YAZARLAR

■Bârgâh-ı adli vîrân eyleyenler âlemin

Başına zindan eder dünyayı âbâd etse de

***

CMK’ daki düzenlemeler nedeniyle, ortalık yine karıştı ve “adalet” bir kez daha tartışılmaya başlandı. Siyasal aktörlerden ve partilerden değişik görüşler yansıyınca ortalık toz duman oldu. Yargıtay Başkanı Gerçeker rest çekti;

Binlerce dosya incelenmesi için sıra bekliyor. Hodri meydan gelsinler, kendileri yapsınlar!

Dumanlı havada adalet kavramını bir başka açıdan gündeme getirmek istiyoruz.

Kadim ve sevgili dostum Sayın Turgut Özakman’ının her yapıtı ses getiriyor. Örneğin, “Şu Çılgın Türkler” Ülkeyi ayağa kaldırdı, okunma rekoru kırdı. Şimdi sıra

Bilgi Yayınevince piyasaya verilen “Cumhuriyet Türk Mucizesi-2”dedir.

Yapıtın en önemli yansıması Atatürk ve döneminin adaleti siyasete karıştırmamak için gösterdiği çaba, iyi niyet ve özendir;

■ Siyaset mahkeme salonuna girerse adalet oradan çıkar.

Günümüzde kimi davaların “siyaset”

eksenli olduğu iddiaları tartışılmaktadır.

■Yargılamadan önce anlamaya çalışın!

Sevgili Özakman’ın “Cumhuriyet Türk Mucizesi- 2” kitabında, adalet- siyaset ilişkisi ile Atatürk’ün “adalet” anlayışını yansıtan önemli satırlar yer almaktadır.

■ Maraş Valisinden Ağustos /1935’de

Hükümete bir şifre gelir;

“Suriye ’den gelen Yahya adında biri, Üzeyir adındaki vatandaşın ihbarı üzerine yakalanmıştır. Yahya’yı ve arkadaşlarını Ürdün ’de yaşayan asi Ethem’in kardeşi Reşit Bey yollamıştır; Atatürk’e suikast hazırlanmaktadır.”
İhbarı yapan Üzeyir’in, Urfa Milletvekili Ali Saip Ursavaş’ın suikast düzenleyicisi olduğunu belirtmesi Atatürk’ü üzer.

Ali Sahip, Meclis kürsüsünden konuşur;

– Töhmet altındayım, hâkime gönderin.
Suikast Davasında Savcı Baha Arıkan, iddianamesini şöyle bağlar;

Davayı önünüze getirirken elimi vicdanıma koymuştum. Şimdi yine elim vicdanımın üstünde, karşınızdaki sanıklar Atatürk’ü, şahsında toplanan Cumhuriyet’i yıkmak istemişlerdir. Bu bir hakikattir. Sizler hakikati görecek ve icabını yapacaksınız. Sanıklar 168. madde uyarınca cezalandırılmalıdır.”

Savcının “idam” isteğine karşın mahkeme sekiz sanığa da beraat kararı vermiştir;
1.Suçu kabullenme, maddi delillerle belgelenmedikçe bir kanaat veremez.
2. Oysa bu davada sanıkların ikrarı maddi kanıtlarla belgelenmemiştir.
3. Sanıklar baskı ve işkence altında itiraflarda bulunduklarını söylemişler ve bunun aksi sabit olmamıştır.
4. Olayların akışı sanıkların itiraflarının doğru olmadığını göstermiştir.
5. İtiraflardaki tutarsızlık mahkemenin vicdani kanaat edinmesini sağlamamıştır.”

Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri Hasan Rıza Soyak, Atatürk’ün kararı nasıl karşıladığını, not defterine şöyle düştü:
■ Atatürk, memleket menfaatlerine ve rejime bağlılık hususunda kimseden geri kalmadıkları şüphesiz olan mahkeme heyetinin kararını, şahsi duygularına göre değil, vicdani kanaatleri altında kanun hükümlerine uygun olarak vermiş olmalarından memnunluk duydu.

BİR DAMLA:

Devlet ve Hükümetin başında görev alanların önemli niteliği “adil” olmalarıdır.

“Adil olmak” la, “adalet” eş anlamlıdır. Geçmişte yedi düvele hükmeden büyüklerimiz hep aynı öneride bulundular;

Adil olunuz, adaletten ayrılmayınız!

> Yeni Meram >Yazarlar > ADALET VE SİYASET:
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yeni Meram'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ MERAM veya yenimeram.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.