YAZARLAR

Önce bir menkibe;

Bir terzi Hz. Alaeddin Konevi’yi ziyarete geldi. Oturup söyleştiler. Terzi bir ara sordu;

“Efendim, Hz. Azrail geldikten sonra tövbe etsek kabul olur mu?”

Bu kez Hz. Konevi sordu;

“Senin mesleğin nedir?”

“Terziyim efendim.”

“Peki terzilikte en kolay şey nedir?”

“Kumaş kesmektir.”

Ne zamandan beri kumaş kesiyorsun?”

“Yirmi yıldır.”

“Pekâlâ, ölüm meleği ruhunu almaya geldiğinde kumaş kesebilir misin?”

Terzi düşündü, sonra yanıt verdi;

“Hayır, o kritik anda mümkün değil”

“Yirmi yıldır yapmakta olduğun bir şeyi o kritik anda yapamazsan, hiç yapmadığın bir şeyi nasıl yapabilirsin, bu mümkün mü?”

Adam ikna olmuştu…

“Haklısınız hocam”

“Öyleyse tövbeyi son nefese bırakma… Şimdiden yap ki ağzın alışsın. Ölürken de zor gelmesin.

Hz. Alaeddin Konevi bir gün de şöyle konuştu;

“Allahü teâlânın emirlerine uyan bir mümine, ölümden daha sevinçli bir şey olmaz… Çünkü ölüm, dostu dosta kavuşturan bir köprüdür!”

***

Alâeddin Konevi, fıkıh, kelâm, tefsîr, usûl ve edebiyat bilginidir ve asıl Adı Ali Bin İsmil Bin Yusuf el-Konevi’dir; 1270’de Konya’da doğdu. 1328’de Şam’da vefat etti.

Hz. Konevi doğduğu yer olan Konya’da yetişti; 1293 yılının başında Şam’a gitti. Burada kimi bilginlerden dersler aldı, fıkıh, kelâm ve tefsirde yüksek bir dereceye erişti.

Hocalarından icazet aldıktan sonra Şam’da İkbaliye Medresesi’nde ders vermeye başladı. Sonra bu görevinden ayrılarak Kahire’ye gitti. Bu sırada çok yoksuldu. Kimseye ihtiyacını belli etmedi. Bu ekonomik durumu Şerifiyye Medresesi’nde müderris olup Selâhiyye Dergâhı’nın idaresi kendisine verilinceye kadar devam etti. Aynı zamanda tasavvuf ile de meşgul oldu. Çok düzenli bir yaşamı vardı. Öğleye kadar ilim ile meşgul olur ve namaz kılardı. Öğle vakti biraz yemek yer, sonra bir arkadaşını veya bir hastayı ziyaret eder ya da birisine yardımcı olmak için evinden çıkardı. Günün gerisini ibadet ile geçirirdi.

Hz. Alâeddin Konevi, hareketlerini tümden Hz. Peygamber’e uyarlamaya çalışırdı. O’na saygı göstermek için öğrenicilerini uyarır ve onları sık sık denetlerdi;
■ Hz. Peygamberin adı geçtikçe salat ve selâm getirmek.
■ Efendimiz ziyâret edildiğinde kabr-i şerîfinin yanında sesi yükseltmemek.

■ Resûlullah’ın haremi olan Medîne-i münevvereye saygıda bulunmak, orada yasaklanan şeylerden sakınmak ve Medîne-i münevvere ehline ikrâmda bulunmak.
■ Resûlullah efendimizin mübârek sözlerinden ve işlerinden bildirilen bir şeyi, O’nun şânını hafife alacak bir şey ile mukâbele etmemek. Mesela Resûlullah sallallahü aleyhi ve sellem falanca şeyi severdi denince, hâlbuki ben onu sevmem dememek.
■. Kur’ân-ı kerîmin ve hadîs-i şerîf kitaplarının üzerine, başka her hangi bir kitap veya herhangi bir ev eşyâsı koymamak.
■ Allahü teâlânın ism-i şerîfi veya Resûlullah efendimizin mübârek isimlerinin bulunduğu bir kâğıdı atmamak. Böyle kâğıtlar yırtılmaz. İslâm harfleri ile yazılı olan kâğıtlara da hürmet etmek lâzımdır. Bunları temiz bir beze sardıktan sonra çiğnenmeyecek yerde toprağa gömmek veya yakmak lâzımdır.
Büyük bilgin Hz. Kemâlüddin Udfevi

Hz. Konevi hakkında şöyle demektedir;
“O, zamanının en büyük âlimlerinden idi. Tasavvufun temel bilgileri onunla kuvvet buldu; Otuz yıla yakın Mısır’da kaldı. Bilim insanlarına çeşitli ilimlerin inceliklerinden çok şeyler öğretti. Evinden, sabah vakti gelince huzurlu biçimde çıkar, öğrenicilerine öğleye kadar din ve toplumsal içerikli dersler verirdi.”

> Yeni Meram >Yazarlar > ALAEDDİN KONEVİ
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yeni Meram'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ MERAM veya yenimeram.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.