YAZARLAR

"Adalet Mülkün Temlidir" - Rıdvan Bülbül - Yeni Meram Gazetesi

Hitit Kralı yargıçlara çağrıda bulunuyor;
   “…Bey için iltimas yapmasın, erkek kardeşine, kız kardeşine, arkadaşına iltimas yapmasın. Hiç kimseden rüşvet almasın. Haklı bir davayı kaybettirmesin, haksız bir davayı da kazandırmasın. Doğru ne ise onu yapsın.”

***
Aradan dört bin yıl geçmesine karşın çağrı bugün de işlerliğini korumaktadır. Ne zaman dara düşülse, zorluklar ve açmazlar olsa hep “adaletin ipine” sarılır, her yerde “adaleti” ararız. Tıpkı Sinoplu Diyojen’in güpegündüz elinde fener “ adam gibi adam” aradığı gibi.


Adalet deyince de akla gelen ilk isim
Hz. Ömerdir; “ Allah, herkese Hazreti Ömer adaleti nasip etsin!” Bir anlamda Hz. Ömer adaletin simgesidir. Ünlü özdeyişi aradan geçen bunca süreye karşın hiç eskimemiştir;

■ Adalet mülkün temelidir.

Hz. Ömer, Devlet Başkanlığı sırasında kul hakkı ve sosyal adalet konusuna büyük özen gösterdi.  Örneğin, gece çalışmaları için iki ayrı kandili vardı. Bunlardan birini özel işleri konularındaki notları değerlendirmede, diğerini de devlet ve millet işleriyle ilgili yazışmalarda kullanırdı. Özel işlerine ilişkin notları yazarken kullandığı kandilin yağ masrafını cebinden öderdi. Ziyaretine gelen konuğu ile söyleşirken kandilin yakıtı bitti.

Aynı zamanda yakın dostu da olan konuğu

“Hizmetçiyi uyandıralım yağını koyuversin!

deyince Hz. Ömer itiraz etti; “Bırak onu uyusun. Ona iki ayrı işi yaptırmak istemem.

   Konuk bu kez değişik bir öneri dile getirdi;

“ Ben kalkıp kandile yağ koyayım!”

   Hz. Ömer bu öneriyi de onaylamadı;

“Konuğa iş gördürmek yiğitlik değildir.”

Kalktı yağı koyup yerine döndü, konuştu;

-Ben kalkıp iş yaparken de Ömer’dim; gelip oturdum, yine aynı Ömer’im.

Adalet, adalet, adalet! Adalet, herkes için, tüm kurum-kuruluşlar, rejimler, yönetimler, toplum katmanları için en büyük fazilettir.
Addison bu görüşün altını çizmektedir;
   ■ Hiçbir fazilet, adalet kadar büyük olamaz.” 

Adalet, her yerde herkes için gereklidir.
Adalete ilişkin tartışmalar her dönemde sür-git devam edip gitmektedir. Adalet deyince kuşkusuz yargı gündeme gelmektedir. Üç önemli erkten biri de (diğerleri yürütme ve yasama) yargıdır. Son günlerde, özellikle “adalet” kavramı gündeme gelmekte, buna koşut da yargı erki tartışılmaktadır.
Adalet sadece sana ve bana değil, herkese gereklidir; ekmek gibi, su gibi, hava gibi.
■ Adalet kutup yıldızı gibi yerinde durur ve geri kalan onun çevresinde döner. Adalet, ortada olmaktır. Ortadan ayrılan da adalet olmaz. Üç yerde adalet olmalıdır;
   Bir; malı ve nimeti adalet ile bölmek
  İki; Her türlü alışverişte adalet gereklidir.
  Üç; Ceza vermekte adaletli davranılmalı, yanlış yapan karşılığını bulmalıdır.
Hukuk, demokrasilerin olmazsa olmazdır.
Hukuk Devleti, tam yaşama geçmemişse, demokratik düzen de tartışılır, Hukukun üstünlüğünü kabul etmeyen toplumlar, demokrasinin kapılarını da kilitlemiş olurlar.


Dünya haritasında az gelişmiş ülkelerdeki sıkıntı da bundan kaynaklanmaktadır.
Demokratik toplum olmanın başlıca üç önemli erki vardır; yargı, yasama ve yürütme bağımsızlığıdır. Katılımcılık ve çoğulcukta basın artık 4 güç olarak telaffuz ediliyor.  Hukuk kavramının içinde güven unsuru önemli bir yer tutar. Hukuk etiksel olarak da güç kazanırsa toplumsal huzur yerine oturur.
Sıkça tekrarlanan bir söylemdir bu;
    “Roma da hâkimler var!”
Çağdaş anlayışda, hâkimler yalnız Roma’da değil her yerde olmalıdır. Adalet toplumların güvencesi ve bir tü emniyet subabıdır.
■ Bir memleket adaletle yaşar, adaletsizlikle yıkılır (Alman atasözü)
■ Adalet bilenmiş kılıçtan daha keskindir
(Latin Atasözü)

