YAZARLAR

AVM biliyorsunuz, öğrettiler reklâmlarla kafamıza çaka çaka. Alışveriş Merkezi; şahsi kanaatimce de; kaldıysa biraz daha paran, getir onu da alalım merkezleri. Başşehrimizde, geniş bir arazide verilerek, özel yolları da yapılmış yüksek bir mevkide bir AVM. Tabii ki yabancı sermaye ve köftesinden yemeğine kadar kendi kültürünü de malı ile size satmakta. O da ne? Girerken milletin elindeki içinde kitabı, el kadar malzemesini koyduğu poşetleri dahi daha girişte ağızları yapıştırılarak bandlanıyor. Birdenbire kendinize olan saygınız sarsılsa da, millete yapılan saygısızlık sizi şahlandırıyor. Adama soruyorum: “Kardeşim ben hırsıza mı benziyorum? Öyleyse gel şu ceket cebimi, pantolon cebimi de bantla” diyorum. Sanki yıllardır bu Türk vatandaşlarının alnında, “Dikkat! Hırsıza benziyor” yazılı. Yıllardır gelen geçen bu milleti potansiyel hırsız yerine koyuyor. Yöneticiyi istiyorum ve soruyorum; “Bu mağazanın kendi ülkesinde de ayni isimle şubeleri var mı?”, “Var” diyor adam. “Orda da kendi vatandaşının poşetlerini bantlıyorlar mı?”, “Hayır” diyor ve ekliyor “Ama efendim, x ülkesinin vatandaşı da bizim cahil vatandaşımız gibi mi?” diyor. “Ya sabır.” İçimden, “Adam çıktığı yeri beğenmiyor, yabancı hayranı olmuş,” hatta çok daha fazlası da geçiyor içimden. “Kişiyi nasıl bilirsin? Kendin gibi mi sanıyorsun?”diyorum bu kapı kulu şarlatana.

Ülkemizi pazar yerine çevirenler, AVM açanlar ve buna izin verenler anlaşmalar önce “Bak arkadaş, ortak , bu millet gururludur. Üstelik senin Avrupa vatandaşının bilmediği, ‘Kul Hakkı’, ‘Haram-Helâl’ öğretileri içinde büyümüş ve Allah katında en geçerli tek din olan ‘İslam’la şereflendirilmişlerdir. Bunları potansiyel suçlu göremezsiniz, saygılı olacaksın” demeli. Koy içeri kameraları gözle monitörden. Tıpkı ülkende yaptığın gibi. Ama daha kapıda aşağılayamazsın. Hem vatandaşımdan para kazan, hem de kapıda “Sen hırsız olabilirsin” anlamında muamele et. Yok böyle bir şey. Geldiğin, tezgah açtığın ülkeyi bil, burası Türkiye, Türk vatandaşının senin vatandaşından fazla artısı var, eksiği yoktur. Bu gibi davranışa şehrimizde de bir başka AVM’de rastlamıştım önceleri ve büyük bir mücadele vererek, kaldırttım vatandaşla el birliği içinde çok şükür. “Yazın şikayet kutularını doldurun, bantlatmayın” diyerek.

Ne kadar usluyuz ya! Poşetini uzat bantlayayım, ağzını uzatmasan da bantlarım. Korkarım biz bu kuzuların sessizliğinde oldukça yeni açılacak AVM’lerin kapısında da “Bir yanak ver de geç” diyen adamlar mı dikilecek? Tövbe, tövbe…

Sen yabancı sermaye, ülkeme geldin. Sen ortak oldun biz Pazar olduk. İyi hoş. Seni kabul edenler Ü.İ.M * istemeyip AVM istediler. Buna da tamam. Tamam ama bu millete saygılı ol. Bu AVM’ler yüzünden bakkal, manav, kuruyemişçi, tuhafiyeci, mahalle aralarındaki bir sürü küçük esnafım dara girdi. Onlar O AVM merkezlerindeki mağazaların kiralarını bile ödeyemezler. Otellere de “her şey dahil” getirildi. Lokantacılarım, pastacılarım, çay-kahve satan küçük esnafım zaten dara girmiş. Bari saygılı ol bu Millete. Aziz vatandaşlarım ben poşetimi bantlatmam. Sizler de dünyanın en güvenilir insanlarısınız. “Siz de bantlatmayın” derim bana sorarsanız. Dahası kapıda size böyle muamele eden yerlerden de alışveriş yapmayın. Korkmayın ölmezsiniz “bilmem ne AVM’nin bir paçavrası, masası, sandalyesi evimizde yok” diye. Yerli bir çok şirketimiz çok daha sağlam ve çok daha iyisini yapıyor. Kusura bakmayın tüm bu yukarıdaki şahsi fikir ve kanaatlerimden dolayı. Dedemin kara lâstik ve şalvarla dolaştığını bilirken, giyimde olsun, ev döşemesinde olsun Türkiye’mde el emeği ya da fabrikasyon çok daha iyileri yapılırken gömleğim marka, ayakkabım denizaşırı marka dış ülkeden, İzmir köftesi dururken X AVM’nin ülkesinin köftesi gibi şeyler komik geliyor bana.

Moda sana yakışandır. Moda sömürü düzeninin getirdiği daha çok ve daha sık alışveriş nasıl yaptırılır? Tuzaklarından biridir bana göre. İş arayan adamın cebinde İPhone, işsiz emekçinin sigarası yabancı marka olursa herhangi bir en küçük makama bile getirilen kişi hemen kendi arabasını park edip, kendi şahsi işlerinde bile devletin makam arabasını kullanırsa, bizim ihracatımız asla ve asla ithalatımızı karşılamaz ve her nesil, bir sonraki nesile daha iyi bir ülke bırakacağına; daha çok borçlu, cari açığı giderek büyüyen bir ülke bırakır. daha çok Ü. İ. M. bırakacağına, cebindeki kalan parayı da alacak daha çok AVM bırakır. Kendimize dönme zamanının geçmediğini umarak, hepinize sevgi ve saygılar sunarım.

* Ü.İ.M.: Bu tamamen kendi kanaatlerimden çıkan bir kısaltma, olup “Üretim-İstihdam Merkezi” anlamındadır. AVM’ler yerine Ü.İ.M’ler arttıkça çok çocuk düşüncesini destekleyeceğim. Kendi şahsi düşünce ve kanaatlerimde sizleri üzmedim sanırım. Tekrar sevgi ve saygılar.

> Yeni Meram >Yazarlar > AVM-ÜİM
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yeni Meram'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ MERAM veya yenimeram.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.