YAZARLAR

İster tatlı, ister acı olsun, anı insana ıstırap verir.

***

Merhum dostum Cemal Süreyya’nın şiirleştirdiği gibi “Her ölüm erken ölümdür” ancak, O,canlı, diri ve güler yüzlü Cenk Koray ölüme çok daha erken uzandı.

Koray’la, merhum İskender Cenap Eğe’nin Turizm Bakanlığı döneminde tanıştık, onun özel kalem Müdürüydü.

Onu, yaşama veda edişinin 11.yılında onu saygı ve rahmetle anıyorum.

Feyzi Halıcı ile birlikte Bakanı ziyaretlerimizde, ünlü sunucu ile birlikte olur, yemeğe giderdik. Eğe’nin katıldığı dost yemek ve meclislerin tadı, tuzu, Sevgili Cenk Koray’ın dile getirdiği fıkralardı.

Bu yapış yapış ve bunaltıcı Konya sıcağında onun aktardığı kimi fıkraları artarak biraz olsun serinlemek istiyorum;

Adamın biri doktora gidip tepeden tırnağa muayene olmuş. Doktor sormuş;

– Sağlığınız yerinde; bana neden

geldiniz ki?

Adam yanıt vermiş;

– Doktor bey; bir tek şikayetim var.

Karım ile birinci sevişmemde vücudum çok sıcak oluyor, terden canım çıkıyor, ikincisinde ise çok soğuk oluyor, üşüyüp titriyorum.

Doktor bu yeni bilginin ışığı altında adamı

bir kez daha muayene etmiş, yine bir şey bulamayınca demiş ki;

-Bir kere de hanımız ile konuşayım!
Bir kaç gün sonra adamın karısı doktora gelmiş. Doktor sormuş;

– Hanım efendi, kocanız vücudunun sizin ile birinci sevişmesinde çok sıcak ikincisinde ise çok soğuk olduğunu, üşüdüğünü söylüyor. Bu neden böyle acaba? Bu konuda fikriniz var mı?

Kadın acı acı gülümseyerek yanıt vermiş;

– Çok basit doktorcuğum. Çünkü umumiyetle ilk sevişmemiz Ağustos ayında, ikincisi altı ay sonra, Şubat ayında oluyor da!

Adamın biri fırına girmiş ve 299 tane ekmek istemiş. Fırıncı ‘Beyim gel şunu 300 ekmek yapalım da hesap düz olsun’ deyince kızmış ‘Yahu sen deli misin?’ diye bağırmış;

Kim yiyecek o kadar ekmeği?

Bir Kayserili ile İstanbullu trende aynı kompartımanda seyahat ediyorlarmış.Yemek zamanı Kayserili çıkınını açıp pastırma ve sucuk çıkartmış, İstanbulluya demiş ki;

– Buyur beğ, beraber yiyek!

İstanbullu, teşekkür etmiş;

– Ama benim basurum var!

Kayserilinin gözü açık ya;

– Ossun! Sonra da onu yirik.

Okullar kapanmış ama daha karneler verilmeden Temel memleketine dönmeye mecbur kalmış. Yola çıkarken de arkadaşı Dursun’a uyarıda bulunmuş;

– Dursun, sen karnemi al ve neticeyi bir telgraf ile bana bildir. Ama lütfen dikkatli ol, şu kadar kırığın var deme, sonra evdekiler okuyup üzülürler. Bir kırık varsa Bekir, iki kırık varsa İlyas, üç kırık varsa Yunus, dört kırık varsa da Davut selam eder diye yaz!
Bir hafta sonra Dursun’ dan telgraf gelmiş;

– Ümmet-i Muhammed selam eder.

BİR DAMLA:

Sıcak bir yaz günü adamın biri televizyon seyrederken kapının vurulduğunu duymuş Gidip kapıyı açmış ama kimseyi görememiş Biraz sonra kapı yine vurulmuş Adam yine gidip açmış ama yine kimseyi görememiş Dikkatle çevreyi araştırırken gözü yerde duran bir salyangoza ilişmiş Adam, salyangoza bir tekme atıp onu ilerideki çalıların içine şutlamış Altı ay sonra, soğuk bir kış günü yine kapı çalınmış, adam gidip kapıyı açmış yine kimseyi görememiş Kapıyı kapatacak iken aşağıdan, karların içinden salyangozun sesi duyulmuş;

“Demin ne oldu yav? Neden öyle kızdın”

> Yeni Meram >Yazarlar > BİR CENK KORAY VARDI…
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yeni Meram'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ MERAM veya yenimeram.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.