YAZARLAR

■ Bir saat adaletle karar vermek, bin saatlik ibadetten hayırlıdır.

***

Emevi halifelerinden ömer Abdülaziz Hazretleri, Devlet Başkanlığı sırasında kul hakkı ve sosyal adalet konularında oldukça özenli davranırdı. Gece çalışmalarında ayrı işlere tahsis ettiği iki kandili vardı. Bunlardan birini kendi özel işleriyle ilgili notları yazarken, öbürünü devlet ve millet işlerine ilişkin yazışmalarda kullanırdı. Tek gömleği olan varlıksız bir kişiydi. Bir yakını elma armağanı göndermişti. O da elmayı biraz kokladıktan sonra sahibine iade etmişti. Elmayı geri götüren görevliye uyarı niteliğinde şöyle konuştu;

– Ona de ki, elma yerini bulmuştur.

Fakat görevli itiraz edecek oldu;

Rasulullah Aleyhisselâm armağan kabul ederdi. Bu elmayı gönderen de senin yakınlarındandır.

Halife yanıt verdi;

-Rasulullah?a verilen armağandı. Bize verilen armağanlar ise rüşvet olur.

***

Halife ömer Abdülaziz Vali maaşlarının en yüksekten ödenmesini emretti, nedenini de şöyle açıkladı;

-Valiler, para sıkıntısı çekmez bütün ihtiyaçları karşılanırsa, kendilerini halkın işlerine vakfederler.

***

Halifenin yanına gece bir konuk geldi. Kandilin yakıtı tükenmişti. Konuk kişi bir öneride bulundu;

Hizmetçiyi uyandıralım da kandilin yağını koyuversin.

– Hayır, bırak onu uyusun. Ben ona iki ayrı işi yaptırmak istemem.

-Kalkıp kandile yağı ben koyayım.

-Uygun değildir; konuğa iş gördürmek yiğitlikten sayılmaz.

Kendisi kalktı, kandilin yağını koyup yerine döndü ve şöyle konuştu;

-Ben kalkıp iş yaparken de ömer?dim; gelip oturdum, yine aynı ömer?im.

***

ömer Abdülaziz, iki buçuk yıllık halifelik döneminde Islâm dünyasında adaleti egemen kılmıştı. Büyük dedesi Hz. ömer gibi adalet ve basiret sahibiydi. Henüz kırk yaşlarında iken onu çekemeyenler tarafından bin dinar altın para karşılığında hizmetçisi eliyle zehirlenmişti. Hizmetçi suçunu itiraf ettiğinde, ömer Abdülaziz, paraları adamdan alarak devlet hazinesine koymuş, kendisini serbest bırakmış, öldürülmekten kurtulması için de kaçmasını söylemişti.

***

Zalim bir Vali vardı; bir gün adamlarını göndererek Hasan Basri Hazretleri?ni yakalatmak istedi. O da bir vakit ders verdiği Habib-i Acemi Hazretleri?nin kulübesine gelip saklandı. Valinin adamları kısa bir süre sonra kulübeye ulaştılar, sertçe sordular;

– Hasan Basri?yi gördünüz mü?

Acemi Hazretleri sakince yanıt verdi;

– Evet!

Tekrar sordular;

– Nerede?

– Işte şu kulübemde.

Adamlar kulübeye daldılar; fakat bir türlü Hasan Basri Hazretleri?ni bulamadılar. Dışarı çıkınca da şeyhi tehdit etmeye başladılar.
-Ya şeyh, niçin yalan söylüyorsun?

-Ben yalan söylemedim, siz göremediniz!

Bunda benim suçum ne ola ki?

Valinin adamları yeniden kulübeye girdiler aradılar, taradılar; fakat yine bulamadılar.

Onlar gidince, Hasan Basri Hazretleri Habib-i Acemi?ye sitem etti;

-Biliyorum ki Rabb?im senin hürmetine beni onlara göstermedi. Fakat yerimi niçin söyledin, hocalık hakkı yok mudur?

Habib-Acemi, ikinci doğruyu dile getirdi;

-Sizi bulamamaları benim hürmetime değil, doğru söylediğimizdendir. çünkü bilirsiniz ki, doğruların yardımcısı Allah?tır. Eğer yalan söyleseydim, sizi de beni de alıp götürürlerdi.

BIR DAMLA:

■ Adaleti çiğneyen devlet adamlarını cezalandırmayan milletler çökmek zorundadır. ■ Adalet güzeldir. Fakat devlet büyüklerinde olsa daha güzeldir.

> Yeni Meram >Yazarlar > ADALET VE TEVAZU
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yeni Meram'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ MERAM veya yenimeram.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.