■ Bir tek kişiye yapılan haksızlık, bütün topluluğa yönelmiş tehdittir. (Montesquieu)
■ Adaletsiz rejimi adaletle yıkın!(Gandhi)


Sokrates Ölüme mahkûm edildiğinde, eşi ağlamaya başladı;

“ Haksız yere öldürülüyorsun.”
Sokrat’ın yanıtı kıssadan hissedir;
   “ Ne yani, bir de haklı yere mi öldürülseydim”

■ Kadı ola davacı muhzır dahi şahit
Ol mahkemenin hükmüne derler mi adalet. (Ziya Paşa)

Atatürk döneminin Adalet Bakanı M. Esat Bozkurt “Cumhuriyet Savcısı” unvanının isim babasıdır. Bir gün huzurda sorulmuş:
“Cumhuriyet Başbakanı, Cumhuriyet Bakanı, Cumhuriyet Müsteşarı, Cumhuriyet Valisi, Cumhuriyet Büyükelçisi olmuyor da, neden Cumhuriyet Savcısı olabiliyor?”
Bozkurt’un yanıtı bir kıssadan hissedir;
“Çünkü öyle zaman olur ki, cumhuriyeti korumak için başbakandan, bakandan, müsteşardan, validen, büyükelçiden bile hesap sormak gerekebilir. İşte o hesabı soracak olan Cumhuriyet Savcısı’dır.”


Adalete ilişkin tartışmalar başladığında düşünür B. Brecht’in sözlerini anımsarım;
■ “Halkın ekmeğidir adalet. Ekmek bol olunca tadına doyum olmaz, kıtlaşırsa tadı bozulur. Her şey birdenbire bollaşmaz ki… Bilirsiniz, nasıl bolluk doğurur ekmek Adaletin ekmeğiyle beslene beslene…
Ekmek her gün nasıl gerekliyse, Adalet de gerekli her gün, Hem o, günde birçok kez gerekli. Sabahtan akşama dek, iş yerinde,
eğlencede,  Hele çalışırken canla başla,
Kederliyken, sevinçliyken, Halkın ihtiyacı var pişkin, has ekmeğe. Adaletin ekmeği bu kadar  önemli onu kim pişirmeli, söyleyin?
Ekmeği kim pişiren? Adaletin ekmeğini de halk pişirmeli gündelik ekmek gibi; bol, pişkin, verimli.”

1900 yıl önce Roma’da köle olarak yaşayan filozof Epiktetos diyor ki: “At şarkı söyleyememekten  mutsuz mudur? Hayır koşamadığı zaman mutsuzdur. Köpek uçamamaktan mutsuz mudur? Hayır duyamadığı göremediği, havlayamadığında mutsuz olur. İnsan ancak utancını, iyiliğini, bağlılığını, adaletini yitirdiği zaman Tanrının onun ruhunda yarattığı Tanrısal özellikler yok olduğu zaman mutsuzdur”
■ İspanya Kralı sormuş;
“Adalet mi üstündür, yiğitlik mi?”
   Bilge yanıt vermiş;
“Adalet olsaydı yiğitliğe gerek kalmazdı.”—
Her zaman her yerde siyasal aktörler, yargıya müdahale etmeyi denemişlerdir.
Örneğin İtalya’da Mussolini’nin çıkardığı  “zorunlu göç yasası” faşizmden demokrasiye geçilmesine karşın güneydeki yoksul insanların kuzeydeki zengin bölgelere gelmesini önlemek için yerinde dururken başvuru üzerine Anayasa Mahkemesi yasayı iptal eder. Ancak, ne var ki, Başbakan De Gasperi, ihtiyaç olduğunu öne sürferek  yasayı  yeniden Meclis’e getirir. Mahkeme Başkan Prof. Nicola görevinden istifa eder; gerekçesini açıklar; “Gereksiz yargı organının başında olmaktansa sıradan vatandaş olmayı yeğlerim!” Başkanın istifasını üyelerde izleyince Başbakan, başkandan özür diler, tasarıyı geri çeker.

Ünlü “Roma’da hâkimler var” sözü bu direnişi üzerine söylene gelmektedir.


■ Faslı eylemci 1966’da Fransa’da öldürülür. Adalet Bakanı sorguyu yapacak yargıçtan soruşturmanın çabuklaştırılmasını ister. Yargıç olayı Le Monde gazetesine yazar. Fransa’da kıyamet kopar ve Bakan istifa eder gider. Çabuklaştırma isteminin baskı unsuru olarak sayıldığı ortadadır.


■ Adalet kuvvetli, kuvvetler adil olmalıdır.

(Blaise Pascal)
■ Adalet, insan topluluğunun kutsî bağıdır. (Guozıt)

> Yeni Meram >Yazarlar > “Adalet Mülkün Temelidir”
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yeni Meram'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ MERAM veya yenimeram.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.