YAZARLAR

Aşkın hikayesi denince, hemen Leyla ile Mecnun’a, Tahir ile Zühre’ye, Kerem ile Aslı’ya takılır herkesin aklı.

Aşkın hikayesinin anlamlı sözleri, derin manası, sevenin sevdasındaki samimiyet, içtenlik ve güzellik yansır o hikayelerin satırlarına.

Böyle aşklar ya masallarda ya da efsanelere konu olan aşklarda olur dersiniz. Yaşanmasalardı günümüze kadar gelebilirler miydi sanıyorsunuz?

Aşkın hikayesi sadece seven ve sevilenin hikayesi olmaktan çok daha ötelerde aslında.

Zamane aşklarında aşkın hikayesi yerine, aşkın teferruatının kol gezdiğini ve yol kestiğini görüyorsunuz.

Aşkın teferruatla işi olabilir mi?

Aşkın emek istediği, aşkın fedakarlık istediği…

Aşkın hediyelerle sürprizlerle hatırlanmak istediği,

Bir küs-bir barışık olmanın bile aşkın ömrünü uzattığı, faraziyeleri ve fantezileriyle yelken açılan aşk yelkenlisinin en küçük bir rüzgarda alabora olduğunu görmüyor musunuz?

Aşkın hikayesinin SMS’lerde, Face’lerde, Twiterler’da doğduğu ve oralarda yazıldığı mavalını kim uydurdu, bilen var mı?

Hele, elektrik alamadım, elektrik almam lazım, elektrik almadan olmaz söylemleri aşkı basite indirmek değil de nedir?

Aşkın pazarlığına soyunmuşsanız, böyle bir aşk üç gün sürmez.

Aşk için, benim kriterlerim diyerek kriter üstüne kriter ileri sürenler, aşkın kriterlerle işinin olmayacağını nasıl bilemiyorlar hayret!…

Görür görmez aşık oldum diye aşkın hikayesine ayaküstü senaryo yazanların gözlerine ve yüzlerine hiç dikkat ettiniz mi?

O gözlerde aşkın pırıltısını yakalayabilene aşkolsun!..

Beni taşıyamaz, beni taşımalı, beni taşıyamayacak olana aşık olamam diyenlerin ayakları yere basmadığında ne mi olur?

Aşkını taşıtacak hamal arayanlar, aşkı o an kaybetmişlerdir.

Aşk konusunda sözde bülbül kesilenlerin, dolaşacak gülistanları, konacakları gül dalları mı çok, yoksa bunların hiç biri mi yok? .

Leyla’ya Mecnun’un gözüyle, Mecnun’a Leyla’nın gözüyle bakmak ne demektir bilir misiniz?

Bunu kaldıracak kalp arar aşk!…

Aşkı kaldıracak kalbiniz yoksa, ben aşık oldum diye avazınız çıktığı kadar bağırsanız da, adama güler geçerler.

Gerçek aşkın ne olduğunu bilseydi, inanın elektrik, aşka çarpılırdı!…

*/*/*/*/*

Aşkın hikayesini ve aşkın ne olduğunu öğrenmek ve tanımak istiyorsanız, bülbüle, güle ve pervaneye kulak verin öncelikle.

Aşkın hikayesini bülbüllere sormuş şairler.

Sormakla kalmamış gül dalına, gülün karşısına kondurmuşlar bülbülü…

Bülbül coşmuş, şakımış. En güzel nağmeleri, en güzel şarkıları dalına iliştiği güle söylemiş.

“Bülbül aşıkmış güle, gül naz eder bülbüle” diye başlamışlar.

Şairlerin duygusallığı mecazla birleştiğinde; gerçekte dikenle gülü ayırt edemeyen bülbülü körkütük aşık ettirmişler güle.

Bülbül’ün yanık, içli, feryat ve figana oldukça uyan şakıması mest etmiş eline kalem alanları… Aşkı dökmüşler kağıtlara o şakımadan aldıkları ilhamlarla sabahlara kadar şairler.

Bülbülün feryadına aldırmış, kanmış, yanmış aşıklar.

Oysa aşkın hikayesini en iyi kim bilir, bilir misiniz?

Pervane!..

Pervane aşk için gözü kapalı, gözünü kırpmadan atıverir kendini ateşe.

Yanacağınızı, kavrulacağınızı bile bile atar mısınız kendinizi alevlerin içine?

Pervane tabiatına sahipseniz düşünmezsiniz bile.

Pervane aşka tam bir sadakatle bağlıdır. Karşılık beklemez. Aşkın pazarlığını yapmaz. Kriterler ileri sürmez. Elektrik alıp almayacağına aldırmaz. Aşkını taşıtmaz, Aşkı sorgulamaz.

Pervane hilesiz, lekesiz, art niyetsiz, tertemizdir bu yolda.

Onun içindir ki, kalbine o sevda Yaradan tarafından yerleştirilmiştir. Öyle olunca da, baştanbaşa sevgi ve sevda kesilmiştir pervane…

Ne bülbül gibi feryadını, figanını eşe-dosta, bilene -bilmeyene duyurur!…Ne de konacak bir gül dalı arar kendine!…

Bülbül, aşkın sarhoşu olmaya meylettiğini, aşkın yolunda yürümek üzere olduğunu anlatır durur.

Pervane ise ezelden aşkın sarhoşudur. Kendini bildi bileli de, aşk yolunun yolcusudur.

Sevdiğine doğru yol alırken ben geliyorum demez!… Duyduk duymadık demeyin, ben sevdiğime gidiyorum diye kimselere seslenmez. Şu günde, şu saatte yola çıkıyorum diye haber de vermez..

Yollara haberciler çıkarmaz.

Aşkın bugünkü tabiriyle reklamına girmekten imtina eder!…

Çünkü onu seven ve bekleyen, yalnızca onun için geldiğini bilir…

Kalbinin ve ruhunun aşktan ibaret olduğunu bilir.

Pervane hiçbir şey düşünmeksizin yüreğindeki ateşle, uçarak gider ateşe…

Ateşe atladığında hamlığı biter, pişmeye başlar…

Ateş onu kavurduğunda pişmesi bitmiş, yanmaya başlamıştır.

Hz. Pir’in hamdım, piştim, yandım sözüne nişane olur, bütün sessizliği ile.

Aşkın hikayesini onun için pervanelere sormak gerek.

Aşkın hikayesini öğrenmeyi gerçekten istiyorsanız, bülbüllere değil, pervanelere sorun.

Hz. Pir, Mesnevisinde bu konuda şöyle diyor, “Aşkın hikâyesini, durmaksızın feryâd eden bülbüle değil. Sessiz sedasız can veren pervanelere sor.”

> Yeni Meram >Yazarlar > Aşkın hikayesini bülbüle değil, pervaneye sor!..
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yeni Meram'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ MERAM veya yenimeram.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.