YAZARLAR

Gazetecilerin iki bayram var, diye övünecek halimiz olmadığı besbellidir.

Basın Bayramı, sansürün kaldırılmasının yıl dönümünde kutlanmaktadır. Ancak, örtülü sansür olanca hızıyla sürdüğünden yayın organları tam anlamıyla özgürdür, demek abesle iştigaldir. Ceza Yasası’ndaki kısıtlamalar, Manipulasyon başta olmak üzre distortion , News Management , Misinformation Disinformation gibi dayatmalarla, sansür uygulamalarından arınmış değiliz.

Basın özgürlüğünün erozyona uğradığı günümüzde, tarihin sayfalarını çevirelim;

Gazetelerimiz ilk kez, 25 Temmuz 1908 sabahı sansürsüz yayınlanmışlardır.

Yayın organları, dört satırlık resmi bildiriyle Meşrutiyet’in ilan edildiğini, Anayasa’ya göre seçimlerin yapılacağını duyurdular.

II. Meşrutiyetin ilanıyla basınımızda sansür uygulaması şeklen kaldırılmıştır.

“Reval Mülakatı” ile Rumeli topraklarının taksim edilmesi kararı üzerine özgürlükçüler hürriyeti ilan edince II. Abdülhamit zorunlu olarak Kanuni Esasi’yi yürürlüğe koymuştur.

***

Basında çalışanlarla çalıştıranlar arasındaki ilişkilerin düzenlenmesine dönük 5953 sayılı 13 Haziran 1952 tarihli yasada, 212 sayılı yasayla yapılan değişikliklerin 10 Ocak 1961 tarihinde yürürlüğe girmesi Çalışan Gazeteciler Bayramı olarak kutlanmaktadır.

İşten çıkarılan gazeteci sayısı giderek artarken, üstüne üstlük elverişsiz koşullar ortada iken “Çalışan Gazeteciler Bayramı” algısı artık erozyona uğramış durumdadır.

Bayrama gerekçe oluşturan ve çağdaş anlamda bir düzenleme sayılan 212 sayılı yasa günümüzde işlerliğini yitirmiş, adı var kendi olmayan bir yasa konumuna gelmiştir.

1961 yılında 5953 sayılı yasa,1961 yılında 212 yasayla değiştirilmiş, bir dizi yeni haklar getirilmiş, çağdaş düzeyde uygulama olarak heyecan uyandırmıştır. İşe iyi niyetle başlanmış, önce yasa uygulanmış; ancak daha sonra rafa kaldırılmıştır.

İşte böyle bir uygulama ve ruh haleti içinde Çalışan Gazeteciler Bayramı sözde kutlanmaktadır, acı mı, acı!

Birlik ve beraberlik bilinci zedelenmiş bir basın sendromu yaşanmaktadır. Her önüne gelenin “gazeteci” olarak takdim edildiği bu karmaşada ahde vefa kavramı buzdolabına kaldırılmış, büyüğün küçüğe sevgisi, küçüğün büyüğe saygısı, kalmamıştır.

Kimileri de “her dönemin adamı olma” rolüne soyunarak gemisini kurtaran kaptanlığı ilke haline getirmişlerdir. Oysa katılımcı ve çoğulcu demokrasilerde, basın yargı, yasama ve yürütme erklerinden sonra 4. güçtür. Bu güç, kamuoyunu oluşturma, yansıtma, yönlendirme, eleştirme, uyarı ve hakemlik görevlerini yerine getirmektedir.

İşten çıkarılan gazeteci sayısı giderek çoğalırken, 10 Ocak Bayramı’nda hüznün egemen olması doğal karşılanmalıdır.

Çalışan Gazeteciler Bayramında her yıl olduğu gibi, yine “Vatan, Millet, Sakarya edebiyatı” gereği süslü sözcükler içeren açıklamalar yapılacak, sorunların çözümü özde değil, sözde kalacaktır.

BİR DAMLA:

■ Üç gazete, beni yüz sancaktan daha çok korkutur.
Gazete, entelektüellerin sabah duasıdır.

■ Bizi idare edenler, hükümetler ve gazetelerdir.

> Yeni Meram >Yazarlar > ADI VAR, KENDİ YOK BİR BAYRAM: ÇALIŞAN GAZETECİLER BAYRAMI
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yeni Meram'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ MERAM veya yenimeram.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.