YAZARLAR

VATAN GÖREVİNDEN KAÇANLARA, KÖY ENSTİTÜLERİNİ KAPATARAK ÖĞRETMENLİK RUHUNU YOK EDENLERE İTHAF OLUNUR

Yok edemeyeceksiniz!

Köy enstitülerini kapatarak , Anadolu insanımın çağdaşlaşmasını , gözünün açılmasını durduramayacaksınız!

Öğretmen okullarını kapatarak vatansever, milliyetçi, çalışkan, idealist, cumhuriyetin felsefesine uygun öğrencilerin yetişmesini önlemeye çalışsanız da başaramayacaksınız!

Okulları imam hatipleştirerek ümmet yetiştirmeye uğraşsanız da başaramayacaksınız!

Çünkü Türk milleti inancını da, ibadetini de cumhuriyetin ışıklı yolunda dışa vurmadan, şov yapmadan, yüreğinde yaşamayı ve yaşatmayı ailesinden öğrenmiş ve siyasilerden hiçbir zaman dini öğüt almaya, dinini öğrenmeye tenezzül etmemiştir.

Bu 29 Ekim 1923’ de Mustafa Kemal Atatürk tarafından kurulan Türkiye Cumhuriyeti ‘nin yaşam felsefesidir.

Aşağıda sizlere sunacağım mektuptaki tazecik, gencecik bir bayan öğretmenin içindeki ışıltıyı, vatan sevgisini, toprak aşkını, millet sevgisini 1950 ‘den beri eğitimi , ilim, bilim, fen ve çağdaşlık çizgisinden uzaklaştırıp ,öğretmenlerde de ruhsuz eğitimi amaçlayarak ümmet yetiştirip yurttaşlık bilincini yok etmek isteyenlere sunuyorum.

Anadolu toprakları hem hain yetiştirmekte hem de kıraç bir toprak içinde yeşermiş idealist filizler yetiştirmekte öncüdür.

Bu filizler 1923 ‘de atılan tohumun ürünleridir.

TAŞINA TOPRAĞINA KURBAN OLAYIM MEMLEKETİM,

Bin bir ümit ve heyecanla tayin olmayı bekliyordum. Güneydoğu Anadolu ‘nun bir dağ köyüne tayinim çıktığında çok mutlu oldum.

Bin bir hayaller kurarak bu dağ köyünde çocuklara bir şeyler öğreterek, onları donanımlı insanlar olarak yetiştirmenin bana inanılmaz mutluluk vereceğini düşünüyordum.

Hayallerimle beraber bu dağ köyünde göreve başlamak için gidiyordum.

Gelecekte nelerle karşılaşacağımı beni nelerin beklediğini bilmiyordum.

Hayallerim ve ben bilinmeze doğru yol aldık.

Köy yaşamını görmemiş, hiç tek başına yaşamamış, terör korkusunu ancak filmlerden ve TV kanallarından izlemiş, ısınmak için soba yakmak, soba için yakacak bulmak, kar yolları kaplayınca ulaşımsız kalmak , bana çok yabancı görmediğim bir yaşam biçimiydi.

Köylümün yolunun kardan, günlerce kapandığını yaşadığımız ve çağ atladığımız vurgusunun sık sık yapıldığı şu günlerde yaşayarak gördüm.

Kar nedeniyle köyde günlerce mahsur kalıyorduk.

Elektrik hava şartları nedeniyle gün içerisinde bile sık sık kesiliyordu.

Köy yolu asfalt olmadığı için 40 km olan yolu ancak 1,5 saatte gidebiliyorduk.

Bütün bunları köylümle birlikte hiç gocunmadan yaşadım. Şikayet etmedim, umutsuzluğa kapılmadım.

Gidemediğim yere vatan denmeyeceğini, hizmet götürmediğim insanlara da benim insanım denmeyeceğini her ikisi de öğretmen olan annemden ve babamdan öğrenmiştim.

Güzel ülkemin cefakar insanlarını gerçek yurtseverlerini tanıdım.

OKULDA İLK GÜNÜM,

Okul bahçesinde ilk kez bir gözü yeşil bir gözü mavi umut ve sevgiyle bana bakan Hacer’i gördüm, tanıdım. Daha sonra ayağında çorap olmadan naylon ayakkabısıyla kara kışın ortasında incecik tişörtüyle dimdik duran Yeşim’i tanıdım. Tanıdıkça sevdim, sevdikçe bağlandım, bağlandıkça onlara ışık saçmak bir şeyler vermek için bir o kadar da hırslandım.

Unuttum.

Terörü unuttum, terör korkusunu unuttum, her an kapımı çalacaklarını unuttum.

Onlara umut olmak,onlara rehber olmak, yarınlarında ayaklarının üzerinde durabilecek bilgi ve becerileri verebilmek, kaderlerini de değiştirebilecek olmam bana o çatıya kadar ulaşan karı, buzu, suların günlerce donmasını, soğuğu, yalnızlığımı öğrencilerimin umutla bakan gözlerinde unutturdu.

Sabah o gözlerde masum sımsıcak sevgiyle bakan gözlerde içim, yüreğim ısınarak derse başlıyordum.

Birleştirilmiş sınıf okuttuğum, tek başıma okulu yönettiğim köyümdeki insanlara çok şey borçluyum.

Genç bir bayan öğretmenin yalnızlığını, korkularını paylaştılar. Umutsuzluğa kapılmaması, çalışma isteğinin yok olmaması için sevgiyle saygıyla sarıldılar ,kolladılar, korudular.

