.
O gün kentin mahkemesinde bir dava varmış. Halk, yargılananın masum olduğunu bilmekte ancak yargıya güveninden sesini çıkarmayıp, kararı beklemekteymiş…
Karar açıklanır, beklenilen gibi değildir. Herkesin masum dediği sanık, mahkûm olmuştur. Halk çoğunluğu konuşa konuşa, kararı eleştire eleştire işinin başına giderken, birden o “çan” sesini duyarlar…
Birinci çalışta, acaba kim öldü?
İkinci çalışta, eşraftan kim?
Üçüncü çalışta, şehrin önemli yöneticilerinden biri…
Dördüncü çalışta, demek kral öldü, kimi ah çeker, kimi vah!
Lakin çan bir daha çalar. Bir ölüm daha…
İşte bunun anlamını bilmemektedirler, kim acaba, diye, çanın bulunduğu tepeye koşarlar, çanı çalan oradadır; sorarlar;
“Heyyyy, kim öldü?”
Adam açıklar;
“Adalet öldü, adalet!”
***

O kentin yine kıssadan hisse oluşturan bir başka öyküsü daha vardır.
İki arkadaşın yolu kralın öldüğünün ertesi gün, o kente düşmüş. Halk meydanda toplanmış, hepsinin başı yukarda, gelecek şeyi bekliyorlar:
“Yahu ne yapıyorsunuz?”
“Kralımız öldü, yeni kral seçiyoruz…”
“Nasıl?”
“Havaya bir güvercin bıraktık, kimin kafasına pislerse, o kral olacak!”
Derken güvercinin pisliği iki arkadaştan birinin kafasına düşmüş, kıyamet kopmuş;
“-Yaşasın yeni kral!”
Aradan bir yıl geçmiş, arkadaşı O kente uğramış, “bakalım bizim kral ne yapıyor?” diye. Görenler çevresini sarmış;
“Aman yetiş, kral olan arkadaşın var ya, canımıza okuyor, zulmediyor!”
Adam da lafı culk diye oturtmuş;;

“Bana ne? Kafasına pisletip, kral seçenlere çok bile!”

■ Kent, halkın hep birlikte yalnız kaldığı ortamdır.

AYTEKİN VE ALTINDAĞ AİLELERİNİN MUTLULUĞU

Konya basınının duayenlerinden değerli ağabeyimiz Hanefi Aytekin’in oğlu Güray ve gelini Sem’a Aytekin’in kızları Hande ile kentimizin seçkin ailelerinden Emine ve Hamza Altındağ çiftinin oğulları Tarık, görkemli bir törenle dünya evine girdi. Bu mutlu olay dolayısıyla Aytekin ve Altındağ ailelerini içtenlikle kutlarken, eşim ve ben gençlere kurdukları yuvada sonsuz mutluluklar dileriz. R-B

> Yeni Meram >Yazarlar > BİR KENT EFSANESİ YA DA ADALETİN ÖLÜMÜ
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yeni Meram'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ MERAM veya yenimeram.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.