YAZARLAR

Dünya Basın özgürlüğü gününde maalesef hoş olmayan bir görüntü çiziyoruz;

Dünya Basın Özgürlüğü gününde Türkiye Gazeteciler Cemiyeti hapisteki gazeteci sayısını “97” olarak açıkladı.
ABD merkezli Özgürlük Evi tarafından yayınlanan 2012 basın özgürlüğü raporuna göre de ülkemiz bu bağlamda 197 ülke arasında 117’nci sırada. Nijerya , Mali, Tanzanya gibi Afrika ülkeleri bile bizim üstümüzde…

Özgürlük kavramı kağıt üzerinde bir değer ifade etmez. Kavrama dinamizm kazandıran uygulamadır Dünya Basın Özgürlüğü gününe bu açıdan bakmak gerekmektedir.

Dünya Basın Özgürlüğü, BMM Genel Kurulunca 1993 yılında sponsorluğunu Unesco’nun yaptığı bağımsız ve çoğulcu Afrika Basını konulu seminerin ardından Ekonomik ve Sosyal Konseyin önerisiyle ilan edilmiştir. Konsey yayınladığı deklarasyonla

Dünya Basın Özgürlüğü Gününün çerçevesini şöyle çizmiştir:

–Basın Özgürlüğü inisiyatiflerin geliştirilmesi için “eylem günüdür.”

–Dünyadaki Basın Özgürlüğünün durumunu”değerlendirme günüdür.”

–Hükümetlere Basın Özgürlüğü hakkındaki vaatlerini”anımsatma günüdür.”

–Gazetecilerin Basın Özgürlüğü ve mesleksel etik konularında “tartışma günüdür.”

Dünya Basın Özgürlüğü Günü ile basının temel fonksiyonu haberciliğin özgürce yapılabilmesinin demokrasilerin vazgeçilmezlikleri arasında yer aldığının bütün dünyaya anlatılması amaçlanmaktadır.

Gün dolayısıyla Merkezi Paris’te olan “Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü” tarafından hazırlanan raporda, gazetecilerin zor bir süreçten geçtiği vurgulanmış, son 1.5 yıllarda 40 gazetecinin görev başında öldürüldüğü, 487gazetecinin gözaltına alındığı, 697 gazetecinin dövüldüğü, 117 gazetecinin halen cezaevlerinde bulunduğu açıklanmıştır. Rapor’da BM’lere üye 190 Ülkeden 92’sinde basın özgürlüğünün durumu iyi”,70’inde “kötü” ve 28’in de ise çok kötü olarak değerlendirilmiştir.

Basın özgürlüğü nedir?

Haber, fikir ve düşünceleri çoğaltıcı araçlarla serbestçe açıklama özgürlüğüne basın özgürlüğü denilmektedir.

Basın özgürlüğü, kökeni yeni bir kavram olup matbaanın icadıyla birlikte ortaya çıkmıştır. Basının etkili bir güç haline gelmeye başlamasının temeli 17.yüzyıla kadar dayanmaktadır. Basın, halk adına yönetenleri denetlemekte, yanlış ya da doğru olmayan uygulamalara karşı uyarı” işlevi yapmaktadır.

Basının haber, yorum ve görüşleri içeren özgün bilginin dolaşımını sağlamak bağlamında onurlu bir amacı vardır.

Demokratik toplumların, sağlıklı bir yapıya sahip olmasında bu dolaşımın katkısı büyüktür. Özgür bir basın ile demokratik gelenekler ve işleyişler ivme kazanmakta ve taşlar yerine oturmaktadır.

Basın Özgürlüğü batı dünyasında dört asırdan bu yana sürekli gündemde yer almakta, 17.asırdan günümüze dek de tartışılmaktadır.

Fransız bilginlerinden Pascal, 1662 yılında basın özgürlüğünün önemine değinmiş ve şu görüşü öne sürmüştür;

■ İnsan düşünmek için yaratılmıştır; ancak, yayın kabiliyeti olmayan düşünce, verimsiz bir halde kalmaya mahkûmdur, basın özgürlüğü olmadıkça bu sağlanamaz.

Basın Özgürlüğü, ilk kez 1664 yılında İngiliz bilginlerinden şair Milton tarafından seslendirilmiş, Fransız ihtilalcilerinden Mireabeau, yüz yıl sonra onun görüşlerinden esinlenerek son noktayı koymuştur:

Basın Özgürlüğü öyle bir özgürlüktür ki, onsuz diğer özgürlüklerin hiç biri yaşayamaz.

BİR DAMLA:

■ Basın özgürlüğü yaşayan demokraside hayatın kaynağıdır.

■ Özgür basını olmayan bir ülkede yaşanmaz.

> Yeni Meram >Yazarlar > BASIN ÖZGÜRLÜĞÜ VE TÜRKİYE
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yeni Meram'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ MERAM veya yenimeram.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.