Hepsine tüm köye çok şey borçluyum, minnettarım.

Mesleğimin en güzel, en özel günlerini geçirdim.

ANILARIM,

Beni kızları gibi korudular , kolladılar,sahip çıktılar.Öğretmen lojmanında bir gece dahi yalnız yatırmadılar. Korucu köyünde görev yapıyordum. Her gece kızlar yanımda yatmaya gelirlerdi.Yaşlı Beyaz Ninem kızların işi çıkınca hiç yalnız bırakmazdı beni. Terörist haberi gelince köye yanıma kızını verir ,lojmanın kapısını üstümüzden kilitler, sabah namazı ile uyanıp ,kilidi açardı. Hele kendimi güvende hissetmem için ‘Hocam , gece gündüz ara beni koşar gelirim , ara beni’ diye beni yüreklendiren korucu ağabeylerimi hiç unutmayacağım.

Uzun kış gecelerinde ; Dışarıda kar, tipi , elektrikler kesilmiş, telefonlar çekmiyor en yakın bir eve dahi gidemez durumdayım kapı ve duvar boyunca kar var. Mum ışığında kitap okuyarak geceyi geçirirdim. İşte o uzun kış gecelerinde sularım donunca kapının önünden aldığım karları sobada eriterek susuzluğumu giderirdim.

Mutfağımın soğukluğunda sıvı yağ katılaşır, ıslak mendillerim taşa dönüşürdü.

İzmir gibi sıcak iklime alışan biri olarak o soğukta okulumu temiz tutardım, yıkardım, temizlerdim.

Okulumun kapalı bir bahçesi olmadığı için dağlık alan çok fazla çamur olurdu. Ayağıma lastikle poşet bağlardım.Taş toplardım, öğrencilerim çamurdan rahat yürüyemezlerdi onlara taşlardan yol yapardım ki okula rahat gelsinler diye.

Hasta olduğum zamanlarda öğrencilerim başımda beklerlerdi.

Bir gün köy yumurtasını dolapta fazla bekletmişim. Yumurtanın bozulduğunu anlamadan yediğim için zehirlendim. Bütün köy, muhtar amcam lojmana toplandılar ve beni köyün tek arabası ile ilçe merkezine götürdüler. O gece bütün velilerim başımda beni beklemişler.

Aradan zaman geçti. Yemek yaparken yumurtamın bittiğini gördüm. Köyde bakkal yoktu. İlçeye inen şoför ihtiyaçlarımı getirirdi.

Öğrencime:

-Annenden bir tane ödünç yumurta getirir misin? Dedim.

Çocuk eve gitti, ocak başında bekliyorum tam yarım saat oldu, meraklandım tam arkasından gidecektim ki kapı çaldı, Ebru elinde tek yumurta ile kapıda.

-Ebrucuğum nerede kaldın ? dedim.

-Öğretmenim ,siz zehirlenmiştiniz ya işte onun için tavuğun yapmasını bekledim size taze yumurta getireyim diye.

İşte o anda anlıyorsunuz saf , kirlenmemiş, tertemiz yüreklerin güzelliğini.

Kışın soğuktan sabahları lojmanın kapısı açılmazdı .Öğrencilerim ‘ Öğretmenim siz arkadan çekilin’ der, demir kapıyı tekme atarak açarlardı.

Onlar bizim çocuklarımız, bu vatan hepimizin, ülkemizin dört bir yanına elimizde meşaleler ışık tutarak gitmemiz gerektiğine inanıyorum. Gittiğimiz yerlere ayırımcılığı değil sevgiyi, insan sevgisini, vatan sevgisini götürecek öğretmenler olmalıyız.

Ben kendi adıma öğretmenliğin en özel olanını yaşadığıma inanıyorum. Köy halkının bana destek olması, onların bana yaptıkları anneliğin ve babalığın paha biçilmez değeri var. Aileden uzakta yaşamak zor iken onlar bana aile oldular .

Yeniden dünyaya gelsem yine Bingöl’deki bu dağ köyünde , sevgi ve saygı gördüğüm bu köyde görev yapmaktan gurur duyarım.

Fiziksel şartlar ne kadar zor olursa olsun mesleğimden aldığım manevi doygunluk beni güçlendirir.

Henüz 24 yaşında yürekli, vatansever.

Milleti bölmek isteyenler, Güneydoğu’yu PKK denen katillere teslim eden askeri ve sivil otoriteler bu gencecik öğretmenden dersinizi alın ve Türk milletini köyüyle ,kentiyle, iliyle, ilçesiyle bölemeyeceklerini anlayın. Savaşta cephe terk edilmez, düşman temizlenir, ülkede o zaman huzur ve güven sağlanır.

Katillerle , eşkıya ile vatan toprakları için pazarlık yapılmaz.

Umutluyum, böyle yüreklerle kimse bizi bölemez.İnanıyorum ve Anadolu halkına güveniyorum.

Kurtuluş Savaşımız’ı da zaten satılmış kalemler, enteller, danteller değil ayağı çarıklı fedakar Anadolu Köylüm Türk- Kürt ayırımı olmadan Mustafa Kemal Paşası ile birlikte kazanmıştı.

> Yeni Meram >Yazarlar > BEDELLİYİ BEKLEYENLERE
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yeni Meram'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ MERAM veya yenimeram.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.