YAZARLAR

BAYRAM TATİL DEMEK, TATİL İSE SAHİL!-Erol Sunat-Yeni Meram Gazetesi

Kurban Bayramı bitti. 2018 yılının en uzun resmi tatil dönemiydi 9 günlük bu süre. Bayram ve tatil yan yana geldiğinde, rekorlar kırıldı, patlamalar yaşandı.
Çeşme gibi, Bodrum gibi tatil beldeleri yüzde yüzün üzerinde doluluklar yaşadı!
“Artık gelmeyin” mesajlarına rağmen, insanlar tatil beldelerine akın ettiler.
Tatil beldeleri ihya oldu!
Tatilciler, tatil günlerini, yaşadıklarını, eğlencelerini, eğlenmelerini paylaşmaktan apayrı bir zevk aldıklarını da ortaya koydular.
Beğeniler, yorumlar, aramalar, teşekkürler, iltifatlar, imrenmeler 9 gün boyunca sürdü gitti.
Esprili bir şekilde adeta, “kıskananlar çatlasın” dendi geçti!
Bayram öncesi ağlamaya doyamayanlar,
Param yok diye dövünenler,
Senedi ödeyecek para bulamadım diye çırpınanlar,
Çarklar dönmüyor diye,
Yaprak kımıldamıyor diye,
Dolar şu kadar,
Altın bu kadar oldu diye,
Ne kadar bağıran,
Çağıran,
Feryat eden varsa, birde görüldü ki,
Kahretmişler, efkar basmış hepsini, şehirde kalmışlar, hatta ilçelerine köylerine gitmişler!
İnandınız mı? İnanmadınız tabi…

*****
Şimdi, şöyle bir düşünüp, ne var bu kadar, bu sahillerde diyebilirsiniz?
Bayramı eşle-dostla, hısım-akrabayla, konu-komşuyla geçirmek varken, ne o her sene sahile gitmek, her bayramda milletin boynu bükülüp kalıyor diyenler az mı?
Ne diyor ana-baba?
Sorma! Bu sene de yoklar, telefonda bayramlaştık!
Yeni nesil, özellikle gençler, bayram arifesinden de önce, soluğu sahillerde alıyorlar!
Sahillerde her şey bedava mı?
Rahmetli Orhan Veli’nin dediklerine nazire yaparsak eğer, hava bedava, denizi uzaktan görmek bedava, gidilen tatil beldesinin hiçbir şey almamak kaydıyla çarşı-pazarını gezmek-dolaşmak bedava, vitrinlere bakmak bedava!
Bir bardak çayın 15 lira, bir maden suyunun 28 lira olduğu sahillerimize bu kadar rağbet niye o zaman?
Bizim gönlümüz zengin arkadaş diye hava atarken, bayağı bir zengin mi olduk yoksa…
Kredi kartlarının verdiği cesaretle coşmuşuz!
Bankalarımızın verdiği cazip bayram kredilerine kapıldım gidiyorum bahtımın rüzgarına der gibi kapılıp gitmişiz, hatta gitmek ne kelime koşmuşuz!
Yorulduk falan amma, değdi kardeşim diyenler, oralar bir başka, bir başka farklı, deniz-kum- güneş bende yorgunluk diye bir şey kalmadı diyenler, seneye imkan olursa yine gitmeye çalışırım diyenler bir hayli fazla…
Birçok insan, bir kere dahi olsa yakaladığı o standardı, kaybetmeme yarışında…
1933’lerde yazılan meşhur “Lüküs Hayat” oyununun sözlerini dilden dile dolaştıran müziğinin dillerden düşmeyen nakaratı, üç-beş günlüğüne de olsa, sanki tam tatilcilerimize göre yazılmış;
“Lüküs hayat, lüküs hayat….
Bak keyfine yan gel de yat.
Ne güzel şey,
Oh ne rahat,
Yoktur eşin lüküs hayat…”
Yok canım o kadar da değil diyenler olabilir.
Lüküs hayat başka, lüks tatil daha bir başka, bizim tatil onların yanında ne ki, birkaç günlüğüne gittik, gezdik, eğlendik, döndük geldik, hepsi bu kadar diyenleri de dinlemek lazım.
Bayram denince tatilin, tatil denince, bayramın algılandığı günümüzde, bayramlardan kaçışın nedenlerini henüz kendimize dahi itiraf edemiyoruz!
Onun içindir ki, bayramlardan kaçışlar için, bulabildiğimiz bir dünya mazeretimiz var!
Mazeret demek, zorunlu hava değişimi gibi şey olunca da, adeta tutmayın beni diyor insanlar ve ver elini deniz kıyısı diyerek, atlıyor arabasına…

*****

Mazeret, gerekçe, bahane, çözüm… adına ne derseniz deyin, sağlandıktan sonra, ,sizi haklı çıkaracak madde mi bulunmaz?
Üç gün, beş gün, tatil tatildir, tatilde aza-çoğa bakılmaz, birkaç kuruş fazladan elbette harcanacak diyenler…
Bunaldım diyenler…
Sıkıldım diyenler!
Eskilerin tabiri olan, “Tebdil-i mekanda ferahlık vardır” sözünü diline pelesenk edenlerin valla çok doğru demişler, yaklaşımları…
Herkes gidiyor, bir biz burada kaldık diye, aile dayanışmasının kaçınılmaz sonuçlarına mağlup oldum diyenlerin sözüm ona serzenişleri!
Daha neler, neler…
O zamanda insanlar ister istemez sordular;
Hani paranız yoktu?
Hani moraliniz bozuktu?
Hani, bayram gelmiş neyime diye kara yaslar bağlamıştınız?
Hani, ekonomiye kafayı takmıştınız?
Hani, tatil demek, şu kadar bin lira demek, yol parası şu kadar, otel şu kadar, nerde abi o kadar para, cep delik, cepken delik, cebinde yok metelik diyordunuz?
Hani bu bayram hiçbir yere gitmiyorum, bayramın kaçıncı günü gelirseniz gelin evdeyim diyordunuz?
Sonra o soranlar yine dediler ki;
Baktık, gördük ki, hiç biriniz, evinizde yoktunuz? Ha onlar mı, Alanya’dalar, Antalya’dalar, Anamur’dalar, Fethiye’deler dediler.
Her neyse efendim, bayram geçti, döndük geldik bir bayram sonrasına daha…

> Yeni Meram >Yazarlar > BAYRAM TATİL DEMEK, TATİL İSE SAHİL!
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yeni Meram'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ MERAM veya yenimeram.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.