YAZARLAR

Atatürk'ün kurduğu Cumhuriyete sırtını dönme-Ümit Sürmeli-Yeni Meram Gazetesi

Uzun uzun işlendi bu yol
ABD, Avrupa ülkeleri, dünyayı yönetmek için oluşturulan, emperyalist yani sömürgeci milletlerin temsilciliğini yapan aileler birliği, en büyük tehdit ve en büyük düşman MUSTAFA KEMAL ATATÜRK ve onun kurduğu ulusal devleti görüyorlardı.
Hedeflerinde, üniter yapısı, ulus devlet yapısı, laik, halk egemenliğine dayalı idari yapısı, kuvvetler ayrılığı erkine bağlı yönetim biçimi ile Atatürk tarafından kurulan Türkiye Cumhuriyeti Devleti vardı.
Atatürk ve devrimlerinde onu asla yalnız bırakmayan İsmet İnönü sağ olduğu sürece bunu gerçekleştiremeyeceklerini çok iyi biliyorlardı.
Onları korkutan Köy Enstitüleri için hemen bir kılıf uydurdular. ABD, dünyayı karıştıran gizli örgüt elemanlarını, Anadolu’ya misyoner olarak gönderdi.
Gördükleri ve şahit oldukları manzara gerçekten onlar için ürkütücüydü.
Okuma- yazma, tiyatro, müzik, el sanatları, tiyatro, saz şiirleri, saz şairleri, okulunu duvarıyla, sırasıyla, kapısıyla, penceresiyle, tuvaletiyle, müsamere salonuyla, yazı tahtasıyla, çatısıyla, bahçe duvarıyla kendisi yapan öğretmenleri ve onlara imece ile yardım ederek kız-erkek ayırımı gözetmeden, çocuklarını okula gönderen köylüleri gördüler.
Köy halkına; tarım, hayvancılık, hastaya ilk yardım, tarımda yenilik, sıra ile ekim, hayvancılıkta yenilik ve hayvan sağlığı konularında köylere kadar giden ziraat mühendislerini, tarım ve hayvancılık konularında yardımcı, köylünün ufkunu açan Tarım Bakanlığı çalışanlarını gördüler.
Kırsal kesimde kadınıyla erkeğiyle kültür patlamasına şahit oldular.
Ulusal bayramlarımızda köy halkına konser veren, yöresel türküler söyleyen, folklor oynayan, günün anlamına uygun tiyatro eserlerini köy meydanında kaç-göç olmadan, kadın-erkek tüm köylünün izlemesine olanak sağlayan, büyük bir TÜRK KÜLTÜRÜ uyanışını gördüler.
Uyanın! ‘TÜRK MİLLETİ’ olarak aklınızı başınıza toplayın ve aşağıdaki raporu zihninize kazıyın.
Türkiye Cumhuriyeti, Köy Enstitüleri ile köylüyü cehaletten kurtarıp, tarım, eğitim, kültür alanında yetiştirmeye devam ederse Orta Doğu’da hiçbir güç Türkiye Cumhuriyeti’ni durduramaz ve tek güç olur. Bu nedenle bir an önce Köy Enstitüleri’nin kapatılması gerekir.
İşte bu raporu veren ABD’nin misyonerleri sonun da emellerine kavuştular.
Menderes hükümeti, ‘Komünizm Yuvası’ diye karaladığı bu güzelim irfan yuvalarını kapattı.
Halk Evleri’nde yazılmış milyonlarca şiir, tiyatro, roman, koşma, hiciv, türkü içeren kitaplar, hükümetin emriyle köy meydanlarında yakıldı. (Veli Sabri Uyar dedemin kitaplığında bu yangından kurtardığı kitapların bir kısmı bende.)
Ah, o arşivler bir açılsa da gerçekler ortaya çıksa diye bekleyenlere diyorum ki:
-Atatürk’ü, ne ABD, ne de Avrupa ülkeleri oyuncak yapamadı.
-Atatürk, kınalı kuzularımıza zarar verenleri, Mehmetçiğinin kılına dokunanları, dokundukları yerde astı.
Bu size en büyük belge.
Sınırlarımızı terörist ABD’nin conilerine açmadı.
Katil ABD’ye bizim topraklarımızda istediği gibi at koştursun diye üsler açtırmadı.
Aklımızı başımıza toplamak zorundayız.
Atatürk’ün sağlığında katil ABD, Kore, Afganistan, Somali, Suriye, Irak gibi yerlerde, askerimizin ABD’nin bekçiliğini yapmak için şehit olmalarına asla izin vermez ne ABD ne de Avrupa ve NATO denen işgalci ordu, ATATÜRK’e böyle bir teklif yapmaya cesaret bile edemezlerdi.
Tahtı uğruna ‘kardeş katli vaciptir’ diye fetva okutmadı.
Tahtı uğruna küçücük bebeleri, yetişkin oğullarını boğdurtmadı.
Yabancı kadınları sarayına doldurup, aklını korkudan yarı yarıya kaybetmiş çocuklar bırakmadı.
Kapitülasyonlarla devletini yok ettirtmedi.
Sırf adı dünyada duyulsun diye aklına estikçe işgal peşinde koşup sonra da ipin ucunu kaçırıp, darmadağın bir devleti emperyalistlere, Mondros ve Sevr Antlaşmaları ile teslim edip, kendini ve ailesini güvene alıp, İngiliz gemisine sığınıp, işgalcilerle yurdu terk etmedi.
Dünyanın bildiği bu gerçeği acaba hangi arşivde tersini bulup o karanlık beyinlere göstereceksiniz?
Şimdi soruyorum:
Atatürk’ün resmini odasına asmaktan imtina eden ama onun kurduğu Türkiye Cumhuriyeti devletinden maaş almaya utanmayan daire başkanları, başkan yardımcıları bilirler mi veya hatırlarlar mı? Konya İtalyanlarca işgal edilmişti. Atatürk olmasaydı o resmini odasına asamadığınız Atatürk olmasaydı hepimizin dini Hıristiyanlık, babalarımızda İtalyan olacaktı. Ne bu kadar özgür Cuma namazları ne de bu kadar özgür beş vakit ezan sesi duyacaktık. Kilise çanlarına razı olacaktık.
Bu bir vefadır. İlahi adalet bunu bir kenara yazar. Kimse unutmasın!
Gelelim ikinci hesaba.
Türkiyemizin Atatürk’ün kurduğu ve Türkiye Cumhuriyeti’ni, sınırlarımızı (24 Temmuz 1923 yılında Lozan Antlaşması ile çizilen) emanet ettiği Türk Silahlı Kuvvetleri’ni, NATO emrine alarak, ABD’nin dünyadaki bekçisi yapmaya.
Bu da 1954 yılında Menderes hükümeti ile başarıldı.
ABD’nin aklını kurcalayan ikinci konu ise eğitim sistemiydi.
Bu sistemden kurtulmanın birinci yolu; Atatürk, Kurtuluş Savaşı ve devrimler mutlaka unutturulacak, ilim, irfan ve fenden uzak eğitim anlayışı, küçücük kız çocuklarının kadınlaştırılması eğitime yumuşak geçişle sağlanacak, önce kitaplardan sonra da zihinlerden silinecekti.
Bunu da başardılar.
Sıra geldi onu küçültücü yazılara, kitaplara, filmlere.
Ama çok önemli bir konu vardı.
Okullarda hala Türküm, doğruyum diye andımız okunuyordu.
Önce bu millet denecek, milletim denecek, milletimiz denecek ama asla ‘Türk Milleti’ sözünü kullanmayan siyasilerle yola devam edilecek, etnik köken kaşınacak, bu topraklarda 27 etnik köken var denecek, Ne Mutlu Türküm Diyene sözü ırkçılıkla eşleştirilecek ve Türküm diyenler korkutulacaktı.
Oysa bu söz Türk bayrağı altında yaşayan, Türk topraklarında yaşayan, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan herkes Türk kimliğini taşır, bu ülkenin vatandaşıdır diye algılanıyordu.
Siz Almanlar’ın-Almanyalıyım, İngilizler’in-İngiltereliyim, İtalyanlar’ın-İtalyalıyım, Fransızlar’ın da Fransalıyım dediğini duydunuz mu?
Öyleyse neden sizlere dayatılmak isteniyor Türkiyeliyim demeniz için?
Plan basit. Libya’da, Irak’ta, Yugoslavya’da, şimdide Suriye’de oynanan oyun tekrar ediliyor.
Tehdit ediliyoruz
Ya bölüneceksiniz, eyaletlere ayrılacaksınız, daha demokrat olup hatta valileri bile siz seçeceksiniz, ya da öleceksiniz!
İşte oyun bu.
Libya’yı türlü yalanlarla böldüler.
Irak kimyasal silah deposu. Kürtlere kimyasal silah attı. ‘Sıra Türkiye’de, hemen sizde savaşa girin!’ dediler ama o dönemin uyanık siyasi iradenin vekilleri ve vatanına parlamentosuna, vekillik onuruna sahip TBMM üyeleri, 1 Mart Tezkeresi ile ABD oyununu bozdular.
Sonra ne mi oldu?
Türk askerinin başına çuval geçirildi, Ergenekon ve Balyoz oyunları ile TSK yıpratıldı.
Uyanık olun!
Türk Milleti demeyecek, siyasiler bulundu ve Türk Milleti, andının kaldırılmasına ses çıkarmayınca, önce Ulusal Egemenlik Bayramı yani ‘TBMM’nin kurulduğu ve halk egemenliğinin ilan edildiği bayram 1980 ihtilalcilerinin emriyle, Milli Eğitim Bakanlığınca kutlansın dendi. Çocuk bayramına çevrilip ulusal egemenlik fikri yok edildi.
Ne güzeldi. Çocuklar Cumhurbaşkanımızın, başbakanımızın, Valilerimizin makamlarına oturup, Türkiye Cumhuriyeti dışında hiçbir devletin yaşatmadığı onuru yaşıyorlardı.
Acaba çocuklardan neden korkuldu?
Milletten ses yok!
Sonra yine aynı darbeciler bu sefer 19 Mayıs Atatürk’ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı’nı sadece gençlerin olsun diyerek, bayramları paylaştırıp bu çok özel günlerden halkı uzaklaştırdılar.
Ses yine yok, tepki yine yok!
O halde yola devam.
Hemen yine komünist ülkeler örnek gösterildi ve stadyumlardaki bayram kutlamaları iptal edildi.
Oysa tüm çocuklarda, tüm gençlerde, askeri okul öğrencilerinde coşkuyla kutlanıp ulusal duyguları coşturan bu kutlamalar, önce ABD sonra da Avrupa ülkelerini rahatsız ediyor ve Türk Milleti’nin bölünmesi zorlaşıyordu.
Apo zaten bu ulusal bayramların kutlanmasını tıpkı darbeciler gibi istemiyor ve sürekli Güneydoğu Anadolumuzun, Barzani’nin Kürdistan bayrağını utanmadan ülkemde asan Kürdistan heveslilerinin isteğini, yetkililere duyuruyordu.
Şimdi aklıma bir şey takıldı.
Sahi neden üçte ikisi hapiste yaşayan HDP. DTP, her dakika bağıran Osman Baydemir, Sırrı Süreyya Önder’den bu referanduma tepki yok?
Neden Apo’dan tepki yok?
Birileri eyalet diye sayıkladığı için olmasın?
Şu Avrupa ve ABD gerçekten tüm istihbaratları ile inanılmaz bir sınav veriyorlar.
Ölçüyorlar.
Acaba Türk Milleti Atatürk’ün söylediği gibi; zekidir, çalışkandır ve çünkü Türk Milleti’nin karakteri yüksektir.
Bekliyorlar..
Bu ülkeyi eyaletlere bölebilecek miyiz yoksa Türk Milleti, Türkiye Cumhuriyeti’ne, TBMM’ne, kuvvetler ayrılığı ilkesine, yasama, yürütme ve yargının tek adam yerine, milletin egemenliğinde ve bağımsız olmasına sahip çıkacak mı?

> Yeni Meram >Yazarlar > Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyete sırtını dönme
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yeni Meram'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ MERAM veya yenimeram.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.