YAZARLAR

■ İki şey akıl hafifliğini gösterir. Söyleyecek yerde susmak, susacak yerde söylemek.

■ Akıl yeryüzünden kalksa bile, hiç kimse akılsız olduğuna inanmaz.
***
Çözüm sürecinde bir “akıl-akil” tartışmasıdır sür-git devam edip gidiyor.

Arapça kökenli Akil’in sözlük anlamı “akıllı” demektir; akil “aklı eren” bağlamında da kullanılıyor. Kimi sözlüklerde daha geniş açıdan yaklaşılıyor;

“Gerek deneyimi, gerek bilgisi, gerek de yaşı itibariyle belirli bir alanda sözü dinlenen, otorite durumunda olan, yaklaşım ve çözüm önerilerine değer verilen, sayılıp, sevilen, uzman ya da duayen kavramından farklı olarak içinde “kamil insan” kavramını da barındıran kişidir.”
Akil adam kimilerine göre bilim adamları, sosyologlar, politikacılar, yazarlar, sanatçılar; bazılarına göre din adamları; yine kimilerine göre ses ve sahne sinema sanatçılarıdır. Açıyı daha da genişletmek olanaklıdır;

Yakınlarında öne çıkmış kişiler milliyetçiler, liberaller, Kemalistler, Kürtçüler, solcular, radikaller; gazete yazarları; popüler kanaat önderleri ve siyaseten nüfuz sahibi olan kişiler. Kısacası “Akil Adam” göreceli terim ve herkes için değişik anlamlara gelebiliyor.
“Ne akilim ne divane

Gel gör beni aşk neyledi.”

Akıl deyince anımsadım. Dünya tarihinde

Akıl çağı, diye bir değerlendirme vardır;

Felsefede, 17. yüzyılın ikinci yarısında başlayıp, 19. yüzyılın ilk yarısına dek uzanan ve her alanda aklı temele alan Aydınlanma çağına “ akıl çağı “ denilmektedir.

Akil adamlar Komisyonunda görev alanları beğenenler de var, beğenmeyenler de; doğru deyenlerde var değil deyenler de! Daha işin başında bölünmüşlük yaşandığı yadsınamaz.

Daha bismillah eleştiri yağmuruna tutanlara karşı taraf “önyargılıdır” değerlendirmesi yapıyorlar, hatta kimileri “dağ fare doğurdu” diyor. Oysa peşin yargılı olamadan bir süre beklemek ve görmek gerekiyor;

Bir yaya ile değil, yolda karşılaşmışlar, yaya olan, eşeğe binmişe sormuş:
“Hemşerim, sen ne iş yaparsın?”
“Ben aklın gereği neyse onu yaparım!”
Neler yaptığını anlatınca yaya sormuş;
“Sen gerçekten akıllı mısın?”
“Kuşkun mu var?”
“Var ya, eğer akıllı adamsan, şu çuvalı eşeğin bir tarafına yüklemezsin!”
“Bu çuvalın içinde buğday var, değirmende öğütmeye gidiyorum, çuvala doldurdum, eşeğe yükledim.”
“Sen akıllı olsaydın, buğdayı ikiye böler, eşeğe öyle yüklerdin, dengeyi sağlardın!”
***
Konu ciddi olmasına ciddi, umutsuzluk bulutlarını dağıtmak için yazıya son noktayı bir öykü ile koyalım;

Bir adam telaşla Yeşilköy’den tam uçağa bineceği sırada aniden tok bir ses kulağında yankılanmış;
“Binme, bu uçak düşecek!”
Uçağa binmekten vazgeçip tren bileti almak için Haydarpaşa’ya koşmuş; bu kez de yine aynı ses yankılanmış;

“ Sakın trene binme Pendik’te raydan çıkacak!”
Hayırdır inşallah, deyip son çare olarak otobüs bileti almak için yıldırım hızıyla Harem’e koşmuş koşmasına da yine aynı

sesin engellemesiyle karşılaşmış;

“Binme, frenleri patlayacak!”
Oradan oraya koşmaktan yorgun düşen adam öfkeyle geriye dönüp sormuş
“Kimsin sen?”
“Ben senin akıl meleğinim!”
Aldığı yanıt karşısında çılgına dönen yorgun argın adam adeta isyan etmiş;
“Ben siyasete atılırken nerelerdeydin?”

BİR DAMLA:

■ Akıllı bir kimse, düşmanından da akıl öğrenmeyi ihmal etmez.

> Yeni Meram >Yazarlar > AKIL-AKİL
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yeni Meram'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ MERAM veya yenimeram.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.