YAZARLAR

■ Her şeyden önce Türk milliyetçisiyim. Böyle doğdum. Böyle öleceğim. Türk birliğinin, bir gün hakikat olacağına inancım vardır. Ben görmesem bile, gözlerimi dünyaya onun rüyaları içinde kapayacağım. Türk birliğine inanıyorum, onu görüyorum. Yarının tarihi, yeni fasıllarını Türk birliğiyle açacaktır. Dünya sükûnunu bu fasıllar içinde bulacaktır. Türk’ün varlığı bu köhne âleme yeni ufuklar açacak, güneş ne demek, ufuk ne demek, o zaman görülecek.
***

Atatürk’ü anmak değil anlamak gerek. Ölümünün üzerinden 72 yıl geçmesine karşın, onu anlamayanlar sığ görüşlüler var. Birey olarak Atatürk, ölmüştür ancak Atatürk düşüncesi sonsuza değin yaşayacaktır. Bu düşünce günümüz de, yaşam biçimidir, yönetsel etkinliktir, aydınlıktır, üretkenliktir ve çağdaşlıktır.

Atatürk Milliyetçiliği kavramıyla da başka boyut kazanan bu düşünce, ileriyi görmek ve ileriye girmek demektir.

Atatürk’ü, bugün dünden çok arıyoruz;

İç ve dış politikalarda arıyoruz!

Siyasette, ticarette, her yerde arıyoruz.

Yalnız biz değil, dış ülkeler de arıyor.

Mazlum milletler, ne zaman dara düşse, ne zaman dış güçlerin baskısı ve korkusu altında kalsa, onu arıyor. Bu anlamda da Atatürk, evrensel bir portre çiziyor.

***

Örneğin geçmişte İtalyanların bize karşıt tutumları karşısında O, ne demişti;

“Beni kızdırmasınlar sonra gider, çizmeyi ayaklarıma giyerim .”

İşte böylesine kararlı güçlü ses aranıyor.

Atatürk olsaydı, kimi Avrupa ülkeleri, birliğe girme konusunda bizi ters köşeye yatırabilirler miydi?

Atatürk olsaydı, Kıbrıs adası sürekli sorun oluşturur muydu?

Atatürk olsaydı, Yunan Palikaryaları konuşma cesareti bulabilirler miydi?

Atatürk olsaydı, Avrupa Birliği konusu kördüğüme dönüşür müydü? Olur muydu?

Atatürk olsaydı, yanar- döner bir ırak tutumu sergilenebilir miydi?

Atatürk olsaydı, terör yıllar yılı hiç böyle at oynatabilir miydi?

Atatürk olsaydı; yolsuzluk, hırsızlık, hortumculuk, yüzünü gösterebilir miydi?

Atatürk olsaydı; doğruları gösteren İlke ve inkılaplarına saldırı olur muydu?

***

Atatürk’ü bir düşünce olarak anlamak, anlatmak zorundayız. Doğru, gerçekçi ve muasır olan budur. Atatürk’ün tok ve kararlı sesi yılları aşarak yankılanıyor;

Ordular, ilk hedefiniz Akdeniz’dir; ileri!

Bu ulus, ordu-ulustur. Barışta güvercin savaşta kartaldır. Başımız yükseklerde ve dimdiktir. Teslimiyetçi idare-i maslahatçı değiliz. Bu görüşte olanlar gerektiğinde kalemlerini kırabilir ancak hiçbir zaman eğmezler. Bu anlayışta; “evet efendim “ yoktur; onur, cesaret, yenilik, atılım, mangal gibi yürek vardır. Bu anlayışta Misak-i Milli vardır, Anafartalar, Conk Bayırı, Arıburun, Çanakkale geçilmez, İnönü’ler, Sakarya, Afyon ve İzmir vardır.
■ Adalet gücü bağımsız olmayan bir milletin, devlet halinde varlığı kabul olunmaz.

BİR DAMLA:

ATATÜRK

Kuvvettir yaptıkların her yeni yetişene
Her ışık-kaynak gibi.

En yakınlar zamanla yüzyıllarca uzak gibi,
Bir sen varsın kalacak, bir sen ölümsüz,
Daha da yakınsın, daha da sıcak
Bıraktığın toprak gibi.

Kaç Türk var şu dünyada, bir o kadar susuz,

Hepsinin gönlünde sen, bir pınar bulmak gibi,
Ancak senin havanda sağlıklar, esenlikler;
Olmaya devlet cihanda Atatürk’ü duymak gibi.

> Yeni Meram >Yazarlar > ATATÜRK’Ü ANMAK VE ANLAMAK
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yeni Meram'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ MERAM veya yenimeram.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.