YAZARLAR

■ Âfak bütün hande cihan başka cihandır

Bayram ne kadar hoş, ne şetâretli zamandır!

Âlâm-ı hayatın iki kat büktüğü ecsâd Feyzindeki tesir ile âsude revandır.

Heycâ-yı maişetteki feryad-ı mehîbin Dünyada biraz dindiği an varsa bu andır.

Dün ulusal bayramlara değinmiştik; bugün de dinsel bayramları irdeleyeceğiz.

İslâm dininde Ramazan ve Kurban olmak üzere iki bayram bulunmaktadır.

Ramazan Bayramı; Ramazan ayının sonunda, Şevval ayının birinci, ikinci ve üçüncü günlerinde kutlanır.

Kurban Bayramı: Zilhicce ayının on, on bir, on iki ve on üçüncü günleridir. Bu bayramın ilk üç gününde, zengin olan Müslümanların kurban kesmeleri vacip olduğundan Kurban Bayramı denilmiştir.

Müslümanın, ruhunu teslim edeceği zaman rahmet meleklerini ve cennetteki nimetleri görünce, onların zevkiyle can verme vaktinin de Müslümanın bayramı olduğu bildirilmiştir.
Ünlü İslam Bilgesi İmâm-ı Gazâlî bayramlara ilişkin görüşlerini özetliyor;

■ Mü’minler, Allahü Teâlâ’nın farz kıldığı Ramazan orucunu tuttukları için bayramında çok sevinirler, bunu bayram kabul ederler.

■ Bayramlar her yıl geri geliyor. Sevinçli gün yinelendiği için bayram denilmiştir.

■ Bayramda, Allahın ihsanı bol oluyor. Bol ihsandan dolayı bayram denilmiştir.

■ Bayram günü gelince sevinç ve neşe de geliyor. Üzüntüler unutuluyor. Bunun için bayram denilmiştir.
Hz. Peygamber buyuruyorlar ki:
“Ramazan Bayramı’nda melekler, yolların kenarında durarak namazına gidenlere şu müjdeyi verirler; “Ey müminler topluluğu! Size mükâfatlar, hayırlar ve bol nimetler verecek kerem ve ihsan sahibi rabbinizden isteyiniz. Zira o, size geceleri ihya etmenizi emretti, siz yaptınız. O size gündüz oruç tutmanızı emretti, siz tuttunuz. O size rabbinize itaat etmenizi emretti, siz ettiniz. Öyle ise bahşişinizi, mükâfatınızı alınız.
Namazdan sonra bir melek seslenecek;
“ Biliniz ki bugün mükâfat günüdür, günahlardan kurtuluş günüdür ve ayıplardan temizlenme günüdür!”
Bir bayram günü, Hz. Peygamberimiz evinden çıkmış, mescide gidiyordu. Yolda oynayan çocuklara rastladı. Hepsi bayramlık yeni giysiler giymiş, sevinç içinde sağa sola koşuyorlardı. İçlerinde zayıf ve çelimsiz bir çocuk vardı. Eski ve yırtık elbiseleriyle üzüntü içinde kenara çekilmiş oynayanlara bakıyordu. Hz. Muhammed dedi ki;
– Niye arkadaşlarınla oynamıyorsun da bir kenara çekilmiş böyle duruyorsun?
Çocuk, Hz. Peygamberi tanımamıştı;

– Öksüz ve yetimim. Babam, şehit oldu. Annem başka biriyle evlendi.
Hz. Peygamberimiz çocuğun elinden tuttu. sevgiyle saçlarını okşadı ve sonra da sordu;
– Peygamberimizin baban, Aişe’nin

annen, torunları Hasan ile Hüseyin’in de kardeşlerin olmalarını ister misin?
Öksüz ve yetim çocuk karşısındaki şefkat dolu, nûr yüzlü insanın Peygamberimiz olduğunu anlayınca sevinçle dedi ki:
– Yâ Resûlallah, nasıl istemem?
Çocuğun elinden tutarak evine götürdü. Yedirip içirdi ve yeni elbiseler giydirdi. Sevinçle dışarıya çıktı. Çocuklar onu tanıyıp çevresinde toplandılar. Sordular;

– Nedir sendeki bu hâl?
Çocuk başından geçenleri anlattı. Diğer çocuklar, yetim ve öksüz çocuğun evlâtlığa alındığını anlayınca gıpta ettiler;

“Keşke bizim babalarımız da, o savaşta şehit düşselerdi de, bizi de Peygamber Efendimiz evlâtlığa alsaydı.”

■ Mevlâ bizi affede, bayram o bayram olur

Cürmü hatalar gide, bayram o bayram olur.

BİR DAMLA:

Hz. Ali kalabalığı eğlence içinde görüp, neşelenmelerinin sorduğunda onlar dedi ki;

“Bugün bayramımızdır!”

Hz. Ali bir değerlendirme yaptı;

“Günah işlemediğimiz günler de bizim bayramımızdır!

b styl^Vs-���h��-weight:normal’>Demirören ile Birlik Başkanı olarak mı, yoksa federasyon başkan adaylığı için mi görüştüğünü net olarak bilmiyoruz.

Adetimizdir, ha bre dedikodu üretiyoruz.

Varsayımlar üzerinden tartışıyoruz.

Demirören adaylığını koyarsa siyaset, sporda da tavan yapıyor demektir.

Demirören’e başkan olduğu takdirde her futbolsever “Beşiktaşlı” gözüyle bakacaktır. Tıpkı istifacı başkan Mehmet Ali Aydınlar’a “Fenerbahçeli” gözüyle baktığı gibi.

Bize göre Futbol Federasyonu Başkanı tarafsız, tüm ülkede kendini kabul ettirmiş, saygın, yürekli, “Apoleti umursamayan”, hiç kimseye minnet etmeyen ve etmeyecek bir kişi olmalıdır. Ayrıca tabii ki, futboldan anlamalıdır.

Böyle bir kişi bulunabilir mi?..

Şu ortamda çok zor gibi geliyor. Çünkü, herkes herkesin hangi takımın taraftarı olduğunu biliyor.

Özetle, bir kısır döngüdür, gidiyor.

Ve Türk futbolu giderek çuvallıyor!

> Yeni Meram >Yazarlar > BAYRAMLARIN DİNSEL YÖNÜ
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yeni Meram'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ MERAM veya yenimeram.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.