YAZARLAR

Her oluşumun anlaşmalı olduğunu anlamayanlar, anlamak istemeyenler, görmeyenler, görmezden gelenler, hepimizi aptal yerine koyanlar sizlere sesleniyorum; Bu vatan bölündüğünde, bu oluşuma verdiğiniz katkıları unutup, hala bu topraklarda yaşamayı düşünüyor musunuz?

Türkçe konuşa konuşa kaymakamlıklara, alay komutanlıklarına, askeri araçlara, asker çocuklarını taşıyan servislere, polis noktalarına, jandarma karakollarına, alışveriş merkezlerine bomba yağdırdılar. Türkçe konuşa konuşa Türk polisine tokat attılar.

Türkçe konuşa konuşa Türk milletinin kurduğu, Türküm diyenlerin 23 Nisan 1923’te açtığı mecliste Türkçe yemin ede ede, ettiği yemine ihanet ederek sırf hak etmediği maaşı alıp; Türk Halkına, Türk Bayrağına, Türk Diline, İstiklal Marşı’na, Türkçe ile hakaret ederek meclis sıralarına oturdular.

Vekil oldular, belediye başkanı olup, Türkiye Cumhuriyeti’nin valilik kapısını kırıp, ‘sen kimsin? Allah belanızı versin’ diye meramımızı anlatamıyoruz, ‘Türkçeyi iyi konuşamıyoruz’ dediklerini unutup, utanmadan Türkçe hakaretler ettiler.

Türkçe savunma isteği; ABD’de hazırlanıp, büyük bir dikkatle sahneye konulan, iktidarı, ana ve öz evlat olan yavru muhalefeti ile tümünün destekleri ile uygulamaya konuldu.

Önce, halkın öfkesini dindirmek için asla yapamayacakları ‘İdam Geri Gelebilir’ masalı okundu. Hemen arkasından ‘Türkçe Savunma Hakkı’ acele uygulamaya konuldu.

Yargıtay Cumhuriyet savcısıymış! Ekrana çıkmış kimi kandırıyorsa; Bu insanlar kendilerini en iyi ana dilleri ile savunabilirler, onun için yasaya bir madde eklenebilir, sorun çözülür, ölümler olmaz diyor.

Şimdi ben soruyorum?

Bunların ve İmralı’daki katilin her istediği yavaş yavaş, alıştıra alıştıra yapılacaktı da; Neden binlerce insanımızın ve Mehmetçiğimizin ölmesine izin verildi?

Tüm istedikleri yapılıyor. En acısı da öldüre öldüre yaptırıyorlar.

Kendilerini savunamazlarmış! Güldürmeyin.

Hangi Kürtçe ile savunacaklar?

Güneydoğu’da kaldığım sürece:

-Dört Kürt bir araya geliyor ve birbirini anlayamıyordu!

-Türk devletinin okullarında okumuş, öğretmen olmuş, hazırlanan okul gösterisinde onuncu yıl marşını okuyamazmış! Kendisine ‘Çok haklısınız, Türkiye Cumhuriyeti’nde okuyup, meslek sahibi olup, öğretmenlik yapmak size ağır gelebilir, hazır İl Milli Eğitim Müdürü de yanımızda; ‘Ben Kürdüm Türk Devleti’nin maaşını alamam’ diyerek bir dilekçe yazabilir ve bu azaptan kurtulabilirsiniz! dedim. Çıktı köyün henüz zehirlenmemiş, masum, saf, sevgi dolu öğrencileri ve devletine bağlı aldığı maaşın hakkını veren aynı yörenin öğretmenleri ile birlikte ‘Onuncu Yıl Marşını’ söyledi. Çünkü o dönemde yandaşı, etnik kışkırtıcısı, ABD uşakları, İsrail destekçileri, satılmış Arap ve sömürge yanlısı basın ve aymaz, köşeleri üç kuruş için tutan Türk düşmanı bencil, sadece paraya tapan köşe yazarları yoktu.

Aç insan en fazla on gün susuz ise üç gün yaşar. Bunlar elli iki gündür paşalar gibi yaşadılar.

Aç olmadıklarını, bunun bir aldatmaca olduğunu iktidar da muhalefette biliyor ve bu oyun Türk Milleti’nin gözüne baka baka oynanıyor. Durup dururken ana dilde savunma hakkı ve kapalı kapılar ardında ABD’ye verilen sözler ancak böyle bir oyunla yerine getirilirdi.

Şimdi sıra ana dilde eğitimde.

Eğer, eyalet yasası çıkartılırsa Türk Milleti’nin haberi olmadan sessizce taşlar yerine oturtulacak.

Nurlar içinde yat, İsmet İnönü ne de güzel söylemişsin:

-Türk Milleti kadar içinden kahraman bir o kadar da hain çıkaran başka bir millet yoktur!

> Yeni Meram >Yazarlar > BİR ANDA TÜRKÇE’Yİ UNUTTULAR!
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yeni Meram'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ MERAM veya yenimeram.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.