YAZARLAR

Bir kaç gün önce gazetemizde Şehir Hastanesi ile ilgili bir haber yayınlandı. Bahri Dağdaş’ın verimli tarım arazisi üzerine şehir hastanesinin yapılmasında sorunlar çıktığı ile ilgiliydi bu haber.

Yangından mal kaçırırcasına, her iş tamamlanıp hastane yeri ihale edilmişti.

Hastane 840 yataklı olacaktı. Tahsis edilen 965 bin metrekare alan, Bahri Dağdaş’ın verimli tarım arazisinden alınmıştı.

Şimdi, 840 yatak için 300 bin metrekare alan yeterli olacak deniyor.

Geriye kalan alanda ise, hastanenin gelecekte 2 bin 500 yatak kapasitesine çıkarılması düşünülüyormuş.

Şu an firmaya 300 bin metrekare alanın kullanımı verilecekmiş.

Jeologlar 7-8 metrede taban suyu var derken, yetkililerimiz taban suyu olabilir düşüncesindeler!

Ancak, taban suyu, inşaat yapılamayacak, yapılacak inşaatı zora sokacak, inşaat tamamlansa dahi, yapılan binaları tehdit edecek derecede yüksek çıktı.

Ayrıca, şehrimizin tarihi bir şehir olduğunu görmeyenler, göremeyenler için, yapılacak inşaatın kapıya yakın bölümünde bir hüyük kalıntısı bulundu!

Şehir, ben baştanbaşa tarihim diye varsın bağırsın, çağırsın, haykırsın!

Bir duyan, bir gören olmadıktan sonra yarın o hüyüğede vururlar kazmayı!

Bu hüyük kalıntısına dokunulmayacağı söyleniyorsa da, Kent Meydanında da tarih çıkmıştı. Düzledik tarihi, bitirdik meydanı!

Dünya Tarihi şehirler sıralamasında yerimiz şöyle, böyle diyen yetkililerimizin tarihe olan meraklarını ve hassasiyetlerini gerek Zindankale Otoparkında, gerekse Kent Meydanında gördükten sonra, bu hüyük kalıntısının da ne kadar korunacağını varın siz düşünün!

Umarım, bu düşündüklerimiz olmaz amma; Hastane yeri için gerekli ikazları yapmaya çalışan Jeoloji Mühendislerinin dikkate alınmayacağını ve Hastane inşaatının devam edeceğini, açılışının yapılacağını hastane göçtüğünde ise bir kaç misli onarım ve tadilat masraflarının yapılmaktan vazgeçilmeyeceğini göreceksiniz!

Neden mi?

Şehrimizde herkes jeolog, herkes uzman çünkü!..

Şehir böyle örneklere ve vakalara alıştırıldı. “Yanlış hesap Bağdat’tan döner!” dense de, dönerse döner, orası Bağdat, burası Konya mantığı ile hareket edildiğini hiç duymadınız mı?

Siz şimdi kısır döngülere bayıldığımızı da bilmiyorsunuz! Zaten duysanızda, görsenizde, şahit olsanızda, benden duymadın, ben söylemedim, benim ismim geçmesin dediğiniz müddetçe, atı alan Üsküdarı’da geçer, bir kaç turda fazladan bindirir, namım yürüsün diyerek seyredenlere!

Jeologlar, gerekli önlemler alınmazsa hastane yıkılabilir demişler.

İlahi jeologlar, ne tasa ediyorsunuz, neden bu kadar üzülüyorsunuz! Bin kere yıkılsa, bin kere yapar arkadaşlar.

Önemli olan Bahri Dağdaş’ın verimli tarım arazini almaktı!

Aldılar rahatladılar!

Kaderin cilvesine bakın ki, rahatlamaları ihaleye verinceye kadarmış!

Hüyük çıktı, taban suyu çıktı!

Bakalım daha neler çıkacak!

Dikkatlerden kaçan bir başka önemli hususu hatırlatmak istiyorum.

Yüzeydeki toprak tarıma uygun olduğu için bir başka yere taşınacak söylemine dikkat edin. Bu husus da, görmezden geliniyor.

Amma velakin, bilerek-bilmeyerek, belki de sürç-i lisan babından, arazinin verimli tarım arazisi olduğunu kabul etmiş bulunuyorlar!..

Ah taban suyu ah!..Nereden çıktın, nasıl çıktın? Kim farketti, kim keşfetti senin burada olduğunu?

Ne dersiniz, Bahri Dağdaş’ın ahı tuttu galiba!..

KOP EYLEM PLANI

Su ile derdimiz çok, çok olmasına amma esas derdimiz KOP. KOP Eylem Planı bir türlü çıkmadı.

2014 yılında bitirileceği söylenen KOP Eylem Planı için geri sayım anlamında yılın bitimine 3 ay kalmış bulunuyor. Bilindiği üzere, 2008 yılında İstihdam Paketi diye adlandırılan bir kanuni düzenleme ile özelleştirme gelirlerinden ve işsizlik sigortası fonu gelirlerinden önemli bir kaynak kalkınma projelerine ayrılmasına karar verilmişti. Bu kaynak, KOP, GAP ve DAP’a ayrılan bir kaynaktı.

KOP bu kaynaktan ayrılacak yeterli ödeneği bekliyor çünkü, bu para ile hayata geçecek!

Konya için gerçekten hayati bir önem taşıyan KOP Eylem Planı, sadece Konya’yı değil, bölgeyi ve ülkeyide ihya edecek bir plan.

Konya bu plan gerçekleştiğinde Gıdanın merkezi olmakla kalmayacak, hem gerçek anlamda bir Tarım şehri olmanın gururunu yaşarken, hemde gıda ithalatının önüne geçilmesine vesile olabilecek.

KOP konusunda asırlık bekleyişi, asırlık hasreti süren bir şehir Konya. Ne yazık ki, beklemeleri alışkanlık halini alan şehrimiz altı yıldır da KOP Eylem Planının hayata geçmesini bekliyor.

KOP Konya için asrın projesi! KOP Konya’nın su derdine, sulama derdine vurulacak en büyük neşter!

Konya hinterlandıyla, merkezi bir konumda olmasıyla, denize olan bağlantılarının tesis edilmeye başlanmasıyla, tarımında, sanayininde, ticaretinde merkezi olmaya hazır bir şehir. Üstelik bunların yükünü rahatlıkla kaldırabilecek kapasiteye ve donanıma sahip bir şehir.

Barajlarıyla, göletleriyle ve Mavi Tüneliyle geleceğe ümitle bakan bu şehrin koşmasına az kaldı.

KOP Eylem Planının hayata geçmesi ile bu şehir iki binli yılların en büyük heyecanını yaşayacaktır diye düşünenlere aynen katılıyorum.

Konya’nın siyasileri, ileri gelenleri, kanaat önderleri ve Sivil Toplum Kuruluşları için yapılacak tek şey, KOP Eylem Planının hayata geçmesi için el ele vermeleri ve bu uğurda samimi olarak çalışmalarıdır.

Emin olun ki, bu başarı Konya’yı ve sizleri ebediyete kadar unutulmayan ve anılanlardan yapacaktır!..

> Yeni Meram >Yazarlar > Bahri Dağdaş’ın ahı tuttu galiba!..
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yeni Meram'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ MERAM veya yenimeram.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.