YAZARLAR

Bir baba yüz öğretmene bedeldir.

***

■ “Benim babam mert adamdı.
Mangal gibi yüreği,
Yufka gibi kalbi vardı.
Hayatım boyunca ona özendim, fedakârdı.
Bir dikili ağacı olmadı belki…
Ama onuruyla yaşamış
Koskoca bir çınardı.
Üstümdeki kol kanat
Sırtımı yasladığım dağdı
Ben babamın oğluyum
Tepeden tırnağa Anadolu’yum.”

Dün babalar günüydü.

Babamın ve annemin yan yana olan Üçler Mezarlığındaki kabirlerini her yıl olduğu gibi bu yıl da bakımlarını yaptım, suladım yine “Yasin-i Şerif” ve “Fatiha” okuyup andım.

Benim babam, aslan babam! Dar gelirli kamu görevlisi olmasına karşın yemedi yedirdi, giymedi giydirdi; ilk, ortaokul, Lise ve Üniversite’de okuttu.

Yalan söylemezdi, dedi-kodu hiç bilmezdi, Benim babam! Hırslı yoktu alçak gönüllüydü, güler yüzlüydü, tamca bir Anadolu insanıydı.

Benim babam Atatürk ilke ve inkılaplarına içtenlikle bağlıydı; kem söz söyletmez, vatana hizmet ve kahramanlıkları anlatır dururdu.

Yazgı mıdır, rastlantı mıdır nedir, o da tıpkı Gazi Mustafa Kemal Atatürk gibi puslu bir 10 Kasım sabahı yaşama veda edip sonsuza gitti.

Babalar günü, anneler günü kadar eskiye dayanmasa da yine 93 yıllık bir geçmişi var. Anneler gününe koşut yaşama geçirilmiş de değil. Babalar Gününün Antik Roma’da da kutlanması bunu göstermektedir

Kimi araştırmacılar Babalar Gününe ilişkin tarih belirtmezken, Batı Virginia’da ortaya çıktığını belirtmektedir. John Dowdy’in annesi öldükten sonra onun yerini alan babası için gün düzenlenmesini önermiş, geleneksel konuma getirilmiştir.

Kimi araştırmacılar ise, 1910 yılında Washington’daki John Bruce Dodd’un 6. çocuğunun doğumu sırasında yaşamını yitiren annesinin ardından hayatını çocuklarına adayan babası William Smart’a özel bir gün armağan etmek amacıyla bu fikri ortaya attığını belirtiyorlar.

Dodd, anneler günü kutlanırken babalar gününden yoksun olunmasını “eksiklik” olarak nitelemiştir. Bunun üzerine onun doğum günü 5 Haziran’ın babalar günü ilan edilmesi için çalışmalara başlamış çabalarını sonraki yılın 19 Mayıs’ına kadar sürmüştür.

“Anne” ve “baba “ saygın ve yetkin iki öz kavramdır. Şair diyor ki;

“Atana yaptıkların çıkmamalı aklından

Onlara ne yapmışsan onu um evladından”

Yüce Allah, anne ve babaya saygı ve sevgiyi kendisiyle eş değerde tutmuş, ana-babaya iyi davranılmasını kesin biçimde emretmiştir. Bu saygı ve sevgi Yüce Allah’ın kullarına yüklediği bir borçtur. Nitekim, Kur’an-ı Kerimde deniliyor ki;
“Onlardan biri veya her ikisi senin yanında yaşlanırsa, kendilerine ‘öf’ bile deme, azarlama, ikisine de güzel söz söyle. Onları esirgeyerek alçak gönüllülükle üzerlerine kanat ger .”

Yazarlar, düşünürler, bilginler konuyu daha ileriye taşımaktadırlar;

Allah’ın rızası, ana ve babasını kendisinden hoşnut etmekle elde olunur. Ebeveyne itaat, Allah’a itaattir. Onlara isyan, Allah’a isyandır. Anasını ve babasını üzen Allah’a isyan etmiş gibi büyük günah kazanır. Ana ve babaya iyilikte bulunmak; namaz, sadaka, oruç, hac, umre ve Allah yolunda cihattan faziletlidir.

Cennet kokusu bin yıllık uzaklıktan

alınmasına karşın anne ve babasına isyan edenler bunu alamaz, anlayamaz.”

Ben de babayım, babalar günü kutlu olsun.

BİR DAMLA:

Babam bana çalışmayı, fakat işin esiri olmamayı öğretti. Şimdi okumanın, öykü anlatmanın, şakalaşmanın, konuşmanın ve gülmenin iş kadar; hatta ondan da önemli olduğunu biliyorum.

İnsan babasına borçlu olduğu saygıyı ancak baba olduğu zaman duyar.

> Yeni Meram >Yazarlar > BENİM BABAM MERT ADAMDI!
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yeni Meram'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ MERAM veya yenimeram.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.