YAZARLAR

Dumlupınar savaşı kazanılmış, düşman kaçıyordu. Türk erleri esir bir düşman subayını Gazi’nin önüne getirdiler. Üniformasında hiçbir işaret bulunmayan Gazi’ye düşman subayı sordu;
– Binbaşı mısınız?
– Hayır
– Albay mı?
– Hayır
– Tümgeneral?
– Hayır
– Peki, nesiniz o halde?
– Ben Türk Orduları Başkomutanı Mustafa Kemal.
Düşman subayı, kekeleyerek konuştu;
– Şimdi anladım, bizim niçin yenildiğimizi. Başkomutansınız, savaş yerindesiniz. Bizimki ise ordusunu İzmir’den yönetmeye çalışıyor.
Atatürk, bu nedenle Atatürk’tür.
***
Atatürk bir yaz gecesi Acar motoru ile Boğaz’da gezintiye çıkmıştı. Kanlıca önlerine geldiler. Yalılardan birinin bahçesi renkli elektik, krepon kâğıtları ve çiçeklerle donatılmıştı. Anlaşıldığına göre orada büyük bir topluluk eğleniyordu. Acar motorunun gürültüsünü duydular. Kadın erkek, çoluk çocuk alkışla sevgi gösterisinde bulundular. Atatürk duygulandı, yalıya yanaşılmasını emretti. Sünnet düğünü vardı; bir vatandaşın mutlu gününe katılmaktan sevinç duymuştu.

Herkesin yüreğini bir neşe kapladı; ortalığı bir bayram havası sardı. Atatürk, ayrılacağı sırada çocukların babasını çağırdı. Bir çek uzattı;

– Burada uğrayacağımızı bilmediğimiz için hazırlıksız geldik. Yarın bankaya uğrar, sonra benim adıma çocuklara armağan alırsınız.
Baba çeki saygıyla aldı;
-Atam, hiçbir armağan imzanızı taşıyan çek değerinde olamaz. İzin verin çocuklarımızın

övüncü olarak saklayalım.
Bu ince düşünüş ve tok gözlülükten son derece duygulanan Atatürk ikinci bir çek daha imzaladı ve dedi ki;
– Siz bu çeki saklayın; ama yarın bankaya uğrayın ve çocukları benim adıma sevindirin!

Atatürk bir okula gitmiş, her zaman olduğu gibi bütün çocuklar etrafını sarmıştı. Sevinç içinde onu alkışlıyordu. Küçük bir çocuk ise kenara çekilmiş, ilgisiz gibi duruyordu. Bu durumu fark eden Atatürk yanına çağırdı;

“Çocuğum, neden durgunsun? Bir derdin mi var; hasta mısın?”
“Bir şeyim yok efendim” dedi ve arkasını döndü, gözlerinden akan yaşları gizlice sildi.

“Niçin ağlıyorsun yavrum? Sen ağlayınca ben çok üzülüyorum!”.

“Yakından görmek isterdik. Geldin, gördük, sevindik. Artık sıramızı savdık. Bir daha seni ne zaman göreceğiz? Ona ağlıyorum.”
Atatürk çocuklara baktı ve dedi ki;
“Beni ne zaman görmek isterseniz, aynaya bakın. Siz Türk çocukları benim birer parçamsınız. Ben de sizin!”

***

Atatürk’ün bahçe mimarı Mevlüt Baysal anlatıyor; Çankaya Köşkünün bahçesini yapıyordum. Bir gün Atatürk, yaveri ve ben bahçede dolaşıyorduk. Çok ihtiyar ve geniş bir ağaç Atanın geçeceği yolu kapatıyordu. Ağacın bir yanı dik bir sırt, diğer yanı suyu çekilmiş bir havuzdu. Ata, havuz tarafındaki kısma yaslanarak karşıya geçti. Derhal atıldı;

– Emrederseniz derhal keselim Paşam!

Bir an yüzüme baktı, sonra dedi ki;

– Yahu, sen hayatında böyle bir ağaç yetiştirdin mi ki keseceksin

> Yeni Meram >Yazarlar > ATATÜRK’TEN ANILAR(2)
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yeni Meram'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ MERAM veya yenimeram.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.