YAZARLAR

Yıl 1983…

Ölümü son günlerde yeni bir tartışma konusu oluşturan, “ölmedi, öldürüldü.” Kuşkusuna tam yanıt bulunması için mezarının açılması ve yeniden otopsi yapılması dile getirilen Turgut Özal 1983 seçimlerini kazandıktan sonra askerlerin iktidarı verip vermeyecekleri konusu netlik kazanmamıştı. Ancak ne var ki, kuşku bulutları dağılmış, Başbakan olmuş, hükümeti de kurmuştu. Bütün bunlara karşın merhum Özal o günlerin heyecanı içinde konuşmuştu;

“Benim iki gömleğim var, biri bayramlık biri idamlık…”

Besbelli ki, merhum Özal, dönemin güçlü politik aktörleri örneğin Süleyman Demirel’i, Bülent Ecevit’i, Alpaslan Türkeş’i hapse atan askeri yönetim tedirginliklerini üzerinden atamamış, bu sözüyle bunları açığa vuruyordu.
Yıl 2012…

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan aradan uzun yıllar geçmesine karşın iktidarının

3. döneminde de çeşitli zaman ve mekânlardaBiz kefenle yola çıktık” diyerek “kefen edebiyatı “ yapıyorsa… Siyasetin yanında, önünde ve arkasında hala “kefen” sözcüğü telâffuz ediliyorsa…

Eski Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, darbeleri araştırmak için kurulan TBMM komisyonuyla yaptığı görüşmede 28 Şubat’taki post modern darbeyi değerlendirirken “Birileri de gelir bir gün 28 Şubat’ı sorgulayanları sorgular.” diyorsa…

***

İdam ve ölüm sözcükleri Osmanlı’dan bu yana var olan demokrasi ile çelişen buna karşın sıkça yinelenen öz deyimiyle “ kefen edebiyatı” sür-git devam edip gitmektedir.

Osmanlılarda “kefeni başında gezer” söylemi kavuk denilen başlığın upuzun bir kumaşın çevrilerek üst üste toplanmış olmasından kaynaklanmaktadır. Açıldığında içindeki kumaş kişinin kefenini oluşturur ve “her an ölmeye hazırım” anlamını taşır, sıkça ölümü anımsayıp ona göre karar verirler ve öldükleri zamanda direk başlarındaki kefenle gömülürlermiş.

Bir kez daha yinelersek;

■ Padişahların yaşamları boyunca kafalarının üzerinde taşıdığı sarık, onlar öldükleri zaman kefen bezleri olurmuş. Osmanlı gibi koskoca bir imparatorluğu, yöneten bir padişah ömrü boyunca kefenini başının üzerinde taşıyor. Ölünce o kefene sarılacağını biliyor. Bir gün gelip öleceğini bilen padişahlar, yönetimleri sürecinde kul hakkı ile ahirete gideceği kararlarını ona göre alıyor; emirlerini ona göre veriyor; adaleti ona göre sağlamaya çalışıyor. Ölümün, ahiretin ağırlığını başının üzerinde her an hissederek bunları yapıyor Bunun en somut örneği Fatih Sultan Mehmet Han’ın türbesindedir. Türbenin baş kısmında Fatih Sultan Mehmet Han’ın yaşarken kullandığı sarığın birebir kopyası bulunmaktadır. Fatih’in sarığının yeri ise mezarının içindedir. Başka bir anlatımla Fatih’in kefeni onunla birliktedir. Fatih Sultan Mehmet yaşamı boyunca kefenini başında taşımıştır. Başındaki kavuk aslında kefen bezinden sarılmıştır. Öldükten sonra da başındaki sarık kefeni olmuştur.

BİR DAMLA:

Bastığın yerleri toprak diyerek geçme tanı
Düşün altındaki binlerce kefensiz yatanı
Sen şehit oğlusun incitme yazıktır atanı
Verme dünyaları alsan da bu cennet vatanı.

Düşün, altında binlerce kefensiz yatanı!

> Yeni Meram >Yazarlar > BAŞINDA KEFENİ TAŞIMAK YA DA SİYASET YOLUNA ÇIKMAK!
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yeni Meram'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ MERAM veya yenimeram.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.