YAZARLAR

■ İçini dışından daha çok süsle! Dışın halkın için Hakkın baktığı yerdir. (Hz. Mevlana)

Hak ve hukuk dün olduğu gibi , bugün de en çok tartışılan konudur. Dahası giderek sorunlar yumağına düşen bu algı ve olgunun tartışması yarınlarda da sür-git devam edip gidecek. Zira tarafların savları da kendilerince haklı, tıpkı
Nasrettin hocanın öyküsü gibi…

Ünlü gülmece ustası ve düşünür Nasrettin Hoca, Konya- Akşehir’de kadınlık görevini yürütürken bir hemşerisi davacı sıfatıyla gelir ve şikâyetini anlatır. Hoca konuyu en ince ayrıntısına varınca dek irdeleyip karara varır;
“Sen haklısın!”
Davacı huzurdan sevinerek ayrılır. Ardından
davalı gelir. Savunmasını dilinin döndüğünce yapar. Hoca yine kararını verir;
“Sen de haklısın!”
Hocanın kâtibi şaşırır;
“ Hem davasını hem de davalıyı haklı çıkardın, bunun hikmeti var mı? Hem davalı, hem de davacının birlikte, haklı oldukları acaba nerede görülmüştür?”
Hoca gülümseyerek kâtibine döner ve der ki;
“Ne desem bilmem sen de haklısın galiba”

■ Haksızlığın karşısında susan dilsiz şeytandır. (Hadis-i Şerif)
■ Haksızlıklara baş kaldırmayanlar, onlardan gelecek her türlü kötülüğe katlanmalıdır.
(Hz. Ali)

Çok yönlü kavram olan hak üzerinde fikir birliğine varılmış kapsayıcı tanım yoktur.
Hakkı genel olarak iradeyi temel alarak tanımlayanlar olmuştur;
Hukuk düzeni tarafından tanınan bir irade gücüdür.
Kişi, başka birine kendi iradesini kabul ettirebildiği, bu iradeye göre harekete zorlayabildiği takdirde hak sahibidir.
“Hak, çıkar temeline dayalı hukuken korunan ve bundan yararlanma yetkisi tanınan çıkar.” olarak tanımlanabilirken başka açıdan b“ hukuken korunmasını istemek yetkisine sahip bulunduğumuz çıkardır” şeklinde çıkar ve iradeyi temel alarak da algılanabilmektedir.

■ “Hak, hukuken korunmasını istemek yetkisine sahip bulunduğumuz çıkardır”

■ En büyük cihad, zalim karşısında çıkıp; sen “haksızsın” demektir. (Hz. Hüseyin)
■ Arayan hakkı en sonunda bulur.
(Tevfik Fikret)

Hak sahibi olmak, bir şey yapmaya yetkili olmak ya da bir şeyi isteme demektir. Hak, sahibine bir şeyi yapabilme yetkisi verirken, başkalarına da bu yetkinin kullanılmasına engel olmama, saygı gösterme yükümlülüğü getirmektedir. Hak, insanların ya da insan topluluklarının ihtiyaçlarının karşılanması için dile getirdikleri istemlerin hukuk yoluyla düzenlenip güvenceye bağlanmasıdır.
İnsanı hak sahibi yapan yetkinin ana kaynağı genelde hukuk olabileceği gibi, sözleşme, davranış ya da istemin doğruluğu, haklılığı düşüncesi de sayılabilir.

Kul hakkında önem sırası vardır. Kul hakkının en önemlisi ana-baba hakkıdır. Tatlı dil, güler yüzle yardımlarına koşmakla, onların gönüllerini kazanmaya çalışmalıdır. Haklar, komşu hakkı, hoca hakkı, karı-koca hakkı, arkadaş hakkı, devlet hakkı sıralanır gider.
Bunun için kimseye yalan söylememeli, hîle yapmamalı, ölçü aletlerini doğru kullanmalı, işçi ücretini, alın teri kurumadan ödemelidir. Ödeme imkânı olduğu halde borç ödememek, kullandığı şeylerin ücretlerini vermemek hiyanet olur. Borcunu ödememek öyle bir felaket ki, günahı uykuda bile yazılmaya, aralıksız devam eder. Üzerinde kul hakkı bulunanın ibâdetlerinin kabul olmayacağı, Cennete giremeyeceği bildirildi. İslam bilgeleri kul hakkından çok korkmuşlardır.
O borcu ödemedikçe, insan Cennete giremez.
Kul hakkı bulunan mevtânın ruhu, göklerin üstüne yükselemez. İslam bilge ve önderleri kul hakkından, dinsel sorumluluktan, vebalden çok korkarlardı. Kul hakkı, ne kadar az olsa da, Cennete girmeye engel oluşturur.

