YAZARLAR

Bir Selçuklu Sultanı Mevlana’yı ziyarete gelmişti. Çevresindekilerin ona olan derin saygılarını görünce konuştu;

—Efendi Hazretleri sizin sultanlığınız bizim sultanlığımızdan ileridedir!

Mevlana’nın yanıtı bir kıssadan hissedir;

—Öyledir, sizin sultanlığınız dünyada biter, bizim sultanlığımız ahirette başlar.

Papazın biri pazarda alışveriş sırasında çetin pazarlık yapıyordu.

Satıcı esnaf arkalarından söylendi;

— Bunlar ne cimri adamlar!

Mevlana, satıcıyı uyardı;

—Papazın arkasından böyle konuşma. Onlar senin dediğin kadar cimri değiller. Aksine çok cömert insanlar. Baksana onlar Kur’an’ı, İslam’ı, cenneti size bırakmışlar, bundan daha büyük cömertlik olur mu?

Güzel sesli bir hafız Kur’an okuyordu. Kulağına gelen bu güzel sesten duygulanan Hz. Mevlana da gözyaşlarıyla dinliyordu. Bu sırada elini ağzına kapayarak esneyen uykulu adam, Mevlana’nın bu gözyaşlarına bir anlam veremedi ve sordu;

—Efendi Hazretleri niçin ağlıyorsunuz, ağlanacak bir şey mi var ortada?

Hz. Mevlana esneyen adama anlayacağı dilden yanıt verdi:

— Güzel sesli hafızlardan gelen Kur’an sesi bana, cennet kapısının açılış sesi gibi geliyor da ondan.

Esneyen uykulu adam da başını sallayarak yanıt verdi:

—Bana da öyle, cennet kapısının açılış sesi gibi geliyor.

Hz. Mevlana sözü gediğine koydu;

— Senin duyduğun ses, cennet kapısının açılış değil kapanış sesi olmalıdır. Çünkü dedi, açılış sesi gözyaşı döktürür, kapanış sesi uyku hali getirir.

Şems-i Tebrizi’den halk ve öğrencileri şikâyetçi oldu Mevlana, öğrenicileriyle yürürken kemik yiyerek yavrularını emziren bir köpek görünce durdu ve şöyle konuştu;

—Durumu şu gördüğümüz tablo ne güzel izah ediyor. Bu yavrular, şu koca kemiği yemeye kalksalar inci gibi dişleri çıtır çıtır kırılır, helak olurlar. Anne güçlü dişleriyle kocaman kemiği rahatça kırıp yiyerek süte çeviriyor ve yavrularına bir gıda olarak sunuyor. İşte Şems’in sözleri de bana o kemik gibidir. O sözleri ancak hazmederim, sizleri o sözlerle beslerim. Siz Şems’in kemik gibi sözlerine değil, benim süt gibi yorumlarıma kulak verin, o sözleri benden dinleyin! Anlamadığınız sözlerin aleyhinde olmayın.

Bir ara rahatsızlanan Mevlana, ‘Artık gitme zamanı geldi!’ diye söyleniyordu.

Eşi bunu duyunca dedi ki;

— Ne gitmesi, ağzını hayra aç, Rabb’imiz sana daha yüzlerce yıl ömür versin.’

Eşinin bu sözleri karşısında sesini yükselten Mevlana uyarıda bulundu;

— Firavun muyuz, Nemrut muyuz ki yüzlerce yıl ömür? Dünya hapsinden kurtularak Sultan-ı Enbiya’nın meclis-i münevverine davet edilmeyi her an müjdeli bir haber gibi bekliyoruz. Bizi burada kalmaya razı eden tek şey, istidadı olanlar için yapmaya çalıştığımız iman hizmetinden başkası değildir. Yoksa bu imtihan dünyası oraya nispetle tercih edilerek kalınacak bir yer değildir.

BİR DAMLA;

Yol kenarında oynaşan köpekleri gören biri konuştu;

— Şunlara bak ne kadar da birbirlerini seviyor, oynaşıyorlar.

Mevlana bir anımsattı;

—Sen onların içine bir kemik at da gör birbirlerini ne kadar sevip saydıklarını!

> Yeni Meram >Yazarlar > AHİRET VE DÜNYA
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yeni Meram'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ MERAM veya yenimeram.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.