YAZARLAR

Yakışıyordu Konyaspor başkanlığına.

Oturması, kalkması, hitabı, öfkesi, sevinci…

Konyaspor’un son dönemde bu denli karizma bir başkanı olmamıştı.

Spora yakın bir isimdi.

Spor yöneticiliği geçmişinin karanlık noktaları o an hiç aklımıza gelmedi.

Meram Belediyespor ligden düşmüş ve başkanı Bahattin Karapınar’dı.

Ahmet Şan başkanlığı döneminde Konyaspor yönetiminden kopmalar yaşanmış ve istifaların başında o zamanın Futbol Şube Sorumlusu Bahattin Karapınar vardı.

Yok yok bunlar rastlantıydı.

Meram Belediyespor kurum takımıydı. Başkan, Bahattin Karapınar da olsa belediye desteği olmadan bu iş yürümezdi. Yürümedi de…

İlk küme düşüşü o yıllarda tattı. Kulübü kapanan başkanlar arasına adını yazdırdı.

Ahmet Şan ile anlaşamadı.

Yakın arkadaşları yönetimde pasifize edilince dayanamadı, “Ben bu oyunda yokum. Verin topumu” dedi, ayrıldı.

Ve yıllar sonra yeniden Konyaspor’daydı. Bu kez başkandı.

Önce, “talibim kulübe” dedi, geri çekildi.

Sonra, “adayım” dedi,” ailem izin vermiyor” bombası patladı.

Ancak Tahir Akyürek’in bir işareti yetti.

Abisinin isminin ağırlığı ona başkanlık yolunu açtı.

Tüm sorunlar çözüldü ve başkan adayı Bahattin Karapınar listesiyle birlikte kongre salonuna gecikmeli olarak girdi.

Üstünde; 11 ay sonra Olimpiyat Stadyumu’ndaki şampiyonluk maçında giyeceği krem rengi takım elbisesi, beyaz gömleği, fıstık yeşili kravatıyla, salonda tüm bakışları üzerinde topluyordu.

Amiyane tabirle jilet gibiydi.

Kuntoğlu ile başkanlık döneminde tanışmıştık.

Başkanlığı süresince de 3 veya 4 kez bir araya gelebildik.

Ama Bahattin Karapınar ile ilişkimiz daha sıcaktı.

Meram Belediyespor’daki başkanlığı ve Konyaspor’da futbol şube sorumluluğu görevlerinde sıklıkla görüşmüştük.

***

Başkanlık için ayırdığı çokta parası yoktu, ama belediye desteğiyle oluşturulan yönetim güçlüydü.

Konya’nın önde gelen iş adamları arasından ona sıra gelmezdi bile.

“Karizmayla götürürüm” dedi ve göreve başladı.

Transferlerin birçoğunu genel kurul öncesi Zeki Çimen gerçekleştirmişti.

Çekirdeği oluşmuş kadroya birkaç takviye daha yapıldı.

Zorlu bir maraton başlıyordu.

Borç gırtlaktaydı.

İlk haftalar her şey yolunda gitti.

Seri galibiyetler geliyor, rakipler nal topluyordu.

Artık “Biz ligin Fenerbahçe’siyiz” açıklamaları yapılıyor, başkanın fotoğrafları boy boy gazeteleri süslüyor, seri röportajlar ve başkanın ismi gündemden hiç inmiyordu.

Türkiye’de herkese nasip olmaz, bu şaşaa, bu gösteriş.

6-7 gazetenin, 4-5 Tv’nin olduğu şehirde, hemen hemen her gün boy boy fotoğraflar, dakikalarca görüntüler, parayla ulaşabilecek bir durum değildi.

Ama o da ne!

Gündem, yönetimdeki diğer isimlere kaymaya başladı.

Aile dostu Abbas Kılınç, Yeni Meram’a tam sayfa röportaj veriyor, kamuoyunda artık başkandan çok Hilmi Kulluklar, Ömer Atikerler konuşuluyor, başkanın cüzdanı sırtına dikili ifadeleri kulaktan kulağa yayılıyordu.

Bir şey yapılmalıydı.

Takımın durumu harikaydı.

Kafa kopartsa çokta kan kaybetmezdi.

İlk kafalar koptu.

Abbas Kılınç, Hilmi Kulluk, Güven Öten ile birlikte yönetimin ağır topları istifalarını peş peşe verdiler.

Çalışmak zordu Başkan ile.

Hem para verip hem de bu sıkıntı çekilmezdi.

Yönetim içinden beklediğinden daha çok tepki aldı, ama kamuoyu desteği arakasındaydı ve takım iyi gidiyordu nasıl olsa.

Sancılı süreç ikinci yarının başlamasıyla doruk noktasına çıktı. Önce transfer yasağı nedeniyle takviye yapılamamış, ardından seri kayıplar başlamıştı.

Kabus gibi geçen haftaların ardından, hasbelkader play-off maçlarına kalınabildi.

Futbolcu alacakları finaller öncesi yönetimi zorluyordu.

Altay maçı öncesi yaşananlar ise tam bir skandaldı. Futbolcular yönetimi tehdit ederek idmanlara çıkmıyor ve alacaklarını istiyordu.

Başkan takımın kamp yaptığı otelin kapısından dönüyor ve iş yine ikinci adamlara kalıyordu.

Ömer Atiker’in gayretiyle final öncesi yaşanabileceklerin önüne geçiliyor ve başkan bir kez daha finansal açıdan kendisini zora sokmadan bu işin içinden sıyrılıyordu.

Şampiyonluğun gelmesinin ardından canlı yayın aracının yanında yaşanan bir tartışmaya şahit oluyorum.

“Kardeşim” diyor başkan.

“Sen nasıl, televizyondan Hilmi Kulluk’a teşekkür edersin..”

Ekrem Coşkun kızgın, “Niye etmeyeyim. Bu şampiyonlukta onun emeği hiç mi yok?”

Birkaç gün süren kutlamaların ardından genel kurul süreci içine giriliyor.

Başkan bırakmayacak o artık belli.

Ömer Atiker, Mustafa Küçüksöker, Süleyman Işıkçeviren ve Ekrem Coşkun.

Yaşanan şampiyonlukta başkandan daha çok emeği olan bu isimler yeni dönemde yoklar.

Başkan, A takımından rahatsız.

Ama onlarsız da olmayacak. Önce gölge başkanlığı kabul ediyor.

Kongreye birkaç gün kala fikir değiştiriyor.

Ziya hoca da rahatsız transfere karışılmasından.

A takımı tehlikeli.

Kader birliği yaptığı arkadaşlarıyla yollarını ayırıyor hemen.

Ve başkan, kendi listesiyle yeniden adaylığını açıklıyor.

Birkaç isim dışında çok etkisiz ve zayıf bir yönetim ile amacına ulaşıyor.

Artık sadece kendisi var.

Tek adam dönemi başlıyor Konyaspor’da. Her ne kadar Ziya Doğan’a tam teslim olunsa da artık tek ses çıkacak.

Kongre sonrası yanlışlar ark arkaya geliyor.

Transfer hatalarını görmemek için kör olmak gerekli.

“Rezalet” başlıklı manşetim sonrası telefonum çalıyor.

Başkan ile ilk kez bu denli gergin bir görüşme yapıyorum.

“Siz ne yapmaya çalışıyorsunuz. Süper bir kadro kurduk. Bomba gibiyiz. Hepiniz göreceksiniz” diyor Başkan!

“Keşke” diyorum, “keşke sen haklı çık.”

Ziya Doğan’a ve menajer Mustafa Eraydın’a tam teslimiyet.

Ucuz ve etkisiz transferler.

Sezon başında yapılan 15’e yakın transferin üstüne ara dönemde yapılan bir o kadar transfer daha.

3 yıllık süreçte borçları silme hesapları kayboluyor.

Çok eleştirdiğimiz Kuntoğlu’nun Fahri Tatan transferi dillere destan olmuştu ya, Karapınar’ın yaptığı transferlerin alayı Fahri Tatan’ı aratıyor.

Sonuç ortada… 26 haftada toplanan 17 puan, yapılan 30’un üstünde transfer.

Futbolcuların 26 maçlık alacakları.

Transfer taksitleri. Ziya Doğan’a borç. Yılmaz Vural’a verilen para. Gökhan Emriciksin’e ödenen miktar.

Rezalet üstüne rezalet.

Başkanın dillendirdiğiyle 27 milyon, bizce 12 milyon olan Kuntoğlu dönemindeki borç, tahminimizce 40’ı geçti.

İşte Karapınar ile geçen 2 sezonumuz.

Kulübü aldığı ve bıraktığı noktayı ancak bu şekilde kısaca anlatabildim.

Kongrede aday olmayacağını belirtiyor Karapınar şimdilerde..

“Allah’ın seversen bırakma başkan” mı demeliyiz?

Kulübü öyle bir bataklığa soktu ki, bir sezon daha devam etse, sonumuz Göztepe, Kocaeli, Sakarya gibi olacak.

Karapınar, ligin bitimine 8 hafta kala ayrılıyor.

Kendince bir kurtuluş belki.

Ama şu açıkça bilinsin.

Konyaspor düşerse bunun tek sorumlusu Bahattin Karapınar’dır.

Bahattin Karapınar Konyaspor’u şampiyon yapan değil, Konyaspor’u bataklığa iten başkan olarak tarihe geçecek.

> Yeni Meram >Yazarlar > Bir başarısızlık öyküsü
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yeni Meram'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ MERAM veya yenimeram.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.