YAZARLAR

“AVÂZEYİ ŞU ÂLEME DAVUT GİBİ SAL”-Erol Sunat-Yeni Meram Gazetesi

Hz. Davud¸ peygamberliğinin yanı sıra¸ sesinin güzelliği ile de meşhur bir peygamberdi. Yüzyıllar  öncesinde yaşamasına rağmen günümüze kadar adı bâkî olarak kalmış.  Dünyaya öylesine güzel hoş bir sadâ bırakmış ki, anılmadan, hatırlanmadan, ona şiirler yazılmadan geçilemiyor.

Onun avazesi, onun sesi dünya durdukça yankılanmaya devam edecek.

O ses, öyle güzel bir sada bırakmış ki, ondan sonra gelen nesiller o sesi ve o sadayı anmadan, anlatmadan, ona nazireler yapmadan geçememişler.

  1. yüzyıl Osmanlı döneminin meşhur divan şairlerinden Şairler Sultanı olarak anılan Mahmud Abdülbaki, bizim kısaca Baki olarak bildiğimiz ve andığımız usta Divan Şairi, dünya denen bu kubbede hoş bir sada bırakarak ayrılmış gitmiş bu dünyadan.

Ancak, değişik vesilelerle onu anmadan, onu yad etmeden geçmek mümkün değil.

Hoş sada bırakmak bir manada da böyle bir şey!

Dünya’da hoş sada bırakmak iyilik, doğruluk, dürüstlük, feraset, feragat ve merhameti kendinden başkaları için düşünmek, düşenin elinden tutmak, mazluma yardım etmek, tüyü bitmemiş yetimin hakkını savunmak gibi erdemlerden geçiyor.

Anlatırken en kolay, ancak icraatta zamanımızın en zor işi hoş sada…

 

*****

Herkes bu dünyadan giderken istese de hoş bir sada bırakarak gidemiyor.

Bu iş nasip işi…

Yaradan’ın lütfu ve ihsanı olmadan olmuyor.

Hoş sada bırakmayı istemek, güzel bir temenni…

Fevkalade bir niyet!

Bu dünyada hoş bir sada bırakmanın yolu,

Hiddet ve şiddetten geçebilir mi?

Gönülleri tarumar edenler,

Dünya üzerindeki coğrafyaları kan gölüne çevirenler,

İnsanlara bu dünyayı cehenneme döndürüp, yaşanmaz hale getirenler,

Zulmedenler,

Zalimlikleri vahşete dönüşenler,

Zorla güzellik olmayacağını bile bile, dayatanlar, insan hayatlarını kabusa döndürenler,

Hoş bir sada bırakabilirler mi?

Ölümün kol gezdiği,

Korkunun egemen olduğu sınırlar içerisinde,

İyilik, hoşgörü ve merhamet barınabilir mi?

Böyle bir atmosferde hoş sada kendisine yer bulabilir mi?

İyilikle anılmamak için elinden ne geliyorsa yapanları, iyi olarak anabilir misiniz?

Tarih; hoş sada bırakmak için yola çıkıp,

Daha yolun başında bu işten vazgeçen,

Ancak bu işin edebiyatını yaparak,

Kendi kendini avutan insanların ibret dolu hayatlarını anlatır.

Bütün bunlara rağmen,

O insanların hayatlarına hayranlık duyan,

Onların izinden gitmeyi marifet sayan,

Hoş sada bırakmanın kenarından bile geçmeyen insanlara, duyulan hayranlıkların bir türlü anlaşılamadığı yalancı bir dünyanın, ne yazık ki, tam ortasındayız.

 

*****

İnsanı ölümden sonra takip edecek ne olabilir?

İyi anılmak,

Arkasından iyi konuşulmak,

Kalıcı ve herkesin faydalanacağı,

Kişinin ardından dualarla onu hayırla yad edecek eserler bırakmak,

Hemen bir çırpıda sayabileceklerimiz.

Ancak bizler, bizden geriye bir hoş sada bırakmamak için adeta ayak direyenlerdeniz.

İyilik göstermelik olarak dilimizde,

Fesatlık, hasetlik, kıskançlık, iftira kalbimizde,

İleride defalarca pişman olacağımız,

Belki de pişman olmaya vaktimizin olamayacağı bir hayata talibiz.   

Hoş sada bırakma adına atacağımız adımlardan her nedense geri dönen, vazgeçen, kendimizce mazeretler ve gerekçeler üreten bir yapıya sahibiz.

Bu dünyadan hoş bir sada bırakarak gitmek varken, neden yanlış yollara, yanlış adreslere, çıkmaz sokaklara, çürük köprülere yöneliyoruz söyleyecek olan var mı?

Toplum olarak, ailemizde, sülalemizde, köyümüzde, kasabamızda, ilçemizde, şehrimizde hoş bir sada bırakıp giden kaç kişiyi tanıyoruz?

Elimizi vicdanımıza koyarak düşünelim ve öyle cevap verelim.

Kaç kişi, kaç isim üzerinde, insanımız hemfikir?

İnanın sayabileceklerimiz bir elin parmaklarını geçmez.

Hoş bir sada bırakamadan gidenler için ise, saydım saydım bitmedi gibi laflar duyarsınız.

Sevgili okurlar!

Zamanımız;

Tahammülsüzlüklerin,

Sabırsızlıkların,

Asabiliklerin,

Stresin,

Burnundan soluyanların,

Kavga ve münakaşa için bahane arayanların,

İnsanlara tepelerden bakanların,

Gurur ve kibrinden yanına yaklaşılamayanların,

Hoş sadanın yolunu kestiği, hoş sadaya adım attırmadığı bir döneme ev sahipliği yapıyor.

Lakin; Bütün bunlar, bu dünyadan giderken bir hoş sada bırakmanın erdem olduğu gerçeğini değiştirmiyor.

Ne diyordu, Büyük Divan Şair Baki; “Avâzeyi şu âleme Davut gibi sal Bâki kalan bu kubbede bir hoş sâda imiş…”

> Yeni Meram >Yazarlar > “AVÂZEYİ ŞU ÂLEME DAVUT GİBİ SAL”
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yeni Meram'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ MERAM veya yenimeram.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.