YAZARLAR

Bayramlar mutlulukların ve sevinçlerin bir arada dolu dolu yaşandığı günler. Arife günleri gelen oğullar, kızlar, damatlar, gelinler ve torunların evleri doldurması az şey mi?

Dün bir Ayvaz, bir Köroğlu misali oturan karı-kocanın hanesi bir anda dolup taştıysa bunun sebebidir bayramlar. Hasret bitmiş, gurbettekiler, baba ocağına çıkıp gelmişlerdir. Böyle bir hanede kaç tane bayram yaşanır bir düşünün hele.

Evlatları gelemeyenlerin hanelerine ise bir burukluk ve bir hüzün çöker ister istemez.

Arife günü ikindi namazı sonrasında kabir ziyaretleri yapılır. Dualar edilir. Dudaklardan yaşlı gözlerle dökülen Fatihalar, bu dünyadan ayrılan sevilenlerin ruhlarına hediye olarak gönderilir.

Bayram sabahı bayram namazlarında camilerde yer bulunmaz çoğu kez.

Bayram namazları sonrasında, cami içindeki bayramlaşmaya aldırmadan bir an önce kurban kesmeye koşar insanlar. Bu koşma çocukluğumdan bu yana hiç değişmedi. En fazla on-on beş dakikalarını alacak bir bayramlaşmayı hiç kimse beklemez. Caminin yarısından fazlası zaten çekip gitmiştir. Geriye kim kaldıysa, onlarla yaşatılır bu güzel bayramlaşma geleneği.

*/*/*/**

Kurban kesmek için alelacele koşanlar, kurban kesiminden anlayanlar mıdır, bir an önce kurban işini halletmek isteyenler mi? Bir yandan kurban kesilirken, evi müsait olanlar mangallarını, ızgaralarını çoktan hazır etmişlerdir. Kahvaltıda kurban eti olmazsa olmaz diyenler, bu işi bir gelenek haline dönüştürenlerin aile fertleri hazırlıklıdır zaten. Kurban eti doğranırken mangallar, ocaklar çoktan yakılmıştır. Etin bir kısmı mangalda pişerken, mutfakta da kavurma yapılmaya başlanır.

Bu manzara hemen bir çok hanede kurban bayramı sabahlarının bilindik manzarasıdır.

Et kokuları bütün mahalleyi sararken, kurban kesemeyenlerin düşünüldüğü konusu akla gelir mi?

Muhtemelen kavurma yendikten bayağı bir süre sonra…

Konu-komşu Konya manzarasında, mahalle de, kimlerin oturduğunu bilmeyen, komşularını tanımayan, kim kurban kesti-kim kesmedi farkında olmayan, birde üstüne üstlük, mahallemizde fakir-fukara var mı, valla -billa ne duydum-ne gördüm diyenler, ne yapar?

Allah için kurban, küp için kavurma!…

Küp eskidendi tabi…Yeni nesile sorsanız o da ne, küp diye bir şey mi vardı diye sorabilirler.

Şimdi derin dondurucular var. Ayıp olmasın 50-60 kilo eti atın içine, bakın keyfinize!…

Önce kasaba uğramak şartıyla tabii.

Benim hanım kan gördü mü baygınlık geçiriyor arkadaş, diyenleri mi ararsın, ben bununla uğraşamam götür kasaba güzelce bir hazırlasın her şeyi. Ha…poşetlerin üzerine neyin ne olduğunu yazdırmayı da unutma!..diyen hanımları mı?

*/*/*/*/*

Kasaplar kurban bayramlarında özellikle şehirlerimizde altın devrini yaşıyor diyor arkadaşlar.

Çünkü, hanımlar et doğrama işlerinden ellerini-eteklerini yavaş yavaş çekmeye başlamışlar. Öyle olmasa kasaplar takviyeli kadrolarıyla bayramın ikinci gününden itibaren neredeyse 7/24 çalışırlar mıydı?

Kasap deyince, kasaplığa soyunan acemi kasaplardan söz etmezsek ayıp olur. Bizim millet kadar kasaplığa özenen, heves eden, bu işi ben yaparım diye kendini ortaya atan, gözü kara insanlara dünyanın hiç bir yerinde rastlayamazsınız!..

Gelin şu işten vazgeçin dedikçe, daha fazla kasap olmaya meyleden bir anlayış!…

Sonra, evin hanımından feryat-figan.

Babanız yine elini kesti!…

Kasaplığa soyunma cesareti gösterdiklerinden parmaklarını ve ellerini kesen acemi kasapların hastane acil servislerine yığıldığı bayramın ilk gününün öğle vaktine yakın saatlerini hatırlıyorsunuz.

Acemi kasapların bu işten ders aldığını düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. Biz bu işi öğrendik artık, diyenler yine iş başında.

Acı patlıcanı kırağı çalmaz diyorlar. Diyorlar amma, kasap bıçakları dikkatsizlikleri affetmediği gibi kimsenin gözünün yaşına bakmıyor!…

*/*/*/*/*

Kaçan boğalar için ” Alo Boğa Hattı” kurmuş bir milletiz biz. Kurbanlık hayvanı ürkütmeden, korkutmadan kesmeye çalışmak yerine, vahşi bir şekilde yaklaşanlar, boğaların darbelerinden nasiplerini az almamalarına rağmen huylarından hiç vazgeçmediler.

Sokaklarımız arena, onu durdurmaya çalışanların her biri matador adeta!…

İspanya, bizim ülkemizin, hiç bir kurban bayramı sabahında eline su dökemez.

Kaçan boğayı yakalayan, durduran, önünü kesen insanların yüzündeki zafer gülümseyişini görmediyseniz, kaçan boğa ile ilgili haberlerin yansıdığı ekranlardaki insanların yüzlerine ve yiğitlik gösterilerine iyi dikkat edin!..

Kurban kesimi o kadar ikaza, ayrılan kurban kesim yerlerine rağmen kan gölüne döndürülen bir manzara ile sonuçlanan vahşet görüntüleri ile dolu.

Allah rızası için kesiyoruz denilen hayvanlara yapılan eziyeti anlatmak mümkün değil. İnsan, insanlığından utanır. Kurban edilecek hayvanı kesmiyor, canice katlediyor adam. Bu işten anlayan ehil birine vereceği ücreti vermemek adına kurban kesmeyi vahşet haline dönüştürüyor.

Bu vahşet görüntüleri sonrasında etraf kan gölüne dönüyor.

Allah rızası için, kestik denilen kurban üzerine konuşulan laflara ne diyeceksiniz?

Nasıldı kurban?

Bir gram yağ yok ağabey!…

Kaç kilo et düştü?

Biz altı kişi kestik, kemiksiz 40 kilo falan et bölüştük!…

Sen ne kestin?

Ben koyun kestim 20 kilo kadar et çıktı.

Benim asker arkadaşı keçi kesmiş. 25 kilo kadar et çıktı dedi. Bizden daha ucuz almış, keşke keçi kesseydim diyorum!…

*/*/*/*/*

Sevenleriniz uzaklardan telefonla bayramlaşsalar da, artık bayramlarda bile bayramlaşmak için bir çok yakınınız kapının zilini çalmasa da, eski komşuluklar, eski akrabalıklar bir hayli zayıflasa da, üzülmenin bir yararı yok. Hem bayramlar hüzün günleri değil, sevinç ve mutluluk günleri.

Kurban Bayramınız mübarek olsun sevgili okurlar. Her şey gönlünüzce olsun.

> Yeni Meram >Yazarlar > Bayramlar sevinç ve mutluluk günleridir
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yeni Meram'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ MERAM veya yenimeram.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.