YAZARLAR

Ömürleri de kısacık.

Onca acıyı, hüznü, kederi minik yüreklerinde herkesten saklayarak çektiler.

Onların insanlardan gördükleri eziyetler bitmeyecek daha da artarak sürecek. Sokakta buldukları yavru kediyi önce acıyarak evlerine alıyorlar.

Günler haftaları, haftalar ayları kovalıyor. Ev halkı alışıyor, evin babası onu çocuklarından ayırmıyor. Annede ve çocukta bulunan alerjinin nedeni kedidir diyerek evden uzaklaştırmaya karar veriyorlar.

Başına geleceklerden habersiz masum kedicik için en kolayı bakımevidir.

Bir türlü anlatamadığımız, bundan sonra da anlamayacaklarından emin olduğumuz insanlara ısrarla:

-Kedilerin özellikle ev kedilerinin bakımevlerine getirildiklerinde hayata küstüklerini, yaşamak istemediklerini, üç beş gün içinde ölümü seçtiklerini anlatır, yine de kedilerini bırakıp, arkalarına bile bakmadan gitmelerini hüzünle izlerdim. Bu sefer çok değerli öğretmenimiz Zahide Parlak‘a vermeyi düşündüm. Babası ile birlikte otuza yakın sokak kedisine bakan, sahipsiz, yalnız, aç, susuz dolaşan yaşadığı sokağa gelen bütün köpekleri doyuran, onların acıları ile ağlayan, tok karınla sevgiyle bakan o badem gözlerde mutluluğu bulan, insan olarak yaratılmanın erdemini içinde, yüreğinde taşıyan bu öğretmenimize ulaştım. Daha önce de kendisine barınağa gelen ama bir türlü sokaktaki özgürlüğünden kopamayıp, çok zayıflayan birkaç kedi göndermiş ve onların hayata küsmelerini önlemiştik.

Her zamanki yufka yüreği ile Paşa’ya sahip çıktı. Onu yanında yatırdı, omzunda uyuttu.

Tam üç gün boyunca beni çok sıklıkla arayarak Paşa’nın umutsuzluğunu anlattı.

Artık Paşa’dan vazgeçen ailesi ise onu görmek istediler.

Beşinci gün kendisini terk eden aileyi gördü ve aradan bir gün bile geçmeden aşırı stresten kasılarak mide kanaması geçirip, kan kusarak öldü.

İşte insanlara, kendisini insan zannedenlere anlatamadığımız bu;

Çocuğunu yuvaya bırakıyor, çocuk yaşıyor.

Çocuklarının huzur evine terk ettikleri yaşlılar da yaşıyorlar. Ama sahibi tarafından terk edilen kedi asla bakımevinde ya da bir başka evde yaşayamıyor.

O nankör dedikleri inceliğini, zarifliğini, duygusallığını hiç anlamadıkları bu canlı, terk edilmenin acısıyla ölümü seçiyor.

Aldıkları canları terk eden herkese sesleniyorum:

Sahip çıkmayacaksanız, kısa bir süre sonra bıkarak terk edecekseniz, asla evinize bir hayvan almayın. Bunun günahını hiçbir şekilde ödeyemezsiniz. Çünkü konuşamıyorlar, dertlerini anlatamıyorlar ve de onlar Tanrı emaneti!

TERKEDİLMENİN GÖZYAŞLARI

Dışarıda dondurucu soğuk, canlının içini burkan, onu halsiz bırakan, açlık. O güzel gözlerde biriken yaşlar.

Anlayamıyor bir türlü sokağa, dondurucu ayaza, açlığa bırakılışını.

Düşünüyor, düşünüyor…..nerede yanlış yaptım ? Hatam neydi?.. Ama bir türlü bulamıyor!

Yük taşı dediler, yarı aç yarı tok taşıdı.

Kaldıramayacağı kadar ağırlık verdiler sırtına, büyük bir çaba ile ulaştırdı yerine.

Gecelerinin çoğu aç geçti, uykuya verdi açlığını.

Karnında bebesini bile görmeden yorulunca vurdular kırbacı, vurdular kırbacı sırtına…sus !.. sus !… dedi bebesine ‘annen seni korur, sakın korkma!’

Veterinersiz, her an bebesini kaybetme korkusuyla o köhne yıkık ahırda dünyaya gelen yavrusunu yalarken hep dua etti, yakardı TANRIYA: ‘Kaderi benzemesin annesine’ diye.

Yine de verilen görevi yerine getirdi, hiç aksatmadı işini.

Suçunu aradı, sahibimi neden kızdırdım diye düşündü bulamadı. Neden attılar beni ahırdan, neden bir lokma yemi çok gördüler? Dedi dedi de cevabını bir türlü bulamadı.

Soğuk ve açlık iyice gücünü tüketmişti. Yere uzanıverdi. Birden bir karaltı çöktü üzerine. Gözlerinden akan yaşları yalıyordu.

-Üzülme dedi. Bak beni de bıraktılar, açım ve üşüyorum. Bu insanların kendilerine faydaları yok, kavga etmekten, birbirlerini yok etmekten başka bir şey düşünmezler. Bizi yaratan Tanrı elbet duyacaktır çığlığımızı.

İtfaiyenin telefonuna ulaştığımda, bu gözyaşlarını durdurmak, açlığı gidermek istiyordum.

Konyamızın isimsiz kahramanları KONYA BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ’ NİN İTFAİYESİ SON NEFESİNİ VERMEK ÜZERE OLAN ATI VE ONU TESELLİ EDEN ARKADAŞINI BULDU.

Karatay Belediyesi’nin hazırlattığı OLİMPİYAT PARKINDAKİ ahıra konulan atların ilk tedavileri yapıldı.

Sabaha karşı gözyaşları kurudu acıları sona erdi.

Ama gözlerini kapatırken, hala neden bu kadar hizmet ettiği insanoğlunun kendisini ayaza, açlığa bırakışını anlamış değildi.

Arkadaşı uğurlarken onu, şimdilik bulduğu yemlere ve sıcak ahıra şükrediyordu…

> Yeni Meram >Yazarlar > ACILARI BÜYÜK, ÖYKÜLERİ KISACIK
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yeni Meram'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ MERAM veya yenimeram.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.