■ Üç şey kendisinde bulunan kimse, Cennete dilediği kapıdan girecektir: Kul hakkı ödeyen, her namazdan sonra on bir kez ihlas suresini okuyan, katilini affederek ölen. (Hadis-i şerif)

■ Hak yerde kalmaz. (Anonim)
■ Hukuktan anlayanlar benden akıl sordular, hiç anlamayanlar bana akıl verdiler.
( Sami Selçuk)

Ünlü Hükümdar Kanuni Sultan Süleyman, Seyhülislam Ebüssuud Efendi’ye sordu;
“Topkapı Sarayı’nın bahçesindeki meyve ağaçlarına zarar veren karıncaların yok edilmesi dinen doğru mudur?
“Dirahta ger ziyan etse karınca
Günah var mıdır anı kırınca?”
Sorunun Türkçeye çevirisi şöyle;
(Eğer karınca ağaca zarar verir, onu kurutursa onu yok etmenin bir günahı var mıdır?)
Seyhülislam Ebüssuud Efendi Hükümdarın bu sorusunu iki dizelik şiirle yanıt verdi;
“Yarın Hakkın divanına varınca,
Süleyman’dan hakkın alır karınca…”

■ Hükümdar haksız olarak bir köylüden yumurta alırsa, adamları köylünün bütün tavuklarını alır. (Sadi)
■ Vardığın yeri pak et, Yediğin lokmayı hak et. (Hacı Bektaş ı Veli)

Hukuk, toplumun genel yararları ya da
bireylerin ortak iyiliğini sağlamak amacına dönük konulan kamu gücüyle desteklenen kural, hak ve yasalar bütünüdür. Daha yaygın bir tanımıyla hukuk, adalete yönelmiş toplumsal yaşama düzenidir.

Hukuk sözcüğü Arapça “hak” kökünden gelir ve hak bunun çoğulu olarak bilinir. (galat-ı meşhur). Arapçada “hak” kelimesinin çoğulu “ah’kak”tır. Türk Dil Kurumu’na göre hukuk sözcüğü “Toplumu düzenleyen ve devletin yaptırım gücünü belirleyen yasaların bütünüdür”. Bunun dışında hukukun “haklar” anlamı vardır. Mecazi anlamda ise, ahbaplık, dostluk bağlamında da kullanılır
Hukuk dönemden döneme değiştiğinden tam anlamıyla bir tanım yapılamadı.

Kant’ın öne sürdüğü sav hayli ilginç;
“ Hukukçular tam tanımını aramaktadırlar”
Günümüzde onay gören tanım ise şöyle;
“Belirli zamanda belirli bir toplumdaki ilişkileri düzenleyen ve uyulması devlet zoruna (müeyyide) bağlanmış kurallar bütününe hukuk denir”.

Bilimsel disiplin olarak hukuk, kendi içinde ikiye ayrılır;
Genelde hukukun kişiler arası ilişkileri konu alan bölümüne Özel Hukuk; kişiler ile devlet ya da devleti oluşturan kurumlar arası ilişkileri düzenleyen bölümüne Kamu Hukuk adı verilir. Bu Roma hukukundan esinlenen çerçeveyi yansıtır. (ius privatum-ius publicum)
Özel Hukuk; Medeni Hukuk, Ticaret Hukuku ve Devletler Özel Hukukunu içine alır.
Kamu Hukuku; Anayasa Hukuku, Ceza Hukuku ve İdare Hukuku başlıca alt dallarıdır.

> Yeni Meram >Yazarlar > ‘Arayan Hakkı Sonunda Bulur’
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yeni Meram'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ MERAM veya yenimeram.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.