YAZARLAR

Bayramdan sonra hikayesinden hiç vazgeçmedik. Bayramdan sonra mağduriyetini yaşayan mağdurlardanız birçoğumuz.

Bazılarımız kurban alır, az bir miktar kaporasını verir, bayramdan nice sonra öder.

Bazılarımız, bayram öncesi iş yaptırır, bayrama kalmadan parasını vereceğini taahhüt ettiği halde, telefonlara çıkmaz, arandığında bulunmaz!

İnsanlardaki bu kaçış ve bulunmayış, paranı bayramdan sonra al anlamındadır.

Ödeyeceği para “devede kulak” bile olsa bayramdan sonraya atar!..

Ancak ödeme yapmaları gerekenlerin, ödeme yapmamak için gösterdikleri mazeretlere kargalar bile güler diyelim de, gerisini sizler tahmin edin!…

Diyelim ki beş yüz lira kadar bir alacağınız var. Muhatabınız başlar acizlenmeye, falanca yere beş yüz lira verdim, üç yüz liraya şu işi yaptırdım, bin 500 lira da dün damat geldi o aldı gitti. Yemin olsun cebimde on lira var, Müslümansan inan harçlığımın hepsi bu!…Senin alacağın, alt tarafı beş yüz lira kadar bir şey, bayramdan sonra gel al paranı!…

Onun alt tarafı dediği ve küçümsediği miktar, sizin bayrama girerken çoluğunuza -çocuğunuza mahcup olmayacağınız, onlara bir şeyler alacağınız bir miktar olabilir.

Sizin paranızı rahatlıkla verebilecek durumda oldukları halde, boş ceplerini göstermeyi marifet sayar böyleleri.

Evdeki, dükkandaki kasalardan, bankadaki paralardan kapak kaldırmazlar.

Sizin gibi borcunu isteyenleri bayramdan sonraya atmaktan duydukları hazzı ne mümkün anlatmak!…

Hele boynu bükük, dönüp gidişiniz yok mu?

Adamı zevkten ve mutluluktan sarhoş eder o gidiş!…

Kaç sefer hacca, kaç sefer Ramazan umresine ve normal umreye gitmiş olursa olsun, bu şekilde davranmaktan kendini alamaz bu insanlar!..

Param yok diye yalan söyleme de ver adamın parasını diyenlere, canım bu yalan mı sayılır, bayram dediğin kaç gün ki, bayram bitsin parasını vereyim, kaçıyor muyuz demeleri çok meşhurdur!…

Kendilerini özel bir konuma getiren bu insanlarla birlikte, ayrıcalıklı olduklarını savunan anlı-şanlı kurumlar, işletmelerde alacağı olanların alacakları da, ne hikmetse hep bayram sonralarına bırakılır. Bayramlarda insanların yüzlerini neden güldürmezler, neden insanları sevindirmezler? .

Bazı yerlerde de kraldan fazla kralcı olan yetkililer vardır.

Sözde kurumlarını koruma adına, aslında, kendi egolarını tatmin amacıyla, başlarlar lafları eğip-bükmeye, olmazlarla, imkansızlarla başlayan cümleler kurmaya.

Bayramdan sonra demekten aldıkları zevk ve keyif onların bir anlamda ayaklarını yerden keser, başlarını döndürür. İnsanları engellemenin, eli boş döndürmenin, karşılarında yalvartmanın ve çaresizlik içinde kıvrandırmanın zevkini yaşarlar!..

İnsanların işlerini kolaylaştırırken, onların yüzündeki rahatlamayı ve ferahlamayı görerek mutlu olmayı hiç yaşamamış olmalarına ne demeli?

Kader mi? Nasip mi? Nasipsizlik mi? İçlerinde sevgi kırıntısı dahi olmamak mı?

Şehrimiz Allah’tan hoşgörü şehri.

İnanın şehrin bu işte zerrece bir suçu ve taksiri yok.

Suç ve taksir, bayramdan sonra konusunda vicdanlarına danışmayı bilmeyen, aynalara bakmaktan kaçan, büyük sözü dinlememek için, telefonlarını sessize alan kendini bir şey oldum sananlarda!…

Bayram önceleri bu şehir neden en hoşgörüsüz haliyle karşımızda? Müftülüğümüz dini bayramlar öncesinde, herkesin bayram yapmaya hakkı olduğunu, alacak-verecek konularının bayramdan önce hallolmasının dini ve insani yönlerini açıklamalı ve kalplere seslenmeli.

Eliyle cebi arasına kilometrelerce mesafeyi kendileri koyanlar, anası cebini omzuna dikmiş bunların diye anlatılanlar, bayramdan sonra muhabbetini diline pelesenk edenler, kendine gelmeli artık. Bu kabak tadı veren yaklaşım, şehrin hoşgörüsünün canına okuyor!…

Vereceği parayı bayram öncesinde vermemek için kendilerine mazeretlerden kale duvarları örenler ne yapar, diye hiç düşündünüz mü?

Esprili dostlarımız; ne yapacak, Bayram boyunca, iyi ki vermedim sizi diye paralarını sever durur diyorlar. Kasamı dolu gördükçe içim ısınıyor, rahatlıyorum, moralim düzeliyor diye düşünen bir insan, borcunu verebilir mi?

Bu davranış biçimi, bizim atalarımızdan öğrendiğimiz bir husus değil.

Bu acımasızlık ve merhametsizlik geleneklerimizde de yok. Hele dinimizde hiç yok.

İnsan imkanı varken, parası varken nasıl vermez o üç kuruşu da, yok der ya da dedirtir?

Bayram sizlere bayram da, parasını ödemediklerinize bayram değil mi?

Sizlerin çoluğu-çocuğu var da, onların yok mu?

Biz bu görgüsüzlüğü, bu göreneksizliği kimden öğrendik?

Konya tabiriyle böyle gubuz davranmayı, insanlara böyle tepeden bakmayı, hak edene hakkını vermemeyi bu insanlara kim öğütledi?

Bayramdan önce yapılan işlerin, yapılan satışların parasının bayramdan sonra alınacağını bilmiyor musunuz, diye ahkam kesen görgü ve insanlık yoksunları nereden geldiler de, söz sahibi oldular Konya gibi bir şehirde?

Bu davranışlar, bu yaklaşımlar, bu şehrin ne yapısında, ne özünde, ne de ruhunda var.

Bayramdan sonra hikayesi o kadar çok yaygın ki, hangi birini anlatsak.

Adam kestiği kurbanın parasını dahi bayramdan sonraya bırakmakta sakınca görmediği gibi, neredeyse bir sonraki kurbana kadar azar azar, sakız parasına döndürerek ödüyor. Bir sonraki sene tekrar kurban almaya gittiğinde kurban sahipleri veremem deyince de, paran mı kaldı, paranı mı almadın, elin parası para da, bizimkisi, değil mi diye lafın biri bin para açıyor ağzını-yumuyor gözünü küfürle karışık!…

Edepsizliğin hak olduğu, taraftar bulduğu nerede görülmüş?

Bayramdan sonra hikayeleri, acı ve acıklı hikayeler.

Dosttan, arkadaştan, akrabadan soğutuyor insanları.

Bayramlar ve bayram sonraları zehir oluyor insanlara.

“Hak deyince akan sular durur” demişiz, “Haklı söz haksızı Bağdat’tan çevirir” demişiz. Demişiz demesine de, “Bu ne perhiz bu ne lahana turşusu?” demeyecek misiniz?

> Yeni Meram >Yazarlar > Bayramdan sonra mağduriyeti!..
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yeni Meram'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ MERAM veya yenimeram.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.