YAZARLAR

■ Basın Özgürlüğü öyle bir özgürlüktür ki, onsuz diğer özgürlüklerin hiç biri yaşayamaz. .

■ Özgür basını olmayan ülkede yaşanmaz.

***

Gazetecilik mesleği olarak Bayram zenginiyiz! Hiçbir meslekte, yılda gelenek haline getirilmiş iki ayrı bayramı yoktur. Bu anlamda çifte bayramı olan tek meslek var;

Gazetecilik!

Ancak ne var ki, iki bayramımız da günün koşulları ve gelişmelere koşut sadece kâğıt üzerinde kalmış gibi gözükmektedir. Bir de bayramlarda yayınlanan hamaset yüklü, açıklamalar olmasa farkındalıktan giderek uzaklaşacağız.

Çalışan gazeteciler Bayramı diyoruz, kalem işçileri ve haberciler hapisteler!

Sansürün kaldırışını özgürlük bağlamında basın bayramı olarak kutluyoruz, ne yazık ki örtülü sansürler sür-git devam edip gidiyor.

Basın sektöründe çalışanlarla çalıştıranlar arasındaki ilişkilerin düzenlenmesi hakkında 5953 sayılı 13. Haziran 1952 tarihli yasada, 212 sayılı yasayla yapılan değişikliklerin 10 Ocak 1961’de yürürlüğe girmiş, önce işe iyi niyetle başlanmış, sonu getirilememiştir.

Reval Mülakatında İngiliz Kralı Edvard ile Rus Çarı II Nikola Osmanlı imparatorluğu nu bölüşmek için anlaşmaya varmış, özgürlük yanlıları harekete geçip hürriyeti ilân etmişler, Abdülhamit Kanuni Esasiyi yürürlüğe koymak zorunda kalmıştır.

2.Meşrutiyetin ilanıyla 24 Temmuz 1908’de basında sansür uygulaması da kaldırılmıştır. İstanbul gazetelerinin 24 Temmuz 1908 tarihli sayılarında, dört satırlık resmi bildiriyle Meşrutiyetin ilân edildiği 1876 Anayasasına göre, seçimlerin yapılacağı duyurulmuştur.

Gazeteciler Sirkeci Garı karşısındaki lokantada toplanmış, 33 yıldan bu yana ilk kez bir araya gelmiş, örgütlenmeye ilişkin “Osmanlı Matbuat Cemiyetinin” temelini atmışlardır. Bu süreçte İstanbul’da İkdam, Sabah, Tercüman ve Saadet olmak üzere dört gazete çıkıyordu.

Gazeteciler, o gece sansür memurlarını gazetelere sokmamak için sabaha kadar nöbet tutmuş görevliler kapıdan geri çevrilmiş uyarıda bulunulmuştur;

“Gazeteler hürdür ve sansür yasaktır, gazeteleri sansür etmek ağır bir suçtur.”

Sansürün resmen kaldırılmasıyla basında yeni bir dönem başlamış, Meşrutiyeti ve özgürlüğü öven yazılar birbirini izlemiştir. İlk iki ayda, 200’den fazla değişik eğilimde gazete ve dergi serbestçe yayınlanmış, sayı üç ayda 607 ‘ye ulaşmıştır. Sürgündeki gazeteci, şair ve düşün adamları İstanbul’a dönmesiyle de tam bir özgürlük ortamı oluşmuştur. Ancak ne var k, Mehmet Vahdettin, 5 Şubat 1919 tarihli Matbuat Kararnamesinde sansüre yer vermiş, Mütareke Döneminde İtilaf Devletleri de sansür uygulamışlardır.

TBMM tarafından hazırlanan Teşkilatı Esasiye Kanunun 77.Maddesinde

Matbuat Kanun dairesinde serbesttir ve neşredilmeden teftiş ve muayene tabi değildir.”hükmüyle sansürün kaldırılmasına vurgu yapılırken Cumhuriyet döneminde 1960 de 1982’ de Silahlı Kuvvetlerin yönetime el koymasıyla olağanüstü günlerin koşulunda uygulama bir süre devam etmiştir.

Sonuçta, iki bayramımızda “özde” değil sadece “sözde” kalmaktadır.

■ Basından yoksun olan ülkeler, adaletin yararlarından da yoksun olurlar.

BİR DAMLA:

ATMA RECEP!

Öykü bu ya, Erzurumlu Avni, Milletvekili adayı olmuş, sağda, solda her yerde “vatan, millet” nitelikli nutuk üstüne nutuk atıyor. Herkes dinlemesine dinliyor da bir ara “Rus paşası bana demişti ki!” diye sallayınca kalabalıktan biri dayanamıyor, karşı çıkıyor;

“Ola Avni, Rus paşası buradayken, sen ananın karnında bile değildin!”
Avni bozulmuş:
“Nutuhtur bu söylenir!”
.

> Yeni Meram >Yazarlar > BASIN ÖZGÜRLÜĞÜ VE BAYRAM
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yeni Meram'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ MERAM veya yenimeram.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.