YAZARLAR

Ne zaman zora ve dara düşsek, bir teselli kaynağımız vardır;

Atatürk olsaydı!

İç ve dış sorunlar kördüğüm olduğunda, çıkmaz sokaklarda yürüdüğümüzde, çaresiz kaldığımızda, “akil adamlar” aradığımızda

bir Atatürk özlemidir sarar benliğimizi;

Atatürk olsaydı!

Bu anımsama ve özleyiş, Ata’ya güveni perçinlerken, kurtarıcı kişiliğine sığınmamız saygı ve sevgimizin içgüdüsel yansımasıdır.

Atatürk gerçekçiydi, abartıyı sevmezdi. Yandaşlara prim verme üslubu yoktu. Neyse oydu. Hz. Mevlana’nın deyişiyle “olduğu gibi görünen, göründüğü gibi olan” bir kişilik sergilemiş ve gelecek kuşaklara kıssadan hisse anlamında iletileri miras bırakmıştı.

Atatürk “benim” demezdi, dediğim dedik, çaldığım düdükçü değildi. “Ben yaptım oldu” gibi çağdışı tek sesliliği ve düzeliği de bütün hizmet ve çalışmalarında ters yüz etmişti. Müşavereye ve danışmaya önem verir, bunu her zaman ortaya koyardı. Örneğin, “Dil Devrimi” konusunda sergilediği gibi;

Atatürk dil devrimi yapmaya karar verince dostu gazeteci Falih Rıfkı Atay’ı çağırmış, dil devrimi ile ilgili düşüncelerinden satır başı açtıktan sonra şöyle konuşmuştu;
“Yahya Kemal Ankara’daymış onu bul, bu işe onu da dahil edelim!”

Falih Rıfkı Atay, hemen Yahya Kemal’i bulur ve ona Atatürk’ün dil devrimi ile ilgili düşüncelerini anlatır. Atatürk’ün işe kendisinin de katılmasını istediğini söyler.
Yahya Kemal yanıt verir;

“Sizin ilminiz, benim ise vehmim var; bana göre bu iş bir sonuca ulaşmaz, hem ben bugün İstanbul’a dönüyorum.”
Atatürk, aradan bir süre geçtikten sonra Falih Rıfkı’yı ikinci kez çağırır;

“Yahya Kemal’in vehmi bizim ilmimize galip geldi. Bu dil devrimi çıkmaz bir sokağa girmiştir. Bundan vazgeçip işlere yeniden bir düzen vermeliyiz.”

***
Yazar ve şair Ahmet Köklügiller’in,

IQ Yayınları arasında yeni çıkan “Anılarda Yaşayan Atatürk” adlı yapıtında, Atatürk’ün fazlasıyla övülmesine ve her başarının da kendisiyle örtüştürülmesine karşı olduğunu dile getiren anılarına da yer veriyor.

Bir gezide hatipler kendisini sırayla övünce tepki göstermiş ve şöyle konuşmuş;
■ İsmime böyle riyakâr kelimeleri karıştırmayınız! Söz alan arkadaşlarımız şahsıma teveccühlerde bulunmak nezaketini gösterdiler. Mütehassis ve müteşekkirim. Yalnız sizden olan bir şahsa sizden fazla ehemmiyet atfetmek, her şeyi onun şahsiyetinde toplamak elbette layık değildir, elbette lazım değildir. Vatanınızda herhangi bir şahsı istediğiniz gibi sevebilirsiniz. Kardeşiniz gibi, arkadaşınız gibi, babanız gibi sevebilirsiniz. Fakat bu sevgi sizi, milli varlığınızı, bütün muhabbetlerinize rağmen herhangi bir şahsa vermeye saik olmalıdır.
Her şeyi niçin bana mal etmek istiyorsunuz? Ben bir eser vücuda getirdimse milletimin kudret ve kuvvetine ve ondan aldığım ilhama dayanarak yaptım. Sizleri konuşturdum, sizleri koşturdum ve yaptım.

Dünlerden bugünlere geldiğimizde kuşkusuz karşımıza çoğu kez olduğu gibi Atatürk portresi çıkıyor. Mert ve gerçekçi!

BİR DAMLA:

ATATÜRK’ÜN ARMAĞANI

Atatürk, Konya’da Behiç Bey’in evinde General Tawsend onuruna bir ziyafet verir. Sonunda Mustafa Kemal konuğuna der ki:

Bizde adettir; konuğumuza mutlaka bir armağan veririz. Ben asil bir milletin mütevazı bir Başkumandan’ıyım. Size ancak bu tespihi verebiliyorum”

Elindeki kırmızı mercan tespihi armağan etti ve sofradan kalkılacağı sırada kolundaki saati çıkararak General’e dedi ki;

“Bu saati Anafartalar’da bir Türk Askeri, ölen İngiliz zabitinin kolundan çıkardığını söyleyerek verdi. Saatin arkasında subayın künyesi yazılıdır. Ailesini aramamıza karşın bulamadık. Döndüğünüzde, ailesini bulur ve saati verirseniz çok memnun olurum.”

> Yeni Meram >Yazarlar > ATATÜRK SAĞ OLSAYDI
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yeni Meram'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ MERAM veya yenimeram